Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün
Dil virdim ise saña i cân böyle mi gerek
Her demde çeşmüñ eyleye ḳan böyle mi gerek
Terk itdüñ itmezem dir iken mübtelâñı âh
Ḫûblar içinde ‘ahd ü emân böyle mi gerek
Ḳavlüñ benümle göñlüm alınca mıdı i yâr
Döndüresin yüzüñi revân böyle mi gerek
Sen bî-vefâyı sevdüm ise kâfir olmadum
Nâz u ‘itâb u cevr hemân böyle mi gerek
Bî-çâre Mihr'e müşteri iken ḳamu ünâs
Bend'itdi ise saña zamân böyle mi gerek
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey can, sana gönül verdiysem, böyle mi olmalı: gözün her an kan mı döksün? (Sevgilinin gözü bakışıyla âşığı yaralar; âşığın gözünden de kanlı yaşlar akar. Mısra iki anlama da açıktır.)
2. Ah, "Seni bırakmam" derken tutkununu bıraktın; güzeller arasında söz vermek ve aman vermek böyle mi olur?
3. Ey sevgili, benimle olan sözün gönlümü alıncaya kadar mıydı? Gönlümü alır almaz yüzünü hemen çevirmen böyle mi olmalı?
4. Ben vefasız seni sevdiysem kâfir olmadım ya; naz, azar ve eziyet hep böyle mi sürmeli?
5. Bütün insanlar zavallı Mihr'e müşteri, yani talip iken, zaman (talih) onu sana bağladıysa, (bana davranışın) böyle mi olmalı? (Mahlas burada "Mihr" biçiminde kısaltılmıştır; "mihr" güneş, "müşteri" hem alıcı hem de Jüpiter gezegeni anlamına gelir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın seksen altıncı gazeli beş beyittir ve aruzun muzari bahrinden "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelin redifi "böyle mi gerek" sorusudur ve her beyit bu soruyla biter; kafiye "-ân" sesiyle kurulur (cân, ḳan, emân, revân, hemân, zamân). Şiir Arslan'ın kullandığı dört nüshanın dördünde de (F, M, S, Ü) bulunur. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir sitem şiiridir. Redifteki "böyle mi gerek?" sorusu, cevabı bilinen bir sorudur ve her beyitte sevgilinin bir başka davranışını kınamak için tekrarlanır. Soru sanatı (istifham) burada kırgınlığı ve şaşkınlığı dile getirmeye yarar. Beş beyit boyunca aynı soru, farklı haksızlıklara bağlanarak bir şikâyet listesine dönüşür: gönül verene kan döktürmek, "bırakmam" deyip bırakmak, gönlü alınca yüz çevirmek, sevene naz ve eziyet etmek.
İlk beyitte "dil" (gönül), "cân" ve "çeşm" (göz) kelimeleri bir araya gelir. Sabiha Gemici, bu mısraı birleşik fiilin öğelerinin vezin için yer değiştirdiği cümlelerin örnekleri arasında gösterir: "kan eyleye" yerine "eyleye kan" denmiştir. Sevgilinin gözünün "kan eylemesi" iki türlü anlaşılabilir: sevgili bakışıyla âşığı yaralayıp kanını döker ya da âşığın gözünden kanlı yaşlar akıtır. İkinci beyitte sevgilinin verdiği söz ile tuttuğu yol karşı karşıya konur; "itmezem dir iken terk itdüñ" sözleri, "terk" kelimesinin tekrarıyla bu çelişkiyi açıkça gösterir. "‘Ahd ü emân", söz verme ve can güvenliği tanıma anlamında hukuki bir çağrışım da taşır ve verilen sözün bir güvence olması gerektiğini hatırlatır.
Üçüncü beyit, sevgilinin sözünün yalnızca gönlü almak için verildiğini ima eder. "Revân" kelimesi burada "hemen, derhal" anlamındadır ve yüz çevirmenin çabukluğunu vurgular. Dördüncü beyitte âşık, sevdiği kişinin vefasız olduğunu kabul eder; ama bunun bir suç olmadığını, onu sevmekle kâfir olmadığını söyler. Divan şiirinde sevgiliyi sevmek çoğu zaman bir din ya da inanç diliyle anlatılır; burada "kâfir olmadum" sözü, âşığın sevgisini bir suç gibi cezalandıran sevgiliye karşı yapılmış bir savunmadır. "Nâz", "‘itâb" (azar) ve "cevr" (eziyet) kelimeleri ise sevgilinin bilinen tavırlarını art arda sayar.
Makta beyti gazelin en sanatlı beytidir. Şair mahlasını vezin gereği "Mihr" biçiminde kısaltır (Gemici bu beyti, vezin yüzünden kelime yapısının bozulduğu örnekler arasında anar; onun Ü nüshasına dayanan metninde ikinci mısra "Bende etdiyise" diye başlar ve "kul ettiyse" anlamına gelir) ve onu "müşteri" kelimesiyle yan yana getirir. "Mihr" güneş, "müşteri" ise hem alıcı, talip anlamına gelir hem de bir gezegenin, Jüpiter'in adıdır. İki gök cisminin adının aynı mısrada buluşması bir tenasüp, "müşteri" kelimesinin iki anlamıyla kullanılması da bir tevriyedir. Gülşen Kaya, divanda müşterinin âşığı ifade ettiğini belirtir ve Mihrî'nin bu beyitte çoğu insanın zamanında kendisine müşteri, yani talip olduğunu, ama şimdi sevgiliye bend, yani bağlı olduğunu söylediğine dikkat çeker. Şair böylece bir zamanlar kendisinin de aranan biri olduğunu hatırlatır ve sitemini bu gururla bitirir: bütün insanların istediği biri zamanın elinde sevgiliye bağlanmışken ona böyle davranılmasını içine sindiremez.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 96-97, Gazel 86 (F 54a, M 75b, S 56a, Ü 48b). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 91-92. openaccess.firat.edu.tr
- Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990 (gazelin karşılaştırmalı metni, 89. şiir).
Çevrimiçi kaynaklar






