Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün
‘Arż itdi gülşene yine ruḫsâr-ı yâr gül
Ḫâmûş olma key ṣaḳın ey murġ-ı zâr gül
Ṣaḥrâ yüzini ṭut geçer eyyâm-ı nev-bahâr
Fevt itme furṣatı ki degül ber-ḳarâr gül
Ṣâfî mey ile sâḳî getür câm-ı sâġarı
Bülbül terennüm eyle geçer gül-‘iẕâr gül
Gül mevsiminde gülşene gel ‘ayş u nûş ḳıl
Destinde deste deste ṭutar her nigâr gül
Nergis gözüñ ḫayâlile ser-mest sebzede
Ġonca tebessüm itmege uş intiẓâr gül
Devrân bahârı bir gün irer kim ḫazân olur
Evrâḳını ḳılur ḥaẕer it târ u mâr gül
‘Ömrüñi ḫoş geçür ki geçer Mihrî devr-i gül
Dirsin ki ḳanı bülbüli yâ nev-bahâr gül
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül, sevgilinin yanağını yine gül bahçesine sergiledi; ey inleyen kuş (bülbül), sakın susma, gül açıldı. (Beyit iki türlü okunabilir: "sevgilinin gül yanağı yine bahçeye göründü" ya da "gül açılarak bahçede sevgilinin yanağını andırdı". Her iki okumada da baharın gelişiyle sevgilinin güzelliği birbirine karışır.)
2. Kıra, bayıra yönel; ilkbahar günleri çabuk geçer. Fırsatı kaçırma, çünkü gül kalıcı değildir.
3. Sâkî, kadehi saf şarapla doldurup getir. Bülbül, sen de şakı; gül yanaklı güzel de gül de geçip gider.
4. Gül mevsiminde gül bahçesine gel, yiyip içip eğlen; her güzelin elinde deste deste gül var.
5. Nergis, senin gözünün hayaliyle çimenlikte sarhoş olmuş (nergis çiçeği, baygın bakışlı göze benzetilir); gül ise işte goncasının gülümseyip açılmasını bekliyor.
6. Zamanın baharına bir gün gelir ki yerini güze bırakır; o vakit gül yapraklarını darmadağın eder, bunu unutma.
7. Mihrî, ömrünü hoş geçir, çünkü gül mevsimi geçer; sonra "Hani bülbül, hani ilkbahar, hani gül?" dersin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın doksan altıncı gazeli harfü'l-lâm bölümünde yer alır ve yedi beyittir. Aruzun muzâri bahrinden "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif her beytin sonunda tekrarlanan "gül" kelimesidir; kafiye "-âr" sesiyle kurulur (yâr, zâr, ber-ḳarâr, ‘iẕâr, nigâr, intiẓâr, târ u mâr, bahâr). Gazel dört nüshada da bulunur (F 56a, M 77b, S 58a, Ü 50b). Nüsha farkları küçüktür: F birinci beyitte "key" yerine "ki", Ü altıncı beyitte "irer" yerine "ider" okur; F ve S makta beytinde "ḳanı bülbüli" yerine "fâni bülbül" der ki bu okumayla mısra "fani bülbül de ilkbahar da gül de" anlamına kayar. Kime ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir kayıt yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin konusu baharın kısalığı ve bu kısa mevsimi değerlendirme çağrısıdır. Divan şiirinde gül, hem en güzel çiçek hem de en çabuk solan çiçek olarak bilinir; bu yüzden gül mevsimi, insan ömrünün ve gençliğin geçiciliğine sık sık benzetilir. Mihrî bu iki yönü birlikte kullanır: ilk beyitlerde gül sevgilinin yanağıdır, baharın sevinci ve bezmin çağrısıdır; altıncı beyitte ise aynı gül, yapraklarını darmadağın eden güz rüzgârının önünde kalır. Gülşen, bülbül, sâkî, kadeh, nergis ve gonca gibi bahar ve meclis unsurlarının bir arada anılması, tenasüp (birbiriyle ilgili kavramları bir arada kullanma) sanatının açık bir örneğidir.
Gülşen ve bülbül, divan şiirinin en tanınmış mazmunlarından biridir: gül sevgiliyi, bülbül onun için inleyen âşığı temsil eder. İlk beyitte bülbüle "murġ-ı zâr", yani inleyen kuş denir ve ona susmaması söylenir. Gülşen Kaya, Mihrî divanındaki kuş adlarını incelerken bülbülün "murġ-ı zâr" gibi sıfatlarla da anıldığını bu beyitle örnekler. Kaya ayrıca ikinci beyti, divanda baharın çabuk geçtiği, gül günlerinin tez bittiği ve bu yüzden fırsatın kaçırılmaması gerektiği düşüncesinin örnekleri arasında sayar; beşinci beyti de sevgilinin gözüne benzetilen nergisin çemende onun hayaliyle sarhoş olduğu yerlerden biri olarak gösterir.
Beşinci beyitte çiçekler birer insan gibi davranır: nergis sarhoş olmuştur, gül ise goncasının gülümsemesini bekler. Goncanın açılmasının gülümsemeye benzetilmesi, çiçeklere insan özelliği veren teşhis sanatıdır. Üçüncü beyitte "gül-‘iẕâr" (gül yanaklı) ile "gül" kelimesinin yan yana gelmesi, güzelin de çiçeğin de aynı hızla geçip gittiğini hissettirir. Makta beytinde şair kendine seslenir ve gelecekteki bir pişmanlığı şimdiden dile getirir: gül devri geçtikten sonra insan bülbülü, baharı ve gülü arayacak, bulamayacaktır. "Kanı" (hani, nerede) sorusuyla kurulan bu son mısra, şiirin öğüdünü bir hasret cümlesine çevirir.
Aynı kafiye ve redif Mihrî'nin divanında bir kez daha görülür. Divanın on ikinci kasidesi "Çünki gösterdi cihâna ruḫlarından yâr gül" mısraıyla başlar ve "-âr gül" kafiye ve redifiyle yazılmış bir bahariyedir; ancak vezni farklıdır (remel bahri). Sıtkı Nazik, Mihrî ile Amasyalı çağdaşı Tâcîzâde Cafer Çelebi'nin divanlarını kafiye ve redif bakımından karşılaştırdığı bildirisinde bu gazeli ve on ikinci kasideyi, Cafer Çelebi'nin Farsça şiirleri arasındaki "-âr gül" kafiye ve redifli bir şiirle aynı tabloda gösterir. Nazik bu benzerliğin bir nazire ilişkisi olup olmadığı üzerinde durmaz; tablo yalnız iki şairin aynı kafiye ve redifi kullandığını tespit eder.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 102, Gazel 96 (F 56a, M 77b, S 58a, Ü 50b). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (nergis, bahar ve kuşlar maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (redif tabloları, s. 136-137, 140).
- Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990 (Gemici'de 99. gazel).
Kitaplar
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 99 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).
Çevrimiçi kaynaklar






