Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Bu maḳâmuñ ismini gerçi dimişler Göynicek
Dillere virür ḥayât âb-ı revânı göynicek
Gülsitân itmiş bu arayı ser-â-ser nev-bahâr
Ḫâne-ber-ḫâne müzeyyen eylemiş rengîn çiçek
Otı sünbül ḫâki ‘anber âbı kevs̱er ḫalḳı ḫûb
Cennete beñzetdüm anı ben hemân-dem göricek
Rûz u şeb elḥân ider bülbülleri ḫoş şevḳ ile
Gül gibi güler göñül gûşa ṣadâsı iricek
Āsitânını edeb itdük ziyâret itmege
Yüzümüz sürdük ḳadem baṣduġı yire giricek
Bir ‘azîzüñ bu maḳâmıdur ki Mihrî ṣıdḳ ile
Cân u dilden bir muḥibbi sensin anuñ girçek
Müzdine Aḳ Şems-i Dîn'üñ vir ṣalavât ḳıl du‘â
Ḳurtarur ‘iṣyândan ol seni himmet idicek
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu makamın, yani bu ziyaret yerinin adına gerçi Göynicek demişler; akan suyu, gönüller yanıp tutuştuğunda onlara hayat verir. (Beyit iki türlü okunabilir. Neşirdeki "göynicek" okuyuşunda kafiye kelimesi yer adını tekrar eder ve "göynemek", yani içi yanmak fiilinden "yanınca" anlamına gelir. Gülşen Kaya aynı kelimeyi "göricek" diye okur; bu okuyuşla mısra "akan suyu, görülür görülmez gönüllere hayat verir" anlamını taşır.)
2. İlkbahar bu yöreyi baştan başa gül bahçesine çevirmiş; renk renk çiçekler evleri birer birer süslemiş.
3. Otu sümbül, toprağı amber, suyu Kevser, halkı güzel; onu görür görmez hemen cennete benzettim. (Kevser, cennetteki ırmağın adıdır.)
4. Gece gündüz bülbülleri hoş bir coşkuyla nağmeler söyler; sesleri kulağa erişince gönül gül gibi açılıp güler.
5. Edeple eşiğini ziyaret etmeye niyetlendik; içeri girince onun ayak bastığı yere yüzümüzü sürdük.
6. Burası bir azizin makamıdır; ey Mihrî, sen de doğrulukla, candan ve gönülden onun gerçek bir sevenisin.
7. Bu ziyaretin karşılığı olarak Ak Şemseddin'e salavat getir, dua et; o himmet edince (manevî yardımını gösterince) seni günahlardan kurtarır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın seksen üçüncü gazeli yedi beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelde redif yoktur; kafiye "-çek / -cek" sesleriyle kurulur (Göynicek, göynicek, çiçek, göricek, iricek, giricek, girçek, idicek). Kafiye kelimelerinin çoğu "-ıcak / -icek" zarf-fiil ekini taşır ("göricek" görünce, "iricek" erişince, "giricek" girince, "idicek" edince); bu da şiire anlatılan bir ziyaretin adım adım ilerleyişini veren bir ses düzeni kazandırır. Şiir yalnız Ü nüshasında bulunur.
Anlam ve Söz Sanatları
Bu gazel bir yer tasviriyle bir ziyaret anlatısını birleştirir. İlk dört beyit bir yeri anlatır, son üç beyit o yerde yatan bir azizi. "Maḳâm" kelimesi burada bir velinin hatırasına adanmış ziyaret yeri, türbe anlamındadır. Şair önce yerin adını verir: "Bu makamın adına Göynicek demişler." Ardından akarsuyunu, çiçekli evlerini, bülbüllerini sayar. Üçüncü beyitte tasvir doruğa ulaşır: otu sümbül, toprağı amber, suyu Kevser, halkı güzeldir; şair burayı görür görmez cennete benzetmiştir. Sümbül, amber ve Kevser cennetle ilişkili kelimelerdir ve beyit bu tenasüp üzerine kurulur. Gülşen Kaya, Mihrî'nin cenneti güzel bir yeri ve bahar mevsimini anlatmak için de kullandığını belirtir ve Göynicek tasvirini bunun örneği olarak gösterir; aynı benzetme, şehzadelerin yaylağı Lâdik'i anlatan murabbada da "ḫuld-ı berîn" (yüce cennet) ifadesiyle karşımıza çıkar.
İlk beyitteki kafiye kelimesi şiirin en ince oyununu taşır. Arslan'ın neşrinde yer adı "Göynicek" ile mısra sonundaki "göynicek" aynı biçimde yazılmıştır. İkincisi "göynemek" (yanmak, içi tutuşmak) fiilinden türemiş bir zarf-fiil olarak okunursa, yer adı ile fiil arasında bir cinas doğar: Göynicek'in akan suyu, gönüller "göyünce", yani yanıp tutuşunca onlara hayat verir. Su ile yanma arasındaki karşıtlık da beyte tezat katar. Kaya'nın okuyuşunda ise kelime "göricek" (görünce) olur ve cinas ortadan kalkar; hangi okumanın doğru olduğu yazmalarla denetlenmeden kesinleşemez.
Beşinci beyitten itibaren şiir bir ziyaret anlatısına döner. Eşiğe edeple yaklaşılır, azizin "ayak bastığı yer"e yüz sürülür. Altıncı beyitte şair kendisine seslenir: Mihrî bu azizin gerçek bir muhibbi, gönülden sevenidir. Yedinci beyit ziyaretin âdabını tamamlar: salavat getirilir, dua edilir ve azizin "himmet"i, yani manevî yardımı umulur. Kaya, divanda hayır duayla anılmanın önemini anlatırken bu üç beyti gösterir. Böylece gazel, aşk ve sevgili mazmunlarına hiç başvurmadan dinî bir ziyaret şiiri olarak kapanır.
Tarihî Bağlam
Gazelde adı geçen "Aḳ Şems-i Dîn"in kim olduğu ve "Göynicek"in nerede bulunduğu kesin olarak bilinmiyor. Gülşen Kaya, bu kişinin kimliğinin belli olmadığını, şiirden yalnızca övülen bir yerde türbesi bulunan mübarek bir zat olduğunun ve Mihrî'nin bu türbeyi ziyaret edip dua ettiğinin anlaşıldığını yazar; Göynücek'in neresi olduğunun da belli olmadığını ekler. Didem Havlioğlu'nun yayımladığı metinde yer adı "Künicek", velinin adı ise bitişik olarak "Aḳşemseddin" diye okunur.
Bu ad, Fatih Sultan Mehmed'in hocası olarak bilinen Akşemseddin'i (ö. 1459) akla getirir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Akşemseddin yedi yaşında babası Şeyh Hamza ile birlikte Şam'dan Anadolu'ya gelmiş ve o zaman Amasya'ya bağlı olan Kavak'a yerleşmiştir; hayatının son yıllarını Bolu'nun Göynük kasabasında geçirmiş, orada ölmüş ve türbesi vefatından beş yıl kadar sonra yaptırılmıştır. "Göynicek" adının "Göynük"e ses bakımından yakınlığı dikkat çeker; ancak Mihrî'nin Göynük'teki türbeyi ziyaret ettiğini gösteren bir kayıt yoktur ve gazelin Akşemseddin'le ilgisi kaynaklarda kurulmamıştır. Bugün Amasya'ya bağlı Göynücek ilçesine gelince, ilçenin resmî tarihçesi yerleşimin bugünkü yerinde ve bugünkü adıyla 1650 dolaylarında kurulduğunu kaydeder; bu da onu Mihrî'nin anlattığı yerle eşleştirmeyi zorlaştırır. Bu nedenle gazelin kime ve hangi yere ait bir türbe ziyaretini anlattığı açık bir soru olarak kalmaktadır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 95-96, Gazel 83 (Ü 47a). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 30, 76-77, 79-80, 116. openaccess.firat.edu.tr
Resmî kaynaklar
- T.C. Göynücek Kaymakamlığı, "İlçemizin Tarihçesi". goynucek.gov.tr
Kitaplar
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ğazeliyyāt-ı Mihrī, OTAP elektronik edisyonu, 2007 (türkoloji-iran sitesinde yayımlanan çeviriyazı, gazel 85).
- Orhan F. Köprülü, Mustafa İsmet Uzun, "Akşemseddin", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 2, İstanbul 1989. islamansiklopedisi.org.tr
Çevrimiçi kaynaklar






