Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ān gül-endāmī ki eknūn yek gül-i nev-resteest
Der-miyān-ı meh-veşān ey dil hemān gül-desteest
Īn çīn-i zülf-i siyeh bā-dāne-i ḫāleş ki hest
Men ne-gūyem hīc murġ-ı dil zi-dāmeş cesteest
‘Āḳıbet Ḫayrī ki ender-şehr-i mā meşhūr şod
Her ṭaraf z’ū derd-mend-i ‘āşıḳ-ı dil-ḫasteest
Ger zi-men porsī dilā der-vaṣf-ı ān şīrīn-dehen
Bende-i ū ġonca vü bādām u ḳand ü pisteest
Der-tecellī-i cemāleş mī-şeved hemçün Münīr
Her kesī k’ū naḳş-ı ġayr ez levḥ-i ḫāṭır şüsteest
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, o gül bedenli güzel şimdi yeni açmış bir güldür; ay yüzlüler arasında ise başlı başına bir gül destesidir. ("Gül-endām" sözlük anlamıyla gül bedenli demektir; Ersoy "gül boylu" diye karşılar.)
2. Onun siyah zülfünün bu kıvrımları ve beninin tanesi varken, hiçbir gönül kuşunun onun tuzağından kurtulduğunu söyleyemem. (Zülf kuş tutan tuzağa, ben de tuzağa konan yem tanesine benzetilir.)
3. Sonunda şehrimizde meşhur olan Hayrî yüzünden her taraf dertli, gönlü yaralı âşıklarla doldu. (Ersoy "Hayrî" kelimesini büyük harfle yazar ve özel ad olarak okur; kaynaklarda bu adla kimin kastedildiği belirtilmez. "Āḳıbet" ile "ḫayr" kelimelerinin yan yana gelmesi, sözlük anlamıyla "sonu hayırlı" demek olan "âkıbet-i hayr" sözünü de hatırlatır; bunun kasıtlı bir söz oyunu olup olmadığı kesin değildir.)
4. Ey gönül, o tatlı ağızlının vasfını bana sorarsan, gonca, badem, şeker ve fıstık onun kölesidir. (Divan şiirinde gonca ve fıstık küçük ağza, badem göze, şeker tatlı dudağa ve söze benzetilir.)
5. Gönül levhasından başkasının nakşını silen herkes, Münîr gibi onun cemalinin tecellisine erer. ("Levḥ-i ḫāṭır" sözlük anlamıyla gönül levhası, zihnin üzerine yazı yazılan tahtası demektir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin otuzuncusudur (fg 30). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "est" ekidir; Ersoy'un redif listesinde bu gazel "est" redifli gazeller arasında gösterilir. Kafiye "-este" sesidir: nev-reste, gül-deste, ceste, dil-ḫaste, piste, şüste. Şiir Vatikan (VT 68b) ve Viyana (VY 52b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir; üçüncü beyitte anılan "Hayrî" adının kime ait olduğu da kaynaklarda açıklanmaz.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla sevgiliyi gül hayaliyle över. O yeni açmış bir güldür; ay yüzlü güzeller arasında tek başına bir gül destesi gibidir. Bir gülün bütün bir desteye bedel sayılması mübalağanın konusudur. "Gül-endām", "gül" ve "gül-deste" kelimelerinin art arda gelmesi beyte bir tekrar ahengi verir; "nev-reste" (yeni bitmiş) ile "gül-deste" kafiyeleri de bu ahengi güçlendirir. İkinci beyitte av hayali vardır. Zülfün kıvrımları tuzak, ben tuzağa konan tanedir; gönül de bu tuzağa düşen bir kuştur. Dām (tuzak), dāne (yem) ve murġ (kuş) kelimeleri bir tenasüp kurar.
Üçüncü beyit gazelin en dikkat çekici beytidir. Ersoy'un okumasıyla şehirde "Hayrî" adıyla meşhur olan biri yüzünden her yan gönlü yaralı âşıklarla dolmuştur. Gazelin içinde mahlas dışında bir özel adın geçmesi dikkat çekicidir; beyit bu yüzden belli bir kişiye işaret ediyor olabilir. Ancak Hayrî'nin kim olduğuna, "şehrimiz" sözüyle hangi şehrin kastedildiğine dair kaynaklarda bilgi yoktur. Kelimeler sözlük anlamlarıyla okunduğunda "âkıbet" ve "hayr" yan yana "sonu hayırlı" sözünü de hatırlatır; Münîrî'nin cinasa düşkünlüğü düşünülünce beytin böyle bir ikinci anlam taşıması mümkündür, ama kesin değildir.
Dördüncü beyitte tatlı ağızlı sevgilinin vasfı tatlı ve küçük şeylerle yapılır: gonca, badem, şeker ve fıstık onun kölesidir. "Şīrīn-dehen" (tatlı ağızlı) sıfatıyla bu yiyecekler arasında bir tenasüp vardır; her biri divan şiirinde ağza, göze ya da dudağa benzetilen nesnelerdir. Mahlas beyti tasavvufi bir renk taşır. Gönül levhasından başka nakışları silen kişi sevgilinin cemalinin tecellisine erer. Levha, nakış ve silmek kelimeleri yazı hayalini kurar; "tecellī" kelimesi ise beyte gönlü arındırma düşüncesini katar. Ersoy, mutasavvıf bir şair olmamakla birlikte Münîrî'nin tasavvufi remizleri Hâfız'ın etkisiyle kullandığını söyler.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 150, fg 30 (giriş s. 9, 12, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






