Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fa‘ûlün

Gören görmiş vefâsın bu kerîmüñ
Süren sürmiş ṣafâsın bu kerîmüñ
İrişdük biz de âḫir meyyitine
Hele ḳılduḳ du‘âsın bu kerîmüñ
İrüp ‘uşşâḳuñ âhı ḳıl ḳalmış
‘Aceb bozmış liḳâsın bu kerîmüñ
Bile yanup yaḳılup aġlayaydum
Bulaydum mübtelâsın bu kerîmüñ
İ Mihrî şimdi saña ḥiṣṣe yoḳdur
Gören görmiş ṣafâsın bu kerîmüñ
İ Mihrî sâde-rû olsaydı yüz yıl
Çeker idüm cefâsın bu kerîmüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu cömert güzelin vefasını gören görmüş, onunla gönül eğlencesini süren sürmüş.

2. Biz de sonunda onun ölüsüne yetiştik; hiç değilse bu cömerdin duasını kıldık. (Cenaze namazına ve ölünün ardından okunan duaya işaret eder.)

3. Âşıkların âhı ona ulaşınca geriye kıl kalmış; şaşılacak şey, bu cömerdin yüzünü bozmuş. (Beyit iki türlü okunabilir: "kıl kalmak" deyimiyle "âşıkların âhı yüzünden ölümüne kıl kadar kalmış" anlamı da verilebilir; ancak "yüzünü bozmuş" sözü ve son beyit, kılın yüzde biten tüyler, yani sakal olduğunu düşündürür.)

4. Keşke ben de onunla birlikte yanıp yakılarak ağlasaydım; keşke bu cömerdin bir tutkununu bulsaydım (da onunla birlikte yas tutsaydım).

5. Ey Mihrî, artık sana bir pay kalmadı; bu cömerdin gönül eğlencesini gören görmüş.

6. Ey Mihrî, o yüz yıl tüysüz yüzlü kalsaydı, bu cömerdin cefasını (yüz yıl) çekerdim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın seksen birinci gazeli altı beyittir ve aruzun hezec bahrinden "Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "bu kerîmüñ", kafiyesi "-âsın" sesidir (vefâsın, ṣafâsın, du‘âsın, liḳâsın, mübtelâsın, cefâsın). Şiir yalnız M nüshasında bulunur. Gazelin alışılmamış bir özelliği, şair mahlasının iki beyitte birden geçmesidir: hem beşinci hem altıncı beyit "İ Mihrî" hitabıyla başlar. Beşinci beytin ikinci mısraı, ilk beytin ilk mısraını "Gören görmiş ṣafâsın" biçiminde neredeyse aynen tekrar eder; bu tekrar şiire bir ağıt nakaratının havasını verir. Gazelin kime yazıldığı bilinmez.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk okumada gazel bir ağıttır. "Kerîm", cömert, soylu, eli açık kişi demektir ve redifte her beyitte tekrar edilir. İkinci beyitte konuşan, bu kerîmin "meyyit"ine, yani cenazesine yetiştiğini ve hiç değilse onun için dua ettiğini söyler. Gülşen Kaya da gazeli bu yönüyle okur ve Mihrî'nin "kerîm" diye andığı birinin ölümünden söz ettiği bir gazel olarak tanıtır. Dördüncü beyitteki "Bile yanup yaḳılup aġlayaydum" (keşke onunla birlikte yanıp yakılarak ağlasaydım) mısraı da yas havasını sürdürür.

Ne var ki üçüncü ve altıncı beyitler gazelin ikinci bir okumaya açık olduğunu gösterir. Üçüncü beyitte âşıkların âhı ona ulaşınca "ḳıl ḳalmış" ve bu, kerîmin "liḳâ"sını, yani yüzünü bozmuştur. Altıncı beyitte ise Mihrî, bu güzel yüz yıl "sâde-rû" kalsaydı onun cefasını yüz yıl çekeceğini söyler. "Sâde-rû", yüzünde henüz tüy bitmemiş genç anlamına gelir. Kaya'nın gösterdiği gibi Mihrî'nin divanında yüzdeki tüyler (ḫaṭ) ay yüzü örten bir buluta, âşığın âhı da sevgilinin yüzünü kaplayan bir buluta benzetilir. Bu gazelde de âşıkların âhı yüze ulaşmış ve geride "kıl" bırakmıştır; sevgilinin yüzü tüylenmiş, eski güzelliği bozulmuştur. Bu açıdan bakıldığında "meyyit" ve "du‘â" kelimeleri, gerçek bir ölümden çok güzelliğin ölümünü anlatan şakacı bir mersiyenin parçaları olarak okunabilir. Kelimelerin iki anlama birden çalışması, beyitleri tevriyeye yaklaştırır. Metin iki okumadan hangisinin kastedildiğini açıkça söylemez; her iki anlam da şiirin içinde durur.

Gazelde öne çıkan söz sanatı tekrir, yani tekrardır. "Gören görmiş" ve "süren sürmiş" ilk beyitte aynı yapıyla iki kez kurulur; aynı ifade beşinci beyitte yeniden gelir. Bu tekrarlar, bir dönemin geçip gittiği duygusunu güçlendirir: o güzelin vefasını ve neşesini görenler görmüştür, Mihrî'ye ise "ḥiṣṣe", yani pay kalmamıştır. "Vefâ", "ṣafâ", "cefâ" ve "du‘â" kelimelerinin aynı ses kalıbında dizilmesi de şiirin ahengini kafiye yoluyla taşır.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 94-95, Gazel 81 (M 74b). ekitap.ktb.gov.tr
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 35, 146, 227. openaccess.firat.edu.tr