Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Ān şem‘-i tecellī ki be-dil kūşe-nişīnest
Yek mihr-i ḳamer-ṭal‘at u yek Zühre-cebīnest
Dīl rāh-ı selāmet ne-bered rūḥ u revān nīz
Z’ān ġamze-i cādū ki be-mā der-ser-i kīnest
Ber-la‘l-i to dil rūḥ-ı revān goft u revān nīz
Ber-cān-ı men-i ḫaste çi gūyī süḫan īnest
Dil bord zi-men zülf-i to ber-dest-dırāzī
Eknūn be-hezārān dil ü cān der-pey-i dīnest
Z’ān çeşm-i çerāġam ki münīrest Münīrī
Mihr-i ruḫ-ı ū rūşenī-i rūy-ı zemīnest
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönülde köşeye çekilmiş oturan o tecelli mumu, ay yüzlü bir güneş ve Zühre alınlı bir güzeldir. ("Zühre" Venüs yıldızıdır; parlaklığıyla anılır. Ersoy "ay tabiatlı bir güneş ve Zühre gibi parlak alınlı" diye karşılar.)
2. Bize kin güden o büyücü yan bakış yüzünden gönül de ruh ve can da selamet yolunu tutamaz. ("Ġamze" sözlük anlamıyla göz ucuyla süzerek bakış, göz işaretidir; "cādū" büyücü demektir. Ersoy "kaş göz işaretlerinden dolayı doğru yolda gidememektedir" der.)
3. Gönül senin la‘l dudağına "akıp giden ruh" dedi, can da öyle dedi; ben hastanın canına ne dersin, söz işte budur. (Beyit güç anlaşılır ve iki türlü okunabilir. Ersoy "Gönül, senin lal dudakların hakkında 'canın huzurudur' dedi; ruh da: 'benim hasta gönlüme ne dersin işte söz budur' dedi" diye anlar. "Revān" sözlük anlamıyla hem ruh, can hem de akıcı, akan demektir; mısrada iki kez geçer.)
4. Senin zülfün el uzatarak gönlümü benden aldı; şimdi binlerce gönül ve can dinin peşindedir. ("Dest-dırāzī" sözlük anlamıyla el uzatma, yani saldırı ve zorbalıktır; "dırāz" uzun demektir ve zülfün uzunluğunu da hatırlatır.)
5. Ey Münîrî, göz çerağım o yüzden parlaktır ki onun yanağının güneşi yeryüzünün aydınlığıdır. ("Münīr" sözlük anlamıyla parlak, nurlu demektir; mahlas ile "münīrest" kelimesi arasında söz oyunu vardır. Ersoy "Onun bir güneşe benzeyen yanağı yeryüzünün aydınlığının sebebi olduğundan dolayı gözümün çerağı parlamaktadır" diye anlar.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin otuz üçüncüsüdür (fg 33). Vezin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıdır. Redif "est" ekidir; Ersoy'un redif listesinde bu gazel "est" redifli gazeller arasında gösterilir. Kafiye "-īn" sesidir: kūşe-nişīn, cebīn, kīn, īn, dīn, zemīn. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 69b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel ışık hayaliyle açılır ve ışık hayaliyle kapanır. Matlada sevgili gönülde köşeye çekilmiş bir tecelli mumudur; ay yüzlü bir güneş, Zühre alınlı bir güzeldir. Mum, güneş, ay ve Zühre kelimeleri gök cisimleri ve ışık üzerine kurulu bir tenasüp oluşturur. "Kūşe-nişīn" sözü dikkat çekicidir: sözlük anlamıyla köşeye çekilen, inzivaya çekilen kişi demektir. Mum gönlün bir köşesinde yanar, ama bu yanış bir derviş inzivası gibi sessizdir. "Tecellī" kelimesi beyte tasavvufi bir renk verir.
İkinci beyitte sevgilinin yan bakışı bir büyücüdür ve âşığa kin besler; gönül, ruh ve can bu bakış yüzünden selamet yolunu bulamaz. "Rāh-ı selāmet" (selamet yolu) ile "kīn" (kin) arasında bir tezat vardır. Üçüncü beyit gazelin en kapalı beytidir. "Revān" kelimesi aynı mısrada iki kez geçer: bir yerde "rūḥ-ı revān" tamlamasıyla akıp giden can, ötekinde ruh anlamında. Bu tekrar Münîrî'nin cinasa düşkünlüğünün bir örneğidir, ama beytin bütün anlamı açık değildir; Ersoy'un okuması gönül ile ruhun sevgilinin dudağı hakkında konuştuğu bir sahne kurar.
Dördüncü beyitte zülf el uzatıp gönlü kapan bir zorbadır. "Dest-dırāzī" sözü hem saldırı anlamına gelir hem de "dırāz" kelimesiyle zülfün uzunluğunu hatırlatır; bu bir tevriye inceliğidir. İkinci mısrada zülfün kaçırdığı binlerce gönül ve can dinin peşine düşer. Divan şiirinde zülf siyahlığıyla küfre benzetilir; zülfün çaldığı gönüllerin din araması bu tezatla birlikte düşünülebilir. Mahlas beytinde ışık hayali yeniden döner. "Münīrī" mahlası ile "münīrest" (parlaktır) kelimesi yan yana gelir; şairin adı ile parlaklık anlamı arasındaki bu söz oyunu beytin asıl nüktesidir. Sevgilinin yanağı yeryüzünü aydınlatan güneştir ve şairin göz çerağı da o güneşten parlar. Matladaki tecelli mumu ile sondaki yanak güneşi gazeli bir ışık çerçevesine alır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 152, fg 33 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






