Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Olmasun aġyâr ile yâri İlâhî kimsenüñ
Arṭmasun günden güne derd ile âhı kimsenüñ
Giceler ney gibi nâlân eylerem gündüz fiġân
Olmasun bencileyin ḥâli İlâhî kimsenüñ
Āsitânından beni men‘ itme nâṣiḥ dilberüñ
Ka‘beye yüz süricek ḳalmaz günâhı kimsenüñ
Zâhidâ ‘ayb eyleme dil virdügüm dilberlere
Olmamaḳ bunlara olur mı nigâhı kimsenüñ
Ḥüsn iline şâh olalıdan yaḳar dil şehrini
Böyle ẓâlim olmasun hiç pâdişâhı kimsenüñ
Gâh zülfi ḥâ’il olur ruḫlarına geh ḫaṭı
Ḳalmasun Mihrî seḥâb içinde mâhı kimsenüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Allah'ım, kimsenin sevgilisi rakiplerle düşüp kalkmasın; kimsenin derdi ve âhı günden güne artmasın.

2. Geceleri ney gibi inler, gündüzleri feryat ederim; Allah'ım, kimsenin hâli benim gibi olmasın.

3. Ey öğüt veren, beni sevgilinin eşiğinden men etme; Kâbe'ye yüz sürünce kimsenin günahı kalmaz. (Sevgilinin eşiği Kâbe'ye benzetilir; oraya yüz süren âşık da günahlarından arınır.)

4. Ey zahit, gönül verdiğim güzellerden dolayı beni ayıplama; bunlara bakmamak kimsenin elinde olur mu? (Beyit iki türlü okunabilir: "Kimsenin bakışı bunlara yönelmeden durabilir mi?" ya da "Bunlara bakmamak kimsenin harcı mıdır?" Anlam aynı yere çıkar.) (S nüshasında "dilberlere" yerine tekil "dilbere" okunur.)

5. Güzellik ülkesine şah olalı beri gönül şehrini yakıyor; kimsenin padişahı hiç böyle zalim olmasın.

6. Bazen zülfü, bazen de ayva tüyleri yanaklarının önüne perde olur; ey Mihrî, kimsenin ayı bulut içinde kalmasın. (Ay sevgilinin yüzü, bulut onu örten saç ve tüylerdir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın sekseninci gazeli altı beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "kimsenüñ" kelimesidir; kafiye "-âhı / -âli" sesleriyle kurulur (âhı, ḥâli, günâhı, nigâhı, pâdişâhı, mâhı). İkinci beyitteki "ḥâli" kelimesi kafiyeyi yalnız uzun â sesiyle karşılar; öteki beyitlerin hepsinde "-âhı" sesi tekrarlanır. Gazel, Arslan'ın kullandığı dört nüshanın dördünde de (F, M, S, Ü) bulunur. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, baştan sona bir dua ve beddua kalıbı üzerine kuruludur. "Olmasun", "arṭmasun", "ḳalmasun" fiilleri ve iki kez tekrarlanan "İlâhî" (Allah'ım) hitabı, şiire bir yakarış havası verir. Şair kendi derdini anlatırken onu başkalarının başına gelmemesi dileğine çevirir: "Kimsenin hâli benim gibi olmasın." Redifin "kimsenüñ" oluşu bu dileği her beyitte yeniden kurar ve kişisel bir yakınmayı genel bir temenniye dönüştürür.

İkinci beyitte âşık, gece inleyen neye benzetilir. Ney, kamışlıktan koparılıp içi oyulduğu için inleyen bir çalgı olarak divan şiirinde ayrılık acısının bilinen imgelerindendir. Gülşen Kaya, âşığın âhının ve feryadının karşılık bulamamasını anlatırken bu beyti örnek gösterir.

Üçüncü ve dördüncü beyitler divan şiirinin iki tanıdık karşı tipini sahneye çıkarır: öğüt veren nâsıh ile sofu zâhid. Nâsıh âşığı sevgilinin kapısından uzaklaştırmak ister; şair ise sevgilinin eşiğini Kâbe'ye benzeterek cevap verir. Kaya'nın açıklamasıyla, Kâbe'ye yüz sürenin nasıl günahı kalmazsa, sevgilinin eşiğine yüz süren âşık da günahlarından temizlenir. Bu dinî benzetme hem bir teşbihtir hem de nâsıhın kendi diliyle ona karşı konan bir cevaptır. Zâhide yöneltilen dördüncü beyitte de güzellere bakmamanın insanın elinde olmadığı söylenir; güzelliğe bakmak, insanın elinde olmayan bir durum olarak sunulur.

Beşinci beyit, sevgiliyi "ḥüsn ili"nin, yani güzellik ülkesinin şahı olarak gösterir ve onun "dil şehri"ni, gönül şehrini yaktığını söyler. Şah, il, şehir ve padişah kelimeleri bir tenasüp oluşturur. Mısra sonundaki "Böyle zâlim olmasun hiç pâdişâhı kimsenüñ" dileği, sevgili-hükümdar benzetmesini adalet beklentisine bağlar; zalim padişah, divan şiirinde zulmeden sevgilinin olağan karşılığıdır. Kaya bu beyti sevgilinin şah olarak tasvirinin örnekleri arasında anar. Didem Havlioğlu'nun hazırladığı elektronik metinde aynı mısrada "yaḳar" yerine "yıḳar" okunur; bu okuyuşta sevgili gönül şehrini yıkan bir hükümdardır ve beyit, gönlü bir yapı olarak düşünen "gönül yıkmak" deyimine yaklaşır.

Makta beytinde sevgilinin yüzü ay, zülfü ve ayva tüyleri (ḫaṭ) ise ayı örten buluttur (seḥâb). Kaya, divanda zülüf gibi hattın da yüzü örten bir bulut olarak işlendiğini belirtir ve bu beyti gösterir. Son dilek de redife bağlanır: "Kimsenin ayı bulut içinde kalmasın." Ay ile bulutun yanında şairin "güneş" anlamına gelen mahlası da yer alınca beytin imgeleri gökyüzünde birleşir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 94, Gazel 80 (F 53b, M 74b, S 55b, Ü 46b). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 56, 134, 146, 227. openaccess.firat.edu.tr

Kitaplar

  • Didem Havlioğlu (hzl.), Ğazeliyyāt-ı Mihrī, OTAP elektronik edisyonu, 2007 (türkoloji-iran sitesinde yayımlanan çeviriyazı, gazel 83).

Çevrimiçi kaynaklar