Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Şimdiden girü cihân ḫûblarınuñ varına yuf
Ḳurı da‘vâlar ile itdügi iḳrârına yuf
Eyü çekdük bularuñ cevr ü cefâsın be yüri
Nice bir yalvaralum yârına aġyârına yuf
Hey bu rîş-ḫandelerüñ bir başı vü biñ dil ile
‘Āşıḳın aldayıcı ḳavli yalan yârına yuf
Seveni sevmez ü bunlar ha sever sevmeyeni
Ḳo bu maḥbûblaruñ dünyede bî-‘ârına yuf
İ‘timâd itdügiçün ‘ahdine hercâyilerüñ
Mihrî'nüñ daḫi cihânda çürük efkârına yuf
Günümüz Türkçesiyle
1. Bundan böyle dünya güzellerinin varına yoğuna yuf olsun; kuru iddialarla verdikleri sözlere yuf olsun.
2. Bunların eziyetini, cefasını yeterince çektik; haydi, yürü git. Daha ne zamana kadar yalvaralım? Onların sevgilisine de yabancısına da yuf olsun.
3. Hey, bu insanı alaya alan güzellerin bir başı ve bin diliyle âşığını aldatan, sözü yalan sevgilisine yuf olsun. (Bir baş, bin dil: tek kişinin bin türlü konuşması, iki yüzlülük.)
4. Bunlar seveni sevmez de, ne gariptir, sevmeyeni severler. Bırak, bu sevgililerin dünyadaki arsızlığına yuf olsun.
5. Hercailerin (her yere gönül veren vefasızların) sözüne güvendiği için Mihrî'nin de bu dünyadaki çürük düşüncelerine yuf olsun.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yetmiş dördüncü gazeli harfü'l-fâ bölümündedir ve beş beyittir. Aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif, kınama ve tiksinti bildiren "yuf" ünlemidir; kafiye "-âr" sesiyle kurulur ve "-ına" ekiyle birlikte her beyitte aynı ezgiyi tekrarlar (var, iḳrâr, aġyâr, yâr, bî-‘âr, efkâr). Gazel dört nüshada da bulunur (F 50a, M 70b, S 52a, Ü 44a). Nüsha farkları küçüktür: F nüshası ikinci beyitte "be yüri" yerine "yüri var", F ve M dördüncü beyitte "sevmez ü" yerine "sevmez" okur. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Divan gazelinde âşık çoğunlukla sevgilinin cefasına boyun eğer, hatta bu cefadan zevk alır. Bu gazel ise o tutumun tam tersini dile getirir: âşık artık bıkmıştır ve dünyanın bütün güzellerine yuf çeker. Redifin bir ünlem olması, her beytin sonunu bir öfke patlamasına çevirir. Sıtkı Nazik, Mihrî divanının rediflerini incelediği bildirisinde "yuf" redifinin öfke ve nefret fırtınalarının koptuğu hissini uyandırdığını belirtir; şairin matla beytinde cihan güzellerinin tutarsızlığına kızdığını, onların cevr ü cefasına, âşığa yüz göstermeyişlerine ve hercailiklerine değinerek tepkisini ortaya koyduğunu yazar. Nazik'in tablosunda "yuf" redifi Mihrî divanında yalnız bu gazelde görülür.
Gazelin dili, divan şiirinin süslü söyleyişinden çok konuşma diline yakındır. "Be yüri" (haydi yürü, yürü git), "ha" (işte, ne gariptir), "ḳo" (bırak) gibi sözler, şiire birine öfkeyle çıkışan bir kişinin sesini verir. Üçüncü beyitte geçen "rîş-ḫand", sakala gülmek, yani birini alaya almak anlamındadır; "bir baş ve bin dil" ifadesi de bir kişinin bin türlü konuşmasını, sözünün güvenilmezliğini anlatır. "Baş" ile "dil" arasındaki ilgi ve "bir" ile "biñ" arasındaki karşıtlık beyti canlı kılar.
Dördüncü beyit gazelin düşünce merkezidir: güzeller seveni sevmez, sevmeyeni sever. "Seveni sevmez" ve "sever sevmeyeni" sözlerinin çapraz biçimde sıralanması, kelimelerin yer değiştirerek tekrarlandığı bir söyleyiştir ve anlamdaki tersliği biçimde de gösterir. Sabiha Gemici, Mihrî'nin kadın dünyasının duygularını anlattığı yerleri ele alırken başka bir gazelindeki "Seveni kendüleri sevmeğe iderler ‘âr" mısraını anar ve bu mısrada şairin "sadece kadın" olduğunu söyler. Aynı düşünce bu gazelin dördüncü beytinde de yer alır.
Makta beytinde öfke şairin kendisine döner. Mihrî, vefasızların sözüne güvendiği için kendi "çürük" düşüncelerine de yuf çeker. Bu iç hesaplaşma, gazelin bir kızgınlık anının dökümü olarak kalmayıp şairin kendine yönelttiği bir alayla kapanmasını sağlar.
Gemici, divanda şairin kadın olduğunu aklımıza getirmeyecek, çevresine meydan okuyan bir kişilikle karşımıza çıktığı beyitlere örnek verirken bu gazelin matla beytini de sayar. Gemici'ye göre bu meydan okuyuş, Mihrî'nin tezkirelerde anlatılan kişiliği bilindikten sonra şaşırtıcı değildir. Gazelin sert ve açık sözlü dili bu kişiliğin divandaki en belirgin izlerinden biridir; ancak şiirin belirli bir kişiye ya da olaya bağlandığına dair bir kayıt yoktur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 90-91, Gazel 74 (F 50a, M 70b, S 52a, Ü 44a). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (özellikle s. 137-138).
- Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990, s. 26-27, 507-508 (Gemici'de 76. gazel).
Kitaplar
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 76 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).
Çevrimiçi kaynaklar






