Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün
Cürmüm nedür ki dilbere bizden ṣafâsı yoḳ
Ben bendesine ẕerrece meyl ü vefâsı yoḳ
Her bir ḫabîs̱ ile ṣalınur nice ölmeyem
Gördükçe beni yüz çevürür merḥabâsı yoḳ
‘Aşḳuñ esîri derd ile dermânda kim begüm
Alsañ bizüm de göñlümüz ele ḫaṭâsı yoḳ
Her bî-nevâya vaṣlı nevâsın ‘atâ ider
Ben bî-nevâya ẕerrece vaṣlı ‘aṭâsı yoḳ
Bu nev-bahâra bir gün olur kim ḫazân irer
Ġırr'olma ḥüsne sevdügüm âḫir beḳâsı yoḳ
Her mâh-rûy ‘âşıḳuñ âhı duḫânile
Hiç görmedük ki ṣoñra yüzinüñ ḳarası yoḳ
Atma Ḫalîl-veş beni odlara ey raḳîb
‘Āşıḳ bu yolda yanmaġa ṣanma rıżâsı yoḳ
Mihrî gerekse yolına cân vir gerek cihân
Oynar güler raḳîb ile senden ṣafâsı yoḳ
Ey dil hemîşe cevr ü cefâya taḥammül it
Ṣanma cihânda her kişinüñ bir belâsı yoḳ
Günümüz Türkçesiyle
1. Suçum nedir ki sevgilinin bizden hoşnutluğu yok; ben kuluna karşı zerre kadar ilgisi ve vefası yok.
2. Her kötü kişiyle salınıp geziyor, nasıl ölmeyeyim; beni gördükçe yüzünü çeviriyor, bir merhabası bile yok.
3. Ey beyim, aşkının esiri dertle derman arasında kalmıştır; bizim gönlümüzü de alıp eline geçirsen bunda bir kusur yok. (Beyit iki türlü okunabilir: "aşkının esiri kimdir, dertte de dermanda da olan" diye bir soru olarak da anlaşılabilir.)
4. Her nasipsize vuslatının nimetini bağışlıyor; ben yoksula ise zerre kadar vuslat bağışı yok.
5. Bu yeni bahara bir gün gelir sonbahar erişir; sevdiğim, güzelliğine aldanıp gururlanma, onun sonunda kalıcılığı yok.
6. Âşığının ahının dumanıyla karşılaşıp da sonra yüzünde bir kara leke kalmayan hiçbir ay yüzlü görmedik. (Ahın dumanı yüzü isle karartır; "yüz karası" aynı zamanda utanç, ayıp demektir.)
7. Ey rakip, beni Halil İbrahim gibi ateşlere atma; âşığın bu yolda yanmaya rızası yok sanma. (Yani âşık aşk yolunda yanmaya zaten razıdır.)
8. Mihrî, onun yoluna ister can ver ister dünyayı ver; o, rakiple oynayıp gülüyor, senden hoşnutluğu yok.
9. Ey gönül, cevre ve cefaya her zaman katlan; dünyada herkesin bir belası yok sanma (herkesin bir derdi vardır).
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yetmiş altıncı gazeli harfü'l-ḳâf bölümündedir ve dokuz beyittir. Aruzun muzâri bahrinden "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "yoḳ", kafiye ise iyelik ekiyle birlikte "-âsı" sesidir (ṣafâsı, vefâsı, merḥabâsı, ḫaṭâsı, ‘aṭâsı, beḳâsı, ḳarası, rıżâsı, belâsı). Gazel dört nüshada da bulunur (F 52b, M 73b, S 54b, Ü 44b), ancak nüshalar arasında beyit düzeni bakımından farklar vardır: dördüncü beyit Ü nüshasında yoktur; sekizinci ve dokuzuncu beyitler F ve S nüshalarında yer değiştirmiştir. Arslan'ın metninde mahlasın geçtiği beyit sondan bir önceki sıradadır; F ve S nüshalarında ise gazel, alışılmış düzene uygun olarak mahlaslı beyitle biter. Havlioğlu'nun elektronik metni de bu ikinci düzeni izler. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, sevgilinin ilgisizliği karşısında âşığın şikâyetini bir dizi "yok" ile sıralar: sevgilinin hoşnutluğu yok, vefası yok, merhabası yok, vuslat bağışı yok. Matla beyti bu şikâyeti bir soruyla açar: "Suçum nedir?" Gülşen Kaya, padişah olan sevgilinin eşiğinden yasaklanmayı anlatırken, kul olan âşığın suçunu bilmediğini, sevgilinin ise âşığa zerre kadar meyli ve vefası olmadığını söyler. Sevgili sultan, âşık "bende", yani kul olarak düşünülür; şikâyetin ağırlığı bu eşitsizlikten gelir.
Üçüncü beyit Kaya'nın da üzerinde durduğu bir tasavvura dayanır: aşk esiri olan âşık her zaman dert ile derman arasındadır, dert de derman da sevgilidir. Dördüncü beyitte "bî-nevâ" (nasipsiz, yoksul) ile "nevâ" (nasip, azık) kelimeleri arasında bir söz oyunu vardır; aynı kökten gelen sözlerin yan yana kullanılması iştikak sanatına yakındır. "‘Atâ" ve "‘aṭâ" (bağış) kelimelerinin her iki mısrada tekrarı da beyitteki karşıtlığı keskinleştirir: herkese verilen, âşıktan esirgenir.
Beşinci beyit, gazele bir öğüt sesi katar. Sevgilinin güzelliği yeni bir bahardır, ama her baharın sonunda hazan gelir. Kaya, güzelliğin sevgiliye ait bir unsur olmakla birlikte geçici olduğunu, bu nedenle sevgilinin gururlanmamasının öğütlendiğini belirtir ve bu beyti örnek verir. Bahar ile hazan arasındaki karşıtlık tezat sanatıdır. Altıncı beyitte "yüz karası" sözü tevriyelidir: âşığın ahının dumanı yüzü isle karartır, aynı söz utanç ve ayıp anlamına da gelir.
Yedinci beyitte telmih sanatı vardır. Hz. İbrahim putlara tapmadığı için Nemrut tarafından ateşe atılmış, ateş onu yakmamıştır. Kaya, divanda Hz. İbrahim'in Halîl adıyla anıldığını, âşığın Halîl'e, rakibin Nemrut'a benzetildiğini belirtir ve bu beyti örnek verir. Âşık rakibe, beni ateşe atma, der; ama ikinci mısra bu yakarışı tersine çevirir: âşığın aşk yolunda yanmaya zaten rızası vardır. Böylece beyit, hem rakibin zulmünü hem de âşığın teslimiyetini aynı anda anlatır.
Gazel, sevgilinin rakiple oynayıp gülmesine dair acı bir tespit ve gönle sabır öğüdüyle biter. Son beyitteki "herkesin bir belası vardır" düşüncesi, şikâyeti kişisel bir dert olmaktan çıkarıp genel bir hayat bilgisine bağlar.
Sıtkı Nazik, Mihrî ile Amasyalı çağdaşı Tâcîzâde Ca‘fer Çelebi'nin divanlarındaki ortak redifleri karşılaştırdığı bildirisinde "-sı yoḳ" redifinin her iki şairde de bulunduğunu gösterir: Mihrî'de bu gazelde, Ca‘fer Çelebi'de ise dört gazelde. Nazik bu tabloyu, iki şairin birbirinden etkilenip etkilenmediğini araştırmak için hazırlamıştır; bu gazel için ayrıca bir karşılaştırma yapmaz.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 91-92, Gazel 76 (F 52b, M 73b, S 54b, Ü 44b). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 18, 121, 199. openaccess.firat.edu.tr
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (benzer redifli şiirler tablosu, s. 140).
- Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990, s. 509-510 (Gemici'de 78. gazel).
Kitaplar
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 78 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).
Çevrimiçi kaynaklar






