Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Çekmişem ḥadden aşa cevr ü cefâsın felegüñ
Görmedüm ẕerre ḳadar mihr ü vefâsın felegüñ
Sürmedüm neyleyeyin ẕevḳ u ṣafâsın felegüñ
Āh elinden felegüñ dâd elinden felegüñ
Miḥnet ü derd ü belâ ile gözüm yaşlar ider
Ḥasret ü hecr ü cefâ ile dilüm başlar ider
Nideyin baña felek ummaduġum işler ider
Āh elinden felegüñ dâd elinden felegüñ
Arturur nâle ile şâm u seḥer zârumuzı
Aġladur bizi ne ḫoş güldürür aġyârumuzı
Āh u efġân ile her dem geçürür kârumuzı
Āh elinden felegüñ dâd elinden felegüñ
Hem-demi ġuṣṣa vü ġam eyledi devrân bize
Raḥm idüp luṭfını göstermedi bir ân bize
Pür ider kâseyi her dem içürür ḳan bize
Āh elinden felegüñ dâd elinden felegüñ
Her kimi görse anuñ gül gibi yüzine güler
Ṣoñradan ḫâr-ı cefâ tîġıyla baġrını deler
Ne özi göynür esirger ne ḫo yaşını siler
Āh elinden felegüñ dâd elinden felegüñ
Görmedük bir güli gülşende ki ṣolmaya felek
Ṣanma bir kimse ki itdügini bulmaya felek
Bu cihân bâḳî degül saña da ḳalmaya felek
Āh elinden felegüñ dâd elinden felegüñ
Nice sa‘yümüzi yoluñda hebâ eyleyesin
Nice bir ehle cefâ cehle vefâ eyleyesin
Mihrî'yi öldüricek kime cefâ eyleyesin
Āh elinden felegüñ dâd elinden felegüñ
Gözümüz yaşını döndürdi bizüm ḳanlara
Bir nefes derdümüz irgürmedi dermânlara
Ḥasret itdi bizi uş sevgülü cânânlara
Āh elinden felegüñ dâd elinden felegüñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Feleğin (talihin, dönen göğün) haddinden aşkın zulmünü ve cefasını çektim; zerre kadar sevgisini ve vefasını görmedim. Ne yapayım, onun zevkini ve safasını hiç sürmedim. Ah feleğin elinden, feryat feleğin elinden.
2. Sıkıntı, dert ve bela yüzünden gözüm yaşlar döker; hasret, ayrılık ve cefa yüzünden gönlüm (yakınmaya) başlar. Ne yapayım, felek bana hiç ummadığım işler eder. Ah feleğin elinden, feryat feleğin elinden.
3. Akşam sabah inlemelerle feryadımızı artırır; bizi ağlatır, ağyarı (rakiplerimizi) ise ne güzel güldürür. İşimizi her an ah ve figan içinde geçirtir. Ah feleğin elinden, feryat feleğin elinden.
4. Zaman bize keder ve gamı yoldaş etti; acıyıp bir an olsun bize lütfunu göstermedi. Kadehi her an doldurur ve bize kan içirir. Ah feleğin elinden, feryat feleğin elinden.
5. Kimi görse onun gül gibi yüzüne güler; sonra cefa dikeninin kılıcıyla bağrını deler. Ne yüreği yanar da esirger, ne de gözyaşını siler. Ah feleğin elinden, feryat feleğin elinden.
6. Gül bahçesinde feleğin soldurmadığı bir gül görmedik. Ey felek, kimsenin ettiğini bulmayacağını sanma (sen de ettiğini bulacaksın); bu dünya kalıcı değildir, ey felek, sana da kalmasın. Ah feleğin elinden, feryat feleğin elinden.
7. Daha ne kadar emeğimizi senin yolunda heba edeceksin? Daha ne kadar ehline cefa, cahile vefa edeceksin? Mihrî'yi öldürdükten sonra kime cefa edeceksin? Ah feleğin elinden, feryat feleğin elinden.
8. Gözümüzün yaşını kanlara çevirdi; bir nefes olsun derdimizi dermana eriştirmedi. İşte bizi sevgili cananlara hasret bıraktı. Ah feleğin elinden, feryat feleğin elinden.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın beşinci murabbaı sekiz bentten oluşur ve aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Dört mısralık bentlerden oluşan murabba burada mütekerrir biçimdedir: her bendin sonunda "Āh elinden felegüñ dâd elinden felegüñ" mısraı tekrar edilir. İlk bendin dört mısraı da "felegüñ" redifiyle biter ve "cefâsın, vefâsın, ṣafâsın" kafiyesiyle bağlanır. Sonraki bentlerde ilk üç mısra kendi içinde kafiyelenir ve çoğunda redif de vardır: ikinci bentte "ider" ("yaşlar ider, başlar ider, işler ider"), dördüncüde "bize", altıncıda "felek", yedincide "eyleyesin". Sıtkı Nazik'in Mihrî ile Tâcîzâde Câfer Çelebi'nin rediflerini karşılaştıran çalışmasındaki tabloda bu murabba beş ayrı bendin redifleriyle (felegüñ, ider, bize, felek, eyleyesin) yer alır. Şiir Arslan neşrinde yalnız İstanbul Üniversitesi nüshasına (Ü 47b) dayanır; Didem Havlioğlu'nun bu nüshaya dayanan elektronik neşrinde 86. şiirdir. Kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir kayıt yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin konusu felekten şikâyettir. Felek, eski gök anlayışında dünyanın çevresinde dönen gök katlarıdır; divan şiirinde insanın talihini döndüren, iyiliği kötüye çeviren bir güç olarak düşünülür ve çoğu zaman bir zalim gibi azarlanır. Gülşen Kaya'nın divan üzerine yaptığı incelemeye göre Mihrî bu murabbaı bütünüyle "felegüñ" redifi üzerine kurmuş ve feleğin hep cevrini gördüğünü, rakibi güldürüp kendisini ağlattığını, önce yüze gülüp sonra cefa kılıcıyla bağrını deldiğini, sonunda da onu sevgiliye hasret bıraktığını anlatmıştır. Kaya, Mihrî'nin başka şiirlerinde de feleğin âşığa safa kadehi değil "bin tas ağu" sunduğunu gösterir.
Nakarat mısraı iki eşanlamlı ünlemi art arda dizer: "âh elinden" ve "dâd elinden". "Dâd" kelimesi adalet anlamına gelir; "dâd elinden" diye feryat etmek, birinin zulmünden şikâyet edip hak istemektir. Böylece her bentteki yakınma bir şikâyet dilekçesi gibi aynı cümleyle kapanır. İlk bentteki "mihr" kelimesi sevgi, güneş ve şairin mahlası arasında bir ilgi kurar: felekten "mihr ü vefâ" görmediğini söyleyen şair, aynı kelimeyle kendi adını da hatırlatmış olur. Bu tevriye yalnız bir okuma imkânıdır; mısranın düz anlamı "sevgi ve vefa"dır.
Şiirin bütününde tezat sanatı belirgindir. Felek bizi ağlatır, rakibi güldürür (üçüncü bent); kimine gül gibi yüzüne güler, sonra dikenle bağrını deler (beşinci bent); ehline cefa, cahile vefa eder (yedinci bent). Beşinci bentte gül ile diken, gülmek ile delmek karşı karşıya konur ve "ḫâr-ı cefâ tîġı", yani cefa dikeninden kılıç, teşbih yoluyla bir silaha dönüşür. Dördüncü bentteki kan dolu kâse, mutluluk kadehinin tersine çevrilmiş hâlidir. Altıncı bentte şair feleğe doğrudan seslenir ve onu dünyanın geçiciliğiyle tehdit eder: "Bu cihân bâḳî degül saña da ḳalmaya felek." Bu hitap şiire beddua tonunu verir. Yedinci bentte mahlas, retorik bir soru içinde gelir: Mihrî'yi öldürdükten sonra kime cefa edeceksin? Soru, şairin kendini feleğin en sevdiği kurban olarak sunmasıyla acı bir alaya yaklaşır.
Son bent şiiri aşk temasına bağlar. Gözyaşının kana dönmesi, derde derman bulunmaması ve "sevgülü cânânlar"a hasret kalmak, divan şiirinde ayrılık acısının bilinen ifadeleridir. Felekten şikâyet, böylece sevgiliden ayrı düşmenin sebebini talihe yükleyen bir yakınmaya dönüşür. Kaya, Mihrî'de zaman zaman bir "usanmışlık" hâlinin görüldüğünü ve bunun "kâşkî" redifli gazellerinde en ileri noktaya vardığını yazar; bu murabbada da aynı yakınmanın sesi, her bentte dönen nakaratla birlikte duyulur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 169-170, Murabba‘ 5 (Ü nüshası 47b). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 252. openaccess.firat.edu.tr
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (redif tabloları, s. 136-137).
Kitaplar
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ğazeliyyāt-ı Mihrī, OTAP elektronik edisyonu, 2007 (türkoloji-iran sitesinde yayımlanan çeviriyazı, şiir 86).
Çevrimiçi kaynaklar






