Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fa‘ûlün
Nice İskenderi laʿlüm zülâli
Ṣuya iletdi vü ṣusuz getürdi
Günümüz Türkçesiyle
1. Kırmızı dudağımın tatlı, saf suyu nice İskender'i suya götürdü ve susuz geri getirdi. (Dudak, ölümsüzlük veren âb-ı hayata benzetilir: efsanedeki İskender âb-ı hayatı aramış ama bulamamıştı, dudağa ulaşmak isteyen nice İskender de aynı biçimde eli boş döner. "Suya götürüp susuz getirmek" deyimi ayrıca birini aklıyla, kurnazlıkla alt etmek anlamına gelir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu tek beyit Mihrî Hatun'un divanında bulunmaz; divanın Mehmet Arslan'ın neşrine esas olan dört yazma nüshasının hiçbirinde yer almaz. Bugün bildiğimiz biçimiyle yalnız tezkirelerde, yani şairlerin hayatını ve şiirlerinden örnekleri toplayan biyografi kitaplarında yaşar. Latîfî, Âşık Çelebi, Kınalızâde Hasan Çelebi, Beyânî ve Gelibolulu Âlî beyti Mihrî'ye ait olarak aktarır. Mihrî'nin divan dışında kalan ve aidiyeti tezkire rivayetine dayanan tek beytidir.
Beyit, hezec bahrinin "Mefâ‘îlün mefâ‘îlün fa‘ûlün" kalıbına uyar; bu kalıp neşirde verilmemiş, metinden tespit edilmiştir. Tek başına duran bu tür beyitlere divan şiirinde müfred denir. Tezkireler beyte farklı başlıklar koyar: Latîfî ve Âşık Çelebi "beyt" der, Âşık Çelebi'nin iki yazma nüshasında ise "kıt‘a" başlığı vardır; Kınalızâde beyti "matla‘" başlığıyla verir. İki mısra birbiriyle kafiyeli değildir, bu yüzden "matla‘" başlığı teknik anlamıyla yerinde durmaz. "Kıt‘a" başlığı beytin daha uzun bir parçanın kalanı olabileceğini akla getirir, ama hiçbir kaynakta ona eşlik eden başka bir beyit bulunmaz. Kaynaklar arasında yalnız küçük imla farkları vardır: Âşık Çelebi ve Kınalızâde "Niçe", Beyânî ve Âlî "susız", Beyânî "zülâlî" yazar.
Tarihî Bağlam
Beyit, Mihrî'nin hayatı hakkındaki en bilinen rivayete bağlıdır. Tezkirelere göre Mihrî, Sinan Paşa'nın oğlu İskender Çelebi'ye gönül vermiş, onun hakkında pek çok şiir yazmıştır; divandaki "Ḫâbdan açdum gözüm…" gazelinin "İrdi çün âb-ı ḥayâta Mihrî ölmez ḥaşre dek / Gördi çün ẓulmet şebinde ol ‘ıyân İskenderi" diye biten makta beyti bu bağın delili olarak gösterilir. İsmail E. Erünsal, Âşık Çelebi, Latîfî ve Kınalızâde'nin bu gönül bağını ima ettiklerini ve delil olarak Mihrî'nin şiirlerindeki İskender mazmununu gösterdiklerini belirtir.
Latîfî beytin söylendiği anı şöyle anlatır: Mihrî bu konuda İskender'le töhmet altında bırakılınca, Sultan Ahmed'in, yani o sırada Amasya'da sancakbeyi olan Şehzade Ahmed'in meclisinde bulunan zarifler ve şairler ona nükte yapmışlar, o da bu beyitle cevap vermiştir. Âşık Çelebi de beyti, İskender'le haramdan töhmet ettiklerinde söylenmiş bir söz olarak verir ve hemen öncesinde Mihrî'nin dünyaya kız gelip kız gittiğini kaydeder. Beyânî ve Kınalızâde, İskender adlı bir gençle ilgili töhmet karşısında söylendiğini yazar. Gelibolulu Âlî ise Mihrî'nin Sultan Ahmed'in meclisine girdiğini, çağdaşı şairlerle latifeleştiğini, İskender adlı gümüş tenli bir gençle töhmete uğradığını, ama iffetine kimsenin el uzatamadığını anlatır ve beyti "bir gün bedîhe dimişdür" diye, yani o anda doğaçlama söylenmiş olarak verir. Gönül Ayan da rivayeti aynı biçimde aktarır ve İskender, âb-ı hayat ve karanlık gecenin divan şiirinin ortak mazmunları olduğunu, ama Mihrî'nin çevresinde bir İskender Çelebi bulunmasının bu şiirlerin ona tutkunluk diye yorumlanmasına yol açtığını hatırlatır. Bu yüzden beytin söylenme vesilesi bütünüyle tezkirelerin anlattığı bir rivayettir; onu doğrulayan başka bir belge yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Beytin gücü, aynı sözü üç ayrı düzlemde birden işletmesinden gelir. İlk düzlem efsanedir. İslâm edebiyatlarındaki anlatıya göre İskender, ölümsüzlük veren âb-ı hayatı aramak için karanlıklar ülkesine gitmiş; yol arkadaşı Hızır suyu bulup içmiş, İskender ise bulamamıştır. Divan şiirinde sevgilinin dudağı çoğunlukla bu âb-ı hayata benzetilir. Mihrî, "la‘l" (kırmızı değerli taş, dudak) ile "zülâl" (saf, tatlı su) kelimelerini yan yana getirerek kendi dudağını âb-ı hayat yerine koyar: nice İskender bu suya kadar gelmiş ama ondan içemeden geri dönmüştür. Efsanedeki İskender'in akıbeti beyitte çoğaltılmış, "nice İskender" diye bir tür olarak anılmıştır.
İkinci düzlem deyimdir. "Suya götürüp susuz getirmek", Türkçede bir kimseyi akıl ve kurnazlıkla alt etmek anlamına gelir. Beytin ikinci mısraı bu deyimi neredeyse olduğu gibi kullanır. Böylece Mihrî hem efsanevî bir sahne çizer hem de kendisine takılan meclis erbabına, kendisine yaklaşmak isteyenleri hep aklıyla atlattığını söyler. Su ile susuzluk arasındaki tezat, deyimin kendisinde zaten bulunan bu çelişkiyi beytin merkezine yerleştirir.
Üçüncü düzlem tarihî kişidir. Rivayete göre beyit, adı İskender olan bir gençle anıldığı için söylenmiştir; "İskender" kelimesi bu yüzden hem efsanevî hükümdarı hem de tezkirelerin andığı İskender Çelebi'yi akla getirir. Divan şiirinde bir kelimenin yakın ve uzak iki anlamını birlikte kullanmaya tevriye denir; burada üstelik ikinci anlam bir dedikodunun hedefi olan gerçek bir kişidir. Mihrî'nin cevabı bu yüzden bir savunmadan çok bir karşı nüktedir. Kendisine yöneltilen imayı reddetmek yerine adı kendi lehine çevirir: söylenenin aksine, İskender adını taşıyanlar ondan muradını alamamıştır. Divandaki "İrdi çün âb-ı ḥayâta" beytinde Mihrî İskender'i görerek ölümsüzlüğe ulaşan kişi olarak kendini anlatır; bu müfredde ise âb-ı hayat kendi dudağıdır ve ulaşamayan İskender'dir. İki beyit aynı efsaneyi iki ayrı yönden kullanır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, 2018, s. 497 (Mihrî maddesi, beytin metni ve söylenme vesilesi). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
- Âşık Çelebi, Meşâ‘irü'ş-Şu‘arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, s. 356-357 ve dn. 3804 (Mihrî maddesi). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu‘arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, s. 808-809 (Mihrî maddesi). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Beyânî, Tezkiretü'ş-Şu‘arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, 2017, s. 195 (Mihrî maddesi). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf
- Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü'l-Ahbâr'ın Tezkire Kısmı, hzl. Mustafa İsen, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, 2017, Mihrî maddesi (PDF s. 83). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55739,kunhul-ahbarin-tezkire-kismpdf.pdf
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, Gazel 189 (karşılaştırma için; beyit dört nüshanın hiçbirinde yoktur). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gönül Ayan, "Mihri Hatun ve Şiirleri", Erdem V/13 (1989), s. 26. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/692920
- İsmail E. Erünsal, "Mihrî Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 30, İstanbul 2020, s. 37-38. https://islamansiklopedisi.org.tr/mihri-hatun
- Ahmet Yaşar Ocak ve Âmil Çelebioğlu, "Âb-ı Hayât", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 1, İstanbul 1988, s. 1-4. https://islamansiklopedisi.org.tr/ab-i-hayat
Resmî kaynaklar
- Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük, "suya götürüp susuz getirmek" maddesi. https://sozluk.gov.tr/
Çevrimiçi kaynaklar




