Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün
Ḫadüñ yüzini ḫaṭṭuñ ṭutdı nitekim ey cân
Zeyn itdi gülsitânı irişdi tâze reyḥân
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey can, yanağının yüzünü ayva tüylerin kapladı; tıpkı bir gül bahçesine taze reyhan (fesleğen) bitip onu süslemesi gibi. (Divan şiirinde "ḫaṭ", sevgilinin yanağında yeni beliren ince tüylerdir; "ḫad" yanak demektir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Müfred, tek bir beyitten oluşan şiirdir; başı sonu olan bir manzumenin parçası gibi okunmaz, söyleyeceğini iki mısraa sığdırır. Mihrî Hatun Divanı'nın neşrini hazırlayan Mehmet Arslan, divanda yedi müfred bulunduğunu ve bunların toplam yedi beyit tuttuğunu belirtir. Bu beyit, neşirdeki beşinci müfreddir ve yalnız İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'ndeki Ü nüshasının 77a varağında yer alır. Vezni muzâri bahrinin "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün" kalıbıdır; Arslan'ın sayımına göre bu kalıp divanda yalnız dört manzumede kullanılmıştır. İki mısra "cân" ve "reyḥân" kelimeleriyle kafiyelenir. Kime ve hangi vesileyle söylendiği bilinmemektedir.
Beytin metin bakımından ilginç bir durumu vardır. Neşirde ikinci müfred olarak, aynı nüshanın bir önceki sayfasında (76b) "Ḫaṭṭuñ ḫadüñ yüzini ṭutdı nitekim ey cân" diye başlayan bir beyit bulunur. Arslan bir dipnotta, beşinci müfredin ikinci müfredin aynısı olduğunu, aradaki tek farkın birinci mısraın başındaki ilk üç kelimenin yer değiştirmesi olduğunu kaydeder. İkinci mısralar harfi harfine aynıdır. Aynı beytin bir nüshada iki yerde, küçük bir söz dizimi farkıyla yazılmış olması, müstensihin elindeki kaynakta beytin iki ayrı biçimde dolaştığını ya da aynı beytin dikkatsizlikle ikinci kez yazıldığını düşündürebilir; neşirde bu konuda bir açıklama yoktur ve hangisinin şairin asıl söyleyişi olduğu bilinmemektedir. İki dizilişte de anlam değişmez: yanağın yüzünü tutan, her iki durumda da ayva tüyüdür.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, divan şiirinin en sık işlenen konularından birine, sevgilinin yüzünde ayva tüylerinin belirmesine ayrılmıştır. Gülşen Kaya'nın Mihrî divanı üzerine yaptığı incelemeye göre hat, divanda zengin ifadelerle anılır ve çoğu zaman tevriyeli kullanılır: yüzdeki tüylere verilen ad olan "ḫaṭ", aynı zamanda yazı sanatının adıdır. Kaya, yazı türlerinden reyhânî, gubârî ve rikâ‘ adlarının da ayva tüyü münasebetiyle şiirlere girdiğini, reyhanın çoğunlukla "ḫaṭṭ-ı reyḥân" biçiminde hem bir yazı türünü hem de güzel kokulu bir bitkiyi çağrıştırdığını gösterir. Bu beyitte "tâze reyḥân" ifadesi, gül bahçesinde biten fesleğeni anlatırken yüzdeki taze tüylere ve onların adaşı olan yazı türüne aynı anda göz kırpar.
Benzetmenin kuruluşu açıktır. Yanak, divan şiirinde gül ile anılır; yanak bir gülistan olunca, onun kenarında beliren yeşilimsi ve koyu tüyler o bahçede yeni bitmiş reyhan olur. Ḫad ile gülsitân, ḫaṭ ile reyḥân arasında bir tenasüp kurulmuştur. "Nitekim" kelimesi iki mısraı bir teşbihle bağlar: birinci mısrada olan şey, ikinci mısradaki bahçe sahnesinin bir örneğidir.
Beyti asıl dikkat çekici kılan, hattın burada bir süs olarak karşılanmasıdır. Divan şiirinde ayva tüyü çoğu zaman güzelliğin sona erdiğinin habercisi sayılır; Kaya, Mihrî'nin bir gazelinde hattı gül yanağı saran bir diken olarak gördüğünü, âşığın gülden bir yaprak bile koparamadan çevresinin dikenle sarıldığından yakındığını aktarır. Bu müfredde ise "Zeyn itdi", yani süsledi denir ve hat, bahçeye tazelik getiren bir bitki gibi karşılanır. Mihrî'nin divanında hat üzerine bir gazel bulunduğunu, hatta Şehzade Ahmed'in hattı için de bir gazel söylediğini yine Kaya belirtir. Bu tek beytin onlardan biriyle ilgisi olup olmadığı ise bilinmemektedir.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 185, Müfred 5 (Ü 77a) ve dipnot; giriş, s. 11-12. ekitap.ktb.gov.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 170-172. openaccess.firat.edu.tr






