Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Oldı hengâm-ı bahâr irdi demi gülzâruñ
İmdi dil bülbüli artur demidür gel zâruñ
Varalum ṣaḥn-ı gülistânda temâşâ idelüm
Serv reftârını ṣalınduġını dil-dâruñ
Degeyüz şâyed ola bir ruḫı gül ġonca lebe
Çekmişüz cevr ü cefâsını hezârân ḫâruñ
Sînemüz def ḳıluban ḳâmetimüz çeng idelüm
Diñlesün yâr maḳâmâtı nedür edvâruñ
Müdde‘î olsa cihân ḫalḳı ḳamu bize ne ġam
Ger bizümle ola bir ẕerre vefâsı yâruñ
Dâmen-i vaṣlı ḥabîbüñ hele girsün elime
Ṭutmışam tîġ-ı belâsına boyun aġyâruñ
Gerçi noḳṣân ġazelsin leb-i yâri añıcaḳ
Ṭûṭiyi mât ider ey Mihrî şirîn-güftâruñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Bahar mevsimi geldi, gül bahçesinin zamanı erişti; ey gönül bülbülü, şimdi inleyişini artırmanın tam vaktidir, gel.
2. Gül bahçesinin meydanına varalım, sevgilinin servi gibi yürüyüşünü, salınarak gidişini seyredelim.
3. Belki gül yanaklı, gonca dudaklı birine kavuşmaya değeriz; çünkü binlerce dikenin eziyetini ve cefasını çektik. (Diken, gülü korur ve gülü isteyeni yaralar; burada sevgiliye ulaşmak için katlanılan sıkıntılardır.)
4. Göğsümüzü def, boyumuzu çeng yapalım (göğsümüzü def çalar gibi döverek, iki büklüm olmuş bedenimizi çenge çevirerek inleyelim); sevgili dinlesin de makamların, usullerin ne olduğunu duysun.
5. Bütün dünya halkı bize düşman, davacı olsa ne gam; yeter ki sevgilinin bize zerre kadar vefası olsun.
6. Sevgilinin vuslat eteği hele bir elime geçsin; rakiplerin belâ kılıcına boynumu uzatmışım (her tehlikeyi göze almışım).
7. Ey Mihrî, sevgilinin dudağını anarken gazelin her ne kadar eksik kalsa da, tatlı sözlerin papağanı bile mat eder. (Papağan, şekere düşkünlüğü ve konuşkanlığıyla tatlı sözün simgesidir. Mısraı "sen eksik bir gazelsin" diye okumak da mümkündür; anlam yine sevgilinin dudağını anlatmaya sözün yetmemesidir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın seksen ikinci gazeli yedi beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "-uñ" (-ın) tamlayan ekidir; kafiye "-âr" sesiyle kurulur (gülzâr, zâr, dil-dâr, ḫâr, edvâr, yâr, aġyâr, güftâr). Şiir yalnız Ü nüshasında bulunur. Kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir bahar şiiri olarak açılır. Divan şiirinde baharın gelişi, gül bahçesinin açılması ve bülbülün feryadının artması aynı sahnenin parçalarıdır; Mihrî de ilk beyitte bu sahneyi kurar ve gönlü bülbüle benzetir. Gülşen Kaya, bülbülün divanda gönül için kullanılan teşbih unsurlarının en önde geleni olduğunu, baharın gelişiyle gönül bülbülünün feryadını artırdığını belirtir ve bu beyti örnek gösterir. Beytin ses oyunu da dikkat çekicidir: birinci mısranın sonundaki "gülzâruñ" ile ikinci mısranın sonundaki "gel zâruñ" hemen hemen aynı sesleri taşır. Ayrıca "demi" ve "demidür" kelimeleri iki mısrada tekrarlanarak zamanın geldiği duygusunu güçlendirir. Bu türden ses benzerliği, cinas sanatına yaklaşan bir söyleyiştir.
İkinci ve üçüncü beyitlerde konuşan, bir bahar gezintisine çağırır: gül bahçesine varılacak, servi boylu sevgilinin salınışı seyredilecektir. Servi, divan şiirinde uzun ve düzgün boyun bilinen karşılığıdır; "reftâr" (yürüyüş) kelimesiyle birlikte sevgilinin hareketini anlatır. Üçüncü beyitteki "gül yanak, gonca dudak" ile "binlerce diken" karşıtlığı, kavuşmanın acı çekmekle kazanıldığı düşüncesini gül ile diken arasındaki eski ilişki üzerinden verir.
Dördüncü beyit gazelin en zengin beytidir. Göğüs def, boy çeng olacaktır; sevgili de "maḳâmât" ve "edvâr"ın ne olduğunu dinleyecektir. Def ve çeng çalgı adlarıdır; makam ve edvar ise musikinin ezgi ve usul düzenini anlatan terimlerdir. Kelimelerin hepsi musiki alanından seçildiği için beyitte belirgin bir tenasüp vardır. Aynı zamanda göğsü def gibi dövmek yas ve acı hareketini, boyun çeng gibi bükülmesi de dertten iki büklüm olmayı anlatır; böylece musiki terimleri âşığın acısının sesine dönüşür. Mihrî'nin Eğribük'teki şehzade meclisini anlatan 150. gazelinde de musiki terimleriyle örülmüş bir meclis tasviri bulunduğunu Kaya ayrıca belirtir; bu gazelde ise musiki, bir meclisten çok âşığın kendi bedeninde kurulur.
Beşinci ve altıncı beyitler âşığın kararlılığını anlatır. Bütün dünya halkı karşı çıksa da sevgilinin zerre kadar vefası yeterlidir. Kaya, altıncı beyti vuslatın sevgilinin eteğini tutmak olarak düşünülmesinin örneği sayar: "dâmen-i vaṣl" (vuslat eteği) ele geçsin diye âşık, rakiplerin kılıcına boyun uzatmayı göze alır.
Makta beyti şairin kendi sözüne döner. Sevgilinin dudağını anlatmakta gazel eksik kalır; ama Mihrî'nin "şirîn-güftâr"ı, yani tatlı sözü, papağanı bile mat eder. Papağan divan şiirinde şekerle beslenen ve konuşan kuştur; Kaya, Mihrî'nin bir başka beytinde gönlün papağana benzetildiğini ve ona şeker olarak sevgilinin dudağını anmanın yettiğinin söylendiğini kaydeder. Bu gazelde de dudak anılırken papağan ile "şirîn" (tatlı) kelimesi aynı alanda buluşur. Didem Havlioğlu'nun yayımladığı metinde mısraın başı "noḳṣān-ı ġazelsün" biçiminde okunur; bu okuyuş, eksikliğin sevgiliyi anlatan gazelde olduğu anlamını öne çıkarır. Şair bir yandan sözünün yetersizliğini söyler, öte yandan sözünün tatlılığıyla övünür; bu övünme divan şiirinin makta beyitlerinde sık görülen bir şair övgüsüdür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 95, Gazel 82 (Ü 47a). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 79, 212, 238, 293. openaccess.firat.edu.tr
Kitaplar
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ğazeliyyāt-ı Mihrī, OTAP elektronik edisyonu, 2007 (türkoloji-iran sitesinde yayımlanan çeviriyazı, gazel 84).
Çevrimiçi kaynaklar






