Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Ḥüsnüñüñ üstindeki ol mâh ḥaḳḳıçün begüm
Cân u dilden bendeñem ben şâh ḥaḳḳıçün begüm
Her seḥer-gâh itdügüm bu âh ḥaḳḳıçün begüm
Ṣâdıḳam yoluñda ben Allâh ḥaḳḳıçün begüm
Ḳıble yüzüñden ölince yüzimi döndürmezem
Virseler bir ḳıluña iki cihânı virmezem
Gerçi aylar yıllar oldı ben yüzüñi görmezem
Ṣâdıḳam yoluñda ben Allâh ḥaḳḳıçün begüm
Eyledüm seni sevelden ġayrılardan dil berî
Dimedüñ bir gün ki hey bî-çâre miskîn gel berî
Günde biñ kez ġamzeñ ursa yüregüme ḫançeri
Ṣâdıḳam yoluñda ben Allâh ḥaḳḳıçün begüm
Döndürürsem yüz yüzüñden ḳıbleden dönsün yüzüm
Senden ayruġa naẓar ḳılsa dirüm çıḳsun gözüm
Seni sevelden behey kâfir saña budur sözüm
Ṣâdıḳam yoluñda ben Allâh ḥaḳḳıçün begüm
Ey beni Mecnûn gibi ‘aşḳı ile şeydâ ḳılan
Ben seni sevmekde gerçek ‘âşıḳam ṣanma yalan
A benim çoḳ sevdügüm vallâhi billâhi inan
Ṣâdıḳam yoluñda ben Allâh ḥaḳḳıçün begüm
Ġamzeñüñ peykânı sînemde nihândur dostum
Ḥâlümüz ḫod gün gibi saña ‘ayândur dostum
Yoluña cân virürem bunca zamândur dostum
Ṣâdıḳam yoluñda ben Allâh ḥaḳḳıçün begüm
Râżıyam cânâ gerek aġlat gerek güldür beni
Dönmezem senden gerek dirgür gerek öldür beni
Mihrî'yem ‘aşḳuñda daḫi nice yıl yeldür beni
Ṣâdıḳam yoluñda ben Allâh ḥaḳḳıçün begüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Güzelliğinin üstündeki o ay (ay gibi parlayan yüzün, alnın) hakkı için, beyim; can ve gönülden kulunum, o şah (sen) hakkı için, beyim; her seher vakti çektiğim bu ah hakkı için, beyim: Allah hakkı için, beyim, ben senin yolunda sadığım.

2. Kıblem olan yüzünden ölünceye dek yüzümü çevirmem; iki cihanı verseler senin bir kılını vermem. Gerçi aylar, yıllar oldu, yüzünü görmüyorum. Allah hakkı için, beyim, ben senin yolunda sadığım.

3. Seni seveliden beri gönlümü başkalarından uzak tuttum; ama sen bir gün olsun "Hey çaresiz, zavallı, beri gel" demedin. Bakışın günde bin kez yüreğime hançer vursa da Allah hakkı için, beyim, ben senin yolunda sadığım.

4. Yüzümü senin yüzünden çevirirsem, yüzüm kıbleden dönsün (dinimden döneyim); gözüm senden başkasına bakarsa "çıksın gözüm" derim. Seni seveliden beri, ey kâfir (ey merhametsiz sevgili), sana sözüm budur: Allah hakkı için, beyim, ben senin yolunda sadığım.

5. Ey beni Mecnun gibi aşkıyla deli divane eden, seni sevmekte gerçek âşığım, yalan sanma. Ey benim çok sevdiğim, vallahi billahi inan: Allah hakkı için, beyim, ben senin yolunda sadığım.

6. Bakışının ok temreni göğsümde gizlidir, dostum; hâlimiz zaten gün gibi sana açıktır, dostum. Bunca zamandır yoluna can veriyorum, dostum. Allah hakkı için, beyim, ben senin yolunda sadığım.

7. Razıyım, sevgilim: ister ağlat ister güldür beni; senden dönmem: ister dirilt ister öldür beni. Ben Mihrî'yim; aşkında daha nice yıl koştur beni. Allah hakkı için, beyim, ben senin yolunda sadığım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın altıncı murabbaı yedi bentten oluşur ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Dört mısralık bentlerle kurulan bu mütekerrir murabbada her bent "Ṣâdıḳam yoluñda ben Allâh ḥaḳḳıçün begüm" mısraıyla kapanır. İlk bentte dört mısranın dördü de "ḥaḳḳıçün begüm" redifiyle biter, kafiye "mâh, şâh, âh, Allâh" kelimeleriyle kurulur. Sonraki bentlerin ilk üç mısraı kendi içinde kafiyelidir: "döndürmezem, virmezem, görmezem"; "berî, beri, ḫançeri"; "yüzüm, gözüm, sözüm"; "ḳılan, yalan, inan". Altıncı bentte "dostum", yedinci bentte "beni" redif olarak eklenir. Şiir Arslan neşrinde M (83a) ve Ü (52b) nüshalarına dayanır; Ü nüshasını esas alan Gemici ve Havlioğlu metinlerinde 110. şiirdir. Kime yazıldığı bilinmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Murabbanın konusu sadakat yeminidir. Şair, sevgiliye bağlılığını yeminlerle pekiştirir ve şiir baştan sona bir and içme düzeninde ilerler. İlk bent dört yemini art arda dizer: sevgilinin yüzündeki ay, sevgilinin kendisi olan şah, şairin seher vakti çektiği ah ve son olarak Allah. Yeminin nesnesi her mısrada değişir, ama "ḥaḳḳıçün begüm" sözü tekrarlanarak bir dua gibi sürer. Beşinci bentteki "vallâhi billâhi inan" ifadesi gündelik konuşma dilinden alınmıştır ve sevgiliye inandırmaya çalışan bir âşığın sesini dolaysızca duyurur. Gülşen Kaya'nın, tezkire yazarlarının dikkatini çektiğini söylediği samimi ve sade dil, bu bentte açıkça görülür.

Şiirin ana imgesi kıbledir. İkinci bentte sevgilinin yüzü "ḳıble yüz" diye anılır; âşık ölünceye kadar yüzünü bu kıbleden çevirmeyecektir. Dördüncü bent aynı imgeyi bir yemine dönüştürür: sevgilinin yüzünden dönerse yüzü kıbleden dönsün, yani dininden çıksın. Divan şiirinde sevgilinin yüzünün ya da kaşının kıbleye, mihraba benzetilmesi yaygın bir mazmundur; burada bu benzetme bir ahitleşmenin şartı hâline gelir. Aynı bentteki "behey kâfir" hitabı da divan şiirinin geleneğinden gelir: âşığa acımayan, imanını alan sevgili "kâfir" diye anılır. Kıble ile kâfir arasında böylece hem bir tenasüp hem de bir tezat kurulmuş olur.

Üçüncü bentte cinas dikkat çeker. İlk mısradaki "dil berî" sözü "gönlü (başkalarından) uzak, arınmış" anlamına gelir; ikinci mısradaki "gel beri" ise "bu yana gel" demektir. Aynı ses iki ayrı anlamla, ardışık mısralarda kullanılmıştır. Bu iki kelime, okunuşuyla "dil-ber" (sevgili, gönül alan) kelimesini de hatırlatır. Altıncı bentte gizli (nihân) ile açık (‘ayân) karşı karşıya konur: sevgilinin bakış oku âşığın göğsünde saklıdır, ama âşığın hâli gün gibi ortadadır. Havlioğlu'nun metninde bu bendin ilk mısraı da "‘ayândur" diye okunur; Arslan neşrinde ise "nihândur"dur ve tezat ancak bu okumayla tamamlanır. Son bentte tezatlar art arda gelir: ağlatmak ve güldürmek, diriltmek ve öldürmek. Âşık her ikisine de razıdır; bu teslimiyet, şiirin baştan beri tekrarladığı "sadığım" sözünün son açıklamasıdır.

Gülşen Kaya, divandaki yıl ve ay kelimelerinin çoğunlukla sevgiliden ayrı kalınan sürenin uzunluğunu anlatmak için kullanıldığını belirtir ve örnek olarak bu murabbaın ikinci bendini gösterir: "Gerçi aylar yıllar oldı ben yüzüñi görmezem." Şairin sadakati, sevgilinin yüzünü uzun süredir görmemesine rağmen sürmektedir. Sevgiliye "begüm" (beyim) diye seslenilmesi Mihrî'nin başka gazellerinde de görülür. Sabiha Gemici, divanın cümle yapısını incelediği tezinde bu murabbadan "Cân u dilden bendeñem" ve "Râżıyam" cümlelerini, yüklemi birinci tekil kişi ekiyle kurulan ad cümlelerine örnek olarak verir. Şiirin sesi de bu yapıyla belirlenir: "bendeñem, ṣâdıḳam, ‘âşıḳam, râżıyam" diye kendini tanımlayan bir konuşan, her bentte aynı bağlılığı yeniden söyler.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 170-171, Murabba‘ 6 (M 83a, Ü 52b). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. II, 264. openaccess.firat.edu.tr
  • Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990 (şiir 110).
  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (redif tabloları, s. 136-137).

Kitaplar

  • Didem Havlioğlu (hzl.), Ğazeliyyāt-ı Mihrī, OTAP elektronik edisyonu, 2007 (türkoloji-iran sitesinde yayımlanan çeviriyazı, şiir 110).

Çevrimiçi kaynaklar