Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün
Sen var iken ey dost baña yâr gerekmez
Cevrüñ çekeyüm ġayri vefâ-dâr gerekmez
Cevrüñ de vefâdur baña derdüñ de devâdur
Bîmâr-ı dile bir daḫi tîmâr gerekmez
Cânâ bu cihân içre vefâ-dâr ṣanemler
Her gûşede gerçi nicesi var gerekmez
Kûyuñda senüñ dâ’imâ ‘uryân olayın tek
Cennetde baña ḥulle vü destâr gerekmez
Pend itme baña yâr içün yarını nâṣiḥ
Yârüm baña pendüñ saña hey var gerekmez
Çeşmüñ beni öldürdi vü sen yoḳ nice dirsin
Ġamzeñ ḫo şehâdet ider inkâr gerekmez
Mest-i mey-i ‘aşḳ ol yüri ‘âlemde i Mihrî
Pes rind ü ḫarâbât olana ‘âr gerekmez
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey dost, sen varken bana başka sevgili gerekmez; senin cefanı çekeyim, başka vefalı gerekmez.
2. Cefan da bana vefadır, derdin de devadır; hasta gönle bir daha bakım (tîmâr) gerekmez.
3. Ey can, bu dünyada vefalı güzeller gerçi her köşede pek çoktur; (ama bana) gerekmez.
4. Senin mahallende her zaman çıplak kalayım yeter; cennette bana cennet giysisi (ḥulle) de sarık da gerekmez.
5. Ey öğütçü, sevgili yüzünden bana yarını anarak öğüt verme; sevgilim bana, öğüdün sana; hey, yürü git, gerek yok. ("Yarın" burada âşığın başına gelecekleri ya da ahireti karşılayabilir. Kafiyedeki "var", 3. beyitteki "var"dan farklı olarak "varmak" fiilinin emridir: "git".)
6. Gözün beni öldürdü, sen nasıl "yok" dersin; bakışın zaten şahitlik ediyor, inkâra gerek yok.
7. Ey Mihrî, aşk şarabıyla sarhoş ol, dünyada yürü; rint ve meyhaneye düşmüş olana utanç (âr) gerekmez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın altmışıncı gazeli yedi beyittir ve "Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-âr/-ar" sesidir (yâr, vefâ-dâr, tîmâr, var, destâr, inkâr, ‘âr), redif "gerekmez"dir. Bir önceki gazelle aynı vezin ve redifi paylaşır; Sıtkı Nazik'in Mihrî divanı için hazırladığı redif listesinde ikisi birlikte yer alır. Neşir bu gazelde M (63a) ve Ü (41a) nüshalarına dayanır; Havlioğlu'nun OTAP metninde 62. gazel olarak tek nüshadan verilir. Kime yazıldığı bilinmez.
Kafiyede bir cinas dikkati çeker. Üçüncü beyitteki "var" bugünkü anlamıyla "mevcut"tur ("nicesi var"), beşinci beyitteki "hey var" ise "varmak" fiilinin emridir: "hey, yürü git". Aynı ses iki ayrı kelime olarak kafiyeye girer.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, bir önceki gazelin "sevgili varken başka hiçbir şey gerekmez" düşüncesini bu kez âşığın kendi tercihleri üzerinden sürdürür. Matlada başka sevgili, başka vefalı aranmaz; ikinci beyitte cefa vefaya, dert devaya dönüşür. Gülşen Kaya, gönül maddesinde bu beyti verir ve ne olursa olsun hasta gönlün derdinin de dermanının da sevgili olduğunu, ondan başka kimsenin âşığa yardım edemeyeceğini söyler. Üçüncü beyitte âşık, vefalı güzellerin çokluğunu bile bile onlara dönmez.
Dördüncü beyit dünyevî ve uhrevî nimetleri karşı karşıya getirir. Sevgilinin mahallesinde (kûy) çıplak kalmak, cennette giyilecek ḥulle ile destâra (sarık) tercih edilir. Kaya, divanda âşığın giydiği aşk libasının dünyada rütbe gösteren cübbeden, cennette giyilen hulleden üstün tutulduğunu belirtir; bu beyit aynı tercihi sevgilinin mahallesi üzerinden dile getirir. "‘Uryân" kelimesi, maddi her şeyden soyunmuş derviş hâlini de çağrıştırır.
Beşinci beyitte divan şiirinin bilinen tipi nâṣiḥ (öğüt veren) karşısına alınır ve kaba bir ses tonuyla savılır: "Yârüm baña pendüñ saña". Altıncı beyit bir mahkeme sahnesi gibidir. Kaya, göz maddesinde bu beyti verir ve divanda gözün âşığı öldüren bir kan içici olarak düşünüldüğünü, sevgili bunu inkâr etse de gamzenin şahit olduğunu söyler. Katil göz, şahit gamze, inkâr eden sevgili: beyit, hukuk dilinden alınmış kelimelerle (şehâdet, inkâr) kurulmuş bir tenasüptür.
Makta beyti rint tipine bağlanır. Kaya, rint maddesinde bu beyti örnek gösterir ve aşk şarabıyla sarhoş olan rintlerde "âr" bulunmadığını söyler; Mehmet Çavuşoğlu'nun Necâtî divanı üzerine çalışmasına dayanarak bu "âr" kelimesinin "benlik" karşılığında kullanıldığını ekler. Bu okuyuşla beyit, rindin utanç duygusundan çok benliğinden kurtulmuş olduğunu anlatır. Bir kadın şairin kendine "mest ol, yürü" diye seslenmesi, divanın başka yerlerinde de görülen bu rint söyleyişinin en açık örneklerindendir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 82-83, Gazel 60 (M 63a, Ü 41a). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 54, 154, 207, 244 (rint, göz, gönül ve aşk libası maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 137 (Mihrî divanındaki redifler tablosu: "gerekmez", G.59, G.60).
Kitaplar
- Mehmet Çavuşoğlu, Necâtî Bey Divânı'nın Tahlili, İstanbul 1971, s. 49 (Kaya'nın aktarımıyla).
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 62 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).
Çevrimiçi kaynaklar






