Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün

Cevr ile beni şol ḳadar aġlatdı felek kim
Sürḫâb gözüm yaşı ile ḳana boyandı

Günümüz Türkçesiyle

1. Felek, yani talih, beni zulmüyle öyle çok ağlattı ki gözüm kızıl bir su gibi oldu, yaşıyla kana boyandı. (Sürḫâb Farsçada "kızıl su" demektir. Beyit iki türlü okunabilir: kızıl su gözün kendisine ya da gözden akan yaşa verilmiş bir ad olabilir; her iki okumada da anlatılan, kanlı gözyaşıdır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu beyit, Arslan neşrinde "Müfredler" başlığı altında toplanan yedi tek beyitlik şiirin ilkidir. Müfred, tek bir beyitten oluşan ve kendi başına bir anlam bütünü taşıyan şiirdir; mısraların birbiriyle kafiyeli olması gerekmez. Nitekim burada da birinci mısra "felek kim", ikinci mısra "boyandı" ile biter ve aralarında kafiye yoktur. Vezin, hezec bahrinin "Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün" kalıbıdır. Arslan'ın girişte verdiği sayıma göre bu kalıp divanda otuz manzumede kullanılmıştır ve sıklıkta dördüncü sıradadır.

Müfredler bölümündeki öteki beyitlerin hepsi yalnız İstanbul Üniversitesi'ndeki Ü nüshasında bulunurken, bu beyit F (74a), S (75b) ve Ü (76a) olmak üzere üç nüshada yer alır. Neşrin nüsha tavsiflerinde F ve S nüshalarının birer müfred içerdiği belirtilir; bu iki nüshadaki tek müfredin bu beyit olduğu anlaşılmaktadır. S nüshası, sonunda II. Bayezid'in mührünü taşıyan ve büyük ihtimalle padişaha gönderilen nüshadır. Beyit, divanın padişaha sunulan bu nüshasında da yer almaktadır. Kime ya da hangi vesileyle söylendiği bilinmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Beytin konusu, divan şiirinin en yaygın şikâyetlerinden biridir: felekin, yani dönen gökyüzünün ve onun temsil ettiği talihin insana çektirdiği eziyet. Felek divan şiirinde çoğu zaman acımasız, kararsız ve âşığa düşman bir güç olarak anılır; burada da "cevr", yani zulüm ve eziyetle ağlatan odur. Şair felekin zulmünü uzun bir sitemle anlatmaz; bütün etkisini tek bir sonuç üzerinde toplar: göz, ağlamaktan kana boyanmıştır.

Kanlı gözyaşı, şiddetli acının divan şiirindeki bilinen ifadesidir. Gözyaşı tükenince gözden kan aktığı, ya da gözyaşının kanla karışarak kızardığı söylenir. Mihrî bu mazmunu "Sürḫâb" kelimesiyle işler. Kelime "sürḫ" (kırmızı) ile "âb" (su) birleşmesidir; gözü ya da gözyaşını kızıl bir suya benzetir ve aynı zamanda ikinci mısraın sonundaki "ḳana boyandı" sözünü önceden haber verir. Kırmızı su, kan ve gözyaşı arasında bir tenasüp kurulur. Benzetme açıkça söylenmediği, kızıl su doğrudan gözün yerine konduğu için burada bir istiare de görülebilir.

Birinci mısradaki "şol ḳadar ... kim" yapısı, bugünkü "o kadar ... ki" kalıbıdır ve beyte sebep-sonuç düzeni verir: sebep felekin zulmü, sonuç kana boyanan gözdür. Bu sıkı yapı, müfredin tek beyitte tam bir anlam kurma özelliğine uygun düşer. Beyit, kendi içinde tamamlanmış bir şikâyet olarak okunur.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 185, Müfred 1 (F 74a, S 75b, Ü 76a); giriş s. 11-14. ekitap.ktb.gov.tr
  • İsmail E. Erünsal, "Mihrî Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 30, 2020, s. 37-38. islamansiklopedisi.org.tr