Özgün Metin

Vezin: Feʻilātün feʻilātün feʻilātün feʻilün

Yoluña naḳd-i dil ü cānı da itsek itlāf
Yine itmez yine ol gözleri āhū inṣāf
Gelmez āġūş-ı viṣāle ne ḳadar saꜤy itsek
Sīm ü zerr itmeyicek dil-bere ey dil itḥāf
Kimse dūş [...] cefā endīşe
Ben helāk oldum [...] Ꜥaşḳımı lāf
İctināb itmege bāꜤis nedir ey kebk-i ḫırām
Cilvegāh olsa Ꜥaceb mi saña bu sīne-i ṣāf
Ḳadriñi bilmez eyā Mihrī-i ġam-ḫ˘ār bilmez
Yolıña naḳd-i dil ü cānı da itsek itlāf

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül ve can sermayemizi senin yolunda harcayıp tüketsek de o ceylan gözlü sevgili yine insaf etmez.

2. Ey gönül, sevgiliye gümüş ve altın armağan etmedikçe, ne kadar çabalasak da o kavuşma kucağına gelmez.

3. Bu beytin bir kısmı mecmuada silindiği için okunamamıştır. Okunabilen kelimelerden, birinci mısrada kimsenin cefa ile ilgili bir düşünceye düştüğü ya da düşmediği, ikinci mısrada ise şairin helak olduğu ve aşkının boş söz (lâf) sayıldığı yönünde bir anlam sezilir; beytin tam anlamı kurulamaz. ("Dûş" Farsçada hem "dün gece" hem "omuz" anlamına gelebildiğinden eksik mısraın nasıl tamamlanacağı da belli değildir.)

4. Ey keklik gibi salınarak yürüyen sevgili, benden kaçınmanın sebebi nedir? Bu tertemiz göğüs sana bir salınma, nazlanma yeri olsa şaşılır mı?

5. Ey gam yiyen Mihrî, (o sevgili) kadrini bilmez, bilmez; gönül ve can sermayemizi onun yolunda harcayıp tüketsek de.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu gazelin Mihrî Hatun'a ait olduğu kesin değildir. Şiir, Mihrî divanının bilinen dört nüshasının hiçbirinde yoktur; Kütahya Vahid Paşa İl Halk Kütüphanesi'nde 43 Va 2871 numarayla kayıtlı bir şiir mecmuasının 48b varağında, "Mihrî" mahlasıyla yer alır. Mecmuadaki yirmi Mihrî mahlaslı gazeli yayımlayan Mutlu Muhammet Aktaş, bunların Mihrî Hatun'a ait olma ihtimalini güçlü bulur, fakat yaptığı dil ve üslup karşılaştırmalarının kesin bir yargıya ulaştırmadığını açıkça yazar. Aktaş'a göre bu gazellerin Mihrî mahlaslı başka bir şaire ait olduğunu gösteren bir bilgi de yoktur. Mecmuanın derleyicisi, yazılış tarihi ve kaynakları bilinmediği için aidiyet sorusu açık kalmaktadır.

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; kafiye, itlâf, inṣâf, itḥâf, lâf ve ṣâf kelimelerindeki "-âf" sesiyle kurulur. Aktaş'ın notuna göre mecmuanın bu varağında yazı alanı silik olduğundan üçüncü beytin bazı kelimeleri okunamamıştır; makalede okunamayan yerler mecmuanın görüntüsüyle verilmiş, burada köşeli parantez içinde üç nokta ile gösterilmiştir. Gazelin son mısraı ilk mısraın tekrarıdır; Aktaş bunu redd-i matla‘ olarak kaydeder. Redd-i matla‘, matla beytindeki bir mısraın makta beytinde aynen ya da çok az değişiklikle tekrarlanmasıdır ve gazeli başladığı yere bağlayarak kapatır. Neşirde ilk mısrada "Yoluña", son mısrada "Yolıña" yazılmış olması, neşirdeki bir imla farkıdır; anlam aynıdır. Gazelin mecmuada ayrı bir başlığı yoktur; kime ve hangi vesileyle yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin konusu, karşılıksız kalan bir fedakârlıktır. Matla beytinde âşık, gönlünü ve canını bir sermaye gibi sevgilinin yoluna harcamaya hazırdır; "naḳd-i dil ü cân" tamlaması gönül ile canı nakit paraya benzetir. Ancak bu harcama karşılık görmez, ceylan gözlü sevgili yine insaf etmez. Divan şiirinde sevgilinin gözü sık sık ceylanın iri ve ürkek gözüne benzetilir; "gözleri âhû" ifadesi hem güzelliği, hem de ceylanın kaçıp uzaklaşan tabiatını hatırlatır.

İkinci beyit, gazelin en çarpıcı ve gerçekçi söyleyişini taşır. Sevgili, gümüş ve altın armağan edilmedikçe kavuşma kucağına gelmez. Birinci beyitte mecaz olarak kullanılan "naḳd", yani para, burada gerçek gümüş ve altına dönüşür; gönül ve can sermayesinin sevgiliyi kazanmaya yetmediği, onun ancak maddi armağanlarla elde edilebileceği söylenir. Bu, sevgilinin vefasızlığını ve çıkarcılığını anlatan acı bir şikâyettir. "Naḳd", "sîm ü zer", "itlâf" ve "itḥâf" kelimeleri arasında para ve harcama alanına ait bir tenasüp vardır.

Dördüncü beyitte sevgili "kebk-i ḫırâm", yani salınarak yürüyen keklik olarak anılır. Kekliğin yürüyüşü, divan şiirinde sevgilinin nazlı ve salınan yürüyüşüne benzetilen bir görüntüdür. Âşık, sevgilinin kendinden kaçmasının sebebini sorar ve kendi göğsünü, sevgilinin nazla dolaşabileceği temiz bir yer olarak sunar. Keklik ile "cilvegâh", yani salınma ve nazlanma yeri arasında bir uyum vardır. Makta beytinde şair kendine "Mihrī-i ġam-ḫ˘âr", yani gam yiyen, dertli Mihrî diye seslenir; aynı ifade mecmuadaki ilk Mihrî gazelinin derleyici başlığında da geçer. Sevgilinin onun kadrini bilmediği "bilmez" kelimesinin tekrarıyla vurgulanır ve gazel, ilk mısraın tekrarıyla başladığı yere döner.

Aktaş, mecmuadaki gazellerle divan arasında dilin sadeliği, ortak terkipler ve ortak vezinler gibi benzerlikler bulunduğunu gösterir. Bu gazelde de Arapça ve Farsça kelimeler bulunmakla birlikte söyleyiş akıcı ve anlaşılırdır. Yine de Aktaş'ın uyardığı gibi bu özelliklerin çoğu aynı geleneğe bağlı başka şairlerde de görülebileceğinden, gazel ancak ihtiyatla Mihrî Hatun'a bağlanabilir.

Kaynakça

  • Mutlu Muhammet Aktaş, "Mihrî Hatun'un Yayımlanmamış Gazelleri", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi 9/18 (Bahar 2023), s. 105-126, doi:10.28981/hikmet.1200789, gazel 3 (Kütahya Vahid Paşa İl Halk Ktp. 43 Va 2871, vr. 48b) ve dipnot 2-3; inceleme, s. 109-112.
  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, giriş, s. 11-14. ekitap.ktb.gov.tr

Çevrimiçi kaynaklar