Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün
Ḫaṭṭuñ ḫadüñ yüzini ṭutdı nitekim ey cân
Zeyn itdi gülsitânı irişdi tâze reyḥân
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey can, ayva tüylerin yanağının yüzünü kaplar kaplamaz gül bahçesini süsledi; taze reyhan yetişti. (Ḫaṭ, genç sevgilinin yanağında beliren ilk ince tüylerdir. Yanak gül bahçesine, bu yeşilimsi tüyler de bahçede yeni biten reyhana, yani fesleğene benzetilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Arslan neşrinde müfredler bölümünün ikinci beytidir ve yalnız Ü nüshasında (76b) bulunur. Tek beyitten oluşan müfredde mısraların kafiyeli olması gerekmez, ama bu beyitte iki mısra "cân" ve "reyḥân" sözleriyle kafiyelenir; bu yönüyle bir gazel matlaı gibi kurulmuştur. Vezin muzâri bahrinin "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün" kalıbıdır. Arslan'ın sayımına göre bu kalıp divanda yalnız dört manzumede kullanılmıştır; iki eşit parçaya bölünen ritmi, beyte akıcı bir söyleyiş verir. Kime ya da hangi vesileyle söylendiği bilinmez.
Beytin neşirde ilginç bir eşi vardır. Müfredler bölümünün beşinci beyti (Ü 77a), birinci mısraın başındaki ilk üç kelimenin yeri değiştirilmiş hâliyle bu beytin aynısıdır: "Ḫadüñ yüzini ḫaṭṭuñ ṭutdı nitekim ey cân / Zeyn itdi gülsitânı irişdi tâze reyḥân." Arslan bu durumu bir dipnotla belirtir. Beyit aynı nüshada iki kez, kelime sırası farklı olarak yazılmıştır. Bunun müstensihin bir tekrarı mı, yoksa şairin aynı beyit üzerinde yaptığı bir oynamanın izi mi olduğunu bilmek mümkün değildir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, divan şiirinin en çok işlenen konularından birine, sevgilinin yüzünde ayva tüylerinin belirmesine ayrılmıştır. "Ḫaṭ" kelimesi hem yazı hem de genç erkek sevgilinin yanağında ve dudak kenarında beliren ince, koyu tüyler anlamına gelir. Şairler bu tüylerin çıkışını kimi zaman güzelliğin sonu diye yerer, kimi zaman da güzelliğe eklenen yeni bir süs diye över. Mihrî ikinci yolu seçer: tüyler yanağın güzelliğini bozmamış, tersine onu süslemiştir.
Beytin dayandığı benzetme, açıkça söylenmeden kurulur. Yanak "gülsitân" (gül bahçesi), tüyler "tâze reyḥân" diye anılır; benzeyen söylenmeden doğrudan benzetilen kullanıldığı için bu bir istiaredir. Reyhan, kokusu ve yeşilimsi rengiyle divan şiirinde sevgilinin tüylerinin en bilinen karşılığıdır. Gül bahçesine yeni bir bitkinin gelmesi, bahçeyi daha da güzelleştiren bir bahar haberi gibi anlatılır. Gül, gülsitan ve reyhan arasında tenasüp vardır. Birinci mısradaki "ḫaṭ" ile "ḫad" (yanak) arasında da yalnız bir harf farkı bulunur; iki kelimenin yan yana gelmesi kulağa hoş gelen bir ses tekrarı ve cinas oluşturur. "Nitekim" burada "-dığı gibi, -ar -maz" anlamında zaman bildirir: tüyler yanağı kaplar kaplamaz bahçe süslenmiştir.
"Ey cân" hitabı, beyti sevgiliye doğrudan söylenmiş bir iltifat hâline getirir. Bir kadın şairin genç bir erkek güzeli tüylerinin belirmesi üzerinden övmesi, divan şiirinin ortak diliyle yazılmış bir beyittir; Mihrî burada geleneğin kalıplarını değiştirmeden kullanır.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 185, Müfred 2 (Ü 76b) ve Müfred 5 dipnotu; giriş s. 11. ekitap.ktb.gov.tr






