Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Yaḳasuz seni ḳodı ṣanma güzeller Mihrî
Nice senüñ gibi bunda yeler oñmaz bulunur

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey Mihrî, güzellerin yakasını yırtıp perişan bıraktığı kişinin yalnız sen olduğunu sanma; burada (aşk yolunda) senin gibi koşup da iflah olmayan nice kişi bulunur. Beyit iki türlü okunabilir: "yaḳasuz" kelimesi, dertten yakasını parçalamış âşığı anlatabileceği gibi, tutunacak bir yakası, yani başvuracak bir dayanağı kalmamış, kimsesiz bırakılmış kişiyi de anlatabilir. ("Yelmek" koşmak, acele ile yürümek; "oñmak" iflah olmak, iyileşmek, muradına ermek demektir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu tek beyit, Mehmet Arslan neşrinde altıncı müfred olarak yer alır. Müfred, kendi başına bir şiir sayılan tek beyittir; divanlarda çoğu zaman sonlara, "Müfredler" başlığı altına toplanır. Arslan'ın tespitine göre Mihrî divanının dört yazma nüshasından F, M ve S'de birer müfred bulunurken İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'ndeki Ü nüshasında sekiz müfred vardır. Bu beyit de yalnız Ü nüshasında, 77a varağında kayıtlıdır. Vezni remel bahrinin "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıdır; Arslan'a göre bu, divanda en sık kullanılan ikinci kalıptır ve 48 manzumede görülür. Birinci mısrada şairin mahlası "Mihrî" geçer. İkinci mısra "bulunur" kelimesiyle biter; tek beyitlik şiirde birinci mısraın kafiyeye katılması gerekmediği için beyit kafiyesizdir. Kime ve hangi vesileyle söylendiği bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, şairin kendine seslenmesiyle kurulmuştur. Divan şiirinde şairin mahlasıyla kendine hitap etmesi, çoğunlukla gazellerin son beytinde görülen bir alışkanlıktır; bu müfred de bir gazelin makta beyti gibi, öğüt ve teselli tonunda bir sesle konuşur. Mihrî kendine "Güzellerin seni perişan bıraktığını sanıp yalnızlığına yanma; bu yolda senin gibi koşup da muradına eremeyen çok kişi vardır" der. Âşığın acısını kendine özgü sanması ve ardından aynı derdi çekenlerin kalabalığını hatırlaması, divan şiirinde sık rastlanan bir tesellidir.

"Yaḳasuz" kelimesi beytin anahtarıdır. Divan şiirinde âşık, dert ve ayrılık acısıyla yakasını, hatta göğsünü yırtar; yakası parçalanmış bir âşık, aşkın perişan ettiği kişinin bilinen görüntüsüdür. Kelimenin bu sahneyi çağrıştırdığı açıktır. Öte yandan Türkçede yaka, bir kimseye başvurmanın, ondan hak istemenin de simgesidir; birinin yakasına yapışmak ondan hesap sormak demektir. Bu açıdan "yaḳasuz ḳomaḳ", kişiyi tutunacak bir şeyi olmadan, sahipsiz bırakmak anlamına da çekilebilir. Neşirde beyit için bir açıklama bulunmadığından iki okumayı birlikte vermek daha doğrudur.

İkinci mısradaki "yeler" kelimesi "yelmek" fiilinden gelir. Gülşen Kaya'nın divan üzerine yaptığı incelemede aktarılan "Yel gibi yıllar ile hevâsında yelmişem" mısraı, Mihrî'nin bu fiili, sevgilinin ardından yıllarca koşturmayı anlatmak için başka bir yerde de kullandığını gösterir. "Oñmaz" ise eski Anadolu Türkçesinde iflah olmamak, iyi sonuç alamamak anlamında kullanılan "oñmak" fiilindendir. Böylece mısra, aşkın peşinden koşup bir yere varamayanları birkaç sade kelimeyle anlatır. Beyitte Arapça ve Farsça tamlamaya hiç yer verilmemesi, Mihrî'nin şiirlerinde dikkat çekilen sade Türkçe söyleyişin iyi bir örneğidir.

Mahlasın kadın bir şairin adı olması, beyitteki durumu da ilginç kılar. Divan şiirinde güzeller ve âşıklar geleneksel kalıplar içinde anılsa da, burada güzellerin perişan ettiği âşık rolünü üstlenen ses Mihrî'nin kendisidir. Kaynaklarda bu beyitle ilgili bir rivayet bulunmadığından, beytin belli bir olaya ya da kişiye bağlanması mümkün değildir.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 185, Müfred 6 (Ü 77a); giriş, s. 11-14. ekitap.ktb.gov.tr
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 274. openaccess.firat.edu.tr