Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fa‘ûlün

Dile cevrin ḥabîb itmişdi ḳâṭi‘
Dirîġâ yine beñzer itdi râci‘
İçer ṣu yirine ḳanumı ġamzeñ
‘Aceb budur ki olmaz daḫi ḳâni‘
Beni bir tîrle öldürmişdi ġamzeñ
Arada çeşmüñ olmasaydı mâni‘
Düşelden ‘aşḳuñuñ sevdâsına âh
Neler oldı benüm başuma vâḳi‘
Ṭapuñdan ummaz idüm dost âḫir
Ḳatuñda ola idi külli żâyì‘
İrilmez yâre cehd ile i Mihrî
Keşîde olmayıcaḳ ẕerre ṭâli‘

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgili, gönle ettiği eziyeti kesip bırakmıştı; yazık ki görünüşe bakılırsa onu yine geri getirdi.

2. Gamzen (süzgün, yan bakışın) su yerine benim kanımı içer; şaşılacak olan şu ki yine de doymaz, yetinmez.

3. Gamzen beni bir okla öldürmüştü, eğer araya gözün engel olarak girmeseydi.

4. Ah, senin aşkının sevdasına düşeli beri başıma neler geldi.

5. Ey dost, senin kapından (huzurundan) bunu beklemezdim: sonunda senin katında her şeyim büsbütün boşa gidecekmiş. (Beyit iki türlü okunabilir: ikinci mısra "keşke senin katında her şeyim yok olup gitseydi" diye bir dilek olarak da anlaşılabilir. F nüshası "Ḳatuñda" yerine "Ḳapuñda" okur; anlam değişmez.)

6. Ey Mihrî, talih yıldızı zerre kadar yükselmedikçe sevgiliye çabayla ulaşılmaz. (Havlioğlu'nun metninde "Kişide olmıyacaḳ zerre ṭâli‘" okunur; bu okumayla mısra "kişide zerre kadar talih olmayınca" anlamına gelir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yetmiş birinci gazeli, harfü'l-‘ayn bölümünde yer alan altı beyitlik bir şiirdir. Aruzun hezec bahrinin kısa kalıplarından "Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fa‘ûlün" ile yazılmıştır; bu kalıp mesnevilerde ve kısa, yalın söyleyişli gazellerde sık kullanılır. Gazelin redifi yoktur. Kafiye, Arapçadan gelen ve hepsi "‘ayn" harfiyle biten fâ‘il kalıbındaki kelimelerle kurulmuştur: ḳâṭi‘ (kesen), râci‘ (geri dönen), ḳâni‘ (yetinen), mâni‘ (engel olan), vâḳi‘ (meydana gelen), żâyi‘ (kaybolan) ve ṭâli‘ (talih). Gazelin harfü'l-‘ayn bölümüne konmasının sebebi de budur. Şiir dört nüshada da bulunur (F 49a, M 69b, S 51a, Ü 43b). Beşinci beyitteki "żâyì‘" kelimesi neşirde özel bir karakterle basılmıştır ve büyük ihtimalle "żâyi‘" olarak okunmalıdır. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, sevgilinin bir an için bıraktığı eziyete geri dönmesinden duyulan hayal kırıklığıyla açılır. "Ḳâṭi‘" ile "râci‘" arasında bir karşıtlık vardır: biri kesmeyi, öteki geri dönmeyi anlatır. Sabiha Gemici, divanın cümle yapısını incelediği tezinde bu beyti, kelimelerin yerinde kullanılmadığı örnekler arasında sayar ve şairin "ḳâṭi‘" yerine "kat‘" (kesme), "râci‘" yerine "rücû‘" (dönüş) demek istediğinin açık olduğunu yazar. Gemici aynı beyti, birleşik fiilde yardımcı fiilin vezin ve kafiye zorlamasıyla isimden önce geldiği örnekler arasında da anar. Bu gözlem, kafiyenin Arapça fâ‘il kalıbına bağlanmasının şairi zaman zaman alışılmış söyleyişin dışına ittiğini gösterir.

İkinci ve üçüncü beyitler sevgilinin bakışlarını iki ayrı kişi gibi konuşturur. Gamze, kan içen bir zalimdir; su yerine âşığın kanını içer ama yine de kanmaz. "Ṣu", "ḳan" ve "içmek" kelimeleri arasındaki ilgi tenasüp oluşturur; "ḳâni‘" sözü de ses bakımından beyitteki "ḳan" kelimesini ve Türkçedeki "kanmak" fiilini akla getirir. Üçüncü beyitte gamze bir okla âşığı öldürmek üzeredir, onu kurtaran ise gözdür. Gülşen Kaya bu beyti, gözün genellikle canı yağmalayan bir düşman olarak anıldığı divanda, bazen katilin gamze, âşığı kurtaranın ise göz olduğuna örnek olarak verir. Göz ile gamzenin birbirinden ayrılması ve birinin ötekine engel olması, divan şiirinde sevgilinin yüzündeki her parçanın kendi iradesiyle davranan bir kişi gibi düşünülmesinin güzel bir örneğidir.

Dördüncü beyit, "âh" ünlemiyle kesilen sade bir hayıflanmadır; sevdaya düşmenin âşığın başına getirdikleri sayılmaz, okurun tahminine bırakılır. Beşinci beyit gazelin anlamca en kapalı yeridir. "Ṭapu" kelimesi eski Türkçede huzur, kapı ve hizmet anlamlarını birlikte taşır; âşık bu kapıda emek verip sonunda her şeyinin boşa gideceğini beklemediğini söyler. Makta beytinde ise talih düşüncesi öne çıkar: sevgiliye ulaşmak çabayla olmaz, talih yıldızının doğmasına bağlıdır. "Ẕerre" (zerre) ile "ṭâli‘" (doğan yıldız, talih) arasında, küçücük bir parça ile gökteki yıldız arasında kurulan bir zıtlık sezilir. Nüshalar ve neşirler arasındaki okuma farkı bu beyitte anlamı da etkiler: Arslan'ın "keşîde olmayıcaḳ" okuması talihin çekilip yükselmesini, Havlioğlu'nun "kişide olmıyacaḳ" okuması ise kişinin talihi olmamasını öne çıkarır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 89, Gazel 71 (F 49a, M 69b, S 51a, Ü 43b). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990, s. 101, 335, 505-506 (Gemici'de 73. gazel).
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 155. openaccess.firat.edu.tr

Kitaplar

  • Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 73 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).

Çevrimiçi kaynaklar