Özgün Metin
Vezin: Feʻilātün feʻilātün feʻilātün feʻilün
Biliriz Ꜥāşıḳa dil-berde maḥabbet olmaz
Sevmeden de yine hīç bizde ferāġat olmaz
ꜤArż-ı ḥāl-i dil-i zārım görüp ol şūḫ dimiş
Geçer Ꜥömri elem-i hecr ile vuṣlat olmaz
Gerdenin ki deheniñ būs ide yārıñ her bār
Bundan Ꜥalā daḫı hīç Ꜥāşıḳa devlet olmaz
Almaġa hāle-i aġūşa o sīm-endāmı
Baña ancaḳ baña bu denīye ruḫṣat olmaz
Mihriyā [sen] bu sözimi çalagel gūş eyle
Bī-vefā dil-bere dil virmede rāḥat olmaz
Günümüz Türkçesiyle
1. Biliriz, sevgilide âşığa karşı sevgi olmaz; ama biz de onu sevmekten hiçbir zaman vazgeçmeyiz.
2. O şuh güzel, inleyen gönlümün hâlini anlattığımı görünce şöyle demiş: "Ömrü ayrılık acısıyla geçer, kavuşma olmaz."
3. Sevgilinin boynunu ve ağzını her defasında öpmek, işte âşık için bundan yüce bir mutluluk olmaz. (İlk mısraın başındaki "Gerdenin ki" sözü, makaledeki okunuşuyla açık bir cümle kurmaz; anlam, "boynunu ve ağzını öpmek" çekirdeğine dayanarak verilmiştir.)
4. O gümüş tenli güzeli kucağımın halkasına almaya bana, yalnız bana, bu düşkün kuluna izin yok.
5. Ey Mihrî, bu sözümü iyice kulağına koy: vefasız bir sevgiliye gönül vermekte rahat olmaz. (Mısradaki "çalagel" kelimesinin okunuşu ve anlamı açık değildir; "kulağına koy, dinle" anlamı "gūş eyle" sözünden gelir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu gazel Mihrî Hatun'un divanında yer almaz; Kütahya Vahid Paşa İl Halk Kütüphanesi'ndeki 43 Va 2871 numaralı, derleyicisi bilinmeyen bir şiir mecmuasının 66b varağında Mihrî mahlasıyla kayıtlıdır. Mecmuadaki yirmi Mihrî mahlaslı gazeli yayımlayan Mutlu Muhammet Aktaş, bunların Mihrî Hatun'a ait olmasını güçlü bir olasılık sayar; ama yaptığı dil ve üslup karşılaştırmalarının kesin bir yargıya varmaya yetmediğini de açıkça yazar. Şiiri bu kayıtla, Mihrî Hatun'a ait olması muhtemel ama kesinleşmemiş bir gazel olarak okumak gerekir.
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "Fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-at" ve "-et" sesleriyle kurulur (maḥabbet, ferâġat, vuṣlat, devlet, ruḫṣat, râḥat), redif ise "olmaz"dır. Matla beytinin iki mısraı birbiriyle kafiyelidir, öteki beyitlerde yalnız ikinci mısralar bu kafiyeye bağlanır; gazel nazım şeklinin bilinen düzeni budur. Aktaş'ın aktardığı metinde son beyitte bir kelime köşeli ayraç içinde tamir edilmiştir ("[sen]"). Gazelin kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin konusu karşılıksız sevgidir ve gazel bu konuyu süslü imgelerden çok düz, konuşur gibi cümlelerle işler. Matla beytinde "biliriz" diye söze girilir: âşık, sevgilinin kendisini sevmediğini baştan kabul eder, ama sevmekten vazgeçmeyeceğini de aynı kesinlikle söyler. Bu iki mısra arasında bir karşıtlık vardır; birinde sevgilinin ilgisizliği, ötekinde âşığın bağlılığı dile gelir. "Olmaz" redifi de iki mısrada iki ayrı yöne bakar: sevgilide sevgi olmaz, âşıkta vazgeçiş olmaz.
İkinci beyit gazele küçük bir konuşma sahnesi katar. Âşık derdini anlatır, sevgili ise ona doğrudan bir cevap verir: bu âşığın ömrü ayrılık acısıyla geçecek, kavuşma olmayacaktır. Divan şiirinde sevgilinin sözü çoğunlukla âşığın ağzından aktarılır; burada da cevap "dimiş" (demiş) fiiliyle, dolaylı bir anlatımla gelir. Üçüncü ve dördüncü beyitler kavuşma özlemini bedensel imgelerle anlatır: boynu ve ağzı öpmek, gümüş tenli güzeli kucağın halkasına almak. "Sîm-endâm" (gümüş tenli) sözü sevgilinin beyazlığını anlatan yaygın bir sıfattır; "hâle-i âġûş" (kucak halkası) ise kucağı ayın çevresindeki ağıla benzeterek sevgiliyi dolaylı yoldan aya benzetir. Dördüncü beyitte "baña ancaḳ baña" tekrarı, izinsizliğin yalnız âşığa özgü olduğunu vurgular; başkalarına açık olan kapı ona kapalıdır.
Makta beytinde şair kendine seslenir ve gazelin bütününden bir sonuç çıkarır: vefasız sevgiliye gönül veren rahat yüzü görmez. Mahlas beyitinde şairin kendine öğüt vermesi divan gazelinde sık görülen bir kapanıştır. Aktaş, mecmuadaki gazellerin Mihrî'nin divanıyla en belirgin ortaklığı olarak sade ve anlaşılır dili, Arapça ve Farsça terkiplere az yer verilmesini gösterir; bu gazel söz konusu sadeliğin iyi bir örneğidir. Vuslat, firkat ve âşığın çektiği çile gibi konuların hem mecmuada hem divanda işlenmesi de Aktaş'ın sıraladığı benzerlikler arasındadır, ama bu konular aynı zamanda dönemin bütün gazel şairlerinin ortak malıdır ve aidiyeti tek başına belirlemez.
Kaynakça
- Mutlu Muhammet Aktaş, "Mihrî Hatun'un Yayımlanmamış Gazelleri", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi 9/18 (Bahar 2023), s. 120-121, gazel 15 (Kütahya Vahid Paşa İl Halk Ktp. 43 Va 2871 Mecmû‘a-i Eş‘âr, vr. 66b); aidiyet tartışması s. 110-112, 124. doi:10.28981/hikmet.1200789. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2757129
Çevrimiçi kaynaklar

![Mecmua Gazeli 12 — Ḫadeng [ü] nāvek-i müjgāna ebrūsun kemān eyler](https://amasya05.com/storage/gallery/9e2b7e1d8926436b21885df248de8039.jpg)




