Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Küfr-i zülf-i ṣanem-i muġ-beçegān dīn-i menest
Sūz-ı sevdā-yı bütān meẕheb ü āyīn-i menest
Hīc ne-āyed be-naẓar bī-ruḫeş īn deyr-i fenā
Rūşenem şod ki hemān çeşm-i cihān-bīn-i menest
Pīş-ez-ān dem ki ne-şod menzilem īn köhne ribāṭ
Zülf-i müşkīn-i to cāy-ı dil-i miskīn-i menest
Ḫār u ḫāşāk-i reh-i ān ser-i kū ey dil-i men
Sünbül ü yāsemen ü nergis ü nesrīn-i menest
Ān ki der-meclis-i rindān ki şeved şem‘ Münīr
Bes ġazelhā-yı ter ü nāzük ü rengīn-i menest

Günümüz Türkçesiyle

1. Mecûsî çocuklarının put gibi güzelinin zülfündeki küfür benim dinimdir; putlar gibi güzellerin sevdasının yangını benim mezhebim ve âyinimdir. ("Muġ-beçe" sözlük anlamıyla Mecûsî çocuğu demektir; divan şiirinde meyhanede hizmet eden genç için kullanılır. Ersoy "küfür" kelimesini parantez içinde "siyahlık" diye açar; küfür sözlük anlamıyla örtmek demektir ve siyah zülf de yüzü örter.)

2. Onun yanağı olmadan bu fanilik manastırı hiç göze görünmez; bana aydınlandı ki o yanak benim cihanı gören gözümün ta kendisidir. ("Deyr" sözlük anlamıyla manastır demektir; "deyr-i fenā" fani dünyadır.)

3. Bu eski kervansaray daha benim konağım olmadan önce, senin misk kokulu zülfün benim zavallı gönlümün yeriydi. ("Köhne ribāṭ", eski kervansaray, dünya demektir. Beyit âşığın aşkının dünyaya gelmeden önce, ezelde başladığını söyler.)

4. Ey gönlüm, o mahallenin başındaki yolun dikeni ve çerçöpü benim sümbülüm, yaseminim, nergisim ve nesrinimdir. ("Nesrīn" sözlük anlamıyla yaban gülü türünden beyaz bir çiçektir; Ersoy "fulya" diye karşılar.)

5. Ey Münîr, rindlerin meclisinde mum olan şey, benim taze, nazik ve renkli gazellerim yeter. (Ersoy beyti "Renkli, nazik ve yeni söylediğin gazeller rintlerin meclisinin mumu gibidir" diye anlar.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin otuz dördüncüsüdür (fg 34). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy redif listesinde bu gazeli "est" redifliler arasında gösterir; her beyitte tekrarlanan kısım aslında "-i menest", yani "benimdir" sözüdür. Kafiye "-īn" sesidir: dīn, āyīn, cihān-bīn, miskīn, nesrīn, rengīn. Şiir Vatikan (VT 69b) ve Viyana (VY 53a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Ersoy bu gazeli Hâfız-ı Şîrâzî'ye nazire olan on yedi Farsça gazel arasında sayar ve karşılığını Hâfız Divanı'nın 1290 (1873-74) İstanbul baskısında sayfa numarasıyla gösterir; TDV maddesi de on yedi Farsça gazelin Hâfız'a nazire olduğunu kaydeder. Aynı vezin, kafiye ve redifteki Hâfız gazeli "Rūzgārīst ki sevdā-yı bütān dīn-i menest" (Zamanlardır putların sevdası benim dinimdir) matlaıyla başlayan gazeldir. Ersoy ayrıca girişte şairin gazellerinde iddialı olduğunu anlatırken bu gazelin beşinci beytini örnek verir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla rindane bir tersine çevirmeyle açılır. Sevgilinin zülfündeki küfür âşığın dini, güzellerin sevdasının yangını da mezhebi ve âyinidir. Küfür, din, mezhep ve âyin kelimeleri bir tenasüp kurar; küfür ile din arasında ise açık bir tezat vardır. "Küfr-i zülf" sözü, zülfün siyahlığıyla yüzü örtmesini küfrün sözlük anlamındaki örtmeyle birleştirir. Hâfız'ın matlaındaki "sevdā-yı bütān dīn-i menest" sözü Münîrî'de iki mısraa dağıtılmıştır: "dīn-i menest" birinci mısraın sonunda, "sevdā-yı bütān" ikinci mısraın içinde yer alır.

İkinci beyitte sevgilinin yanağı âşığın dünyayı gören gözü olur; Hâfız'ın gazelinde de "çeşm-i cihān-bīn-i menest" (benim cihanı gören gözümdür) sözü aynı kafiye yerinde geçer. Üçüncü beyit aşkı ezele taşır: dünya denen eski kervansaray âşığın konağı olmadan önce gönlün yeri sevgilinin zülfüydü. Burada "müşkīn" (misk kokulu) ile "miskīn" (zavallı) arasında tek harf farkına dayanan bir cinas vardır; Münîrî'nin cinasa düşkünlüğünün açık bir örneğidir. Hâfız'ın gazelinde de "dil-i miskīn-i menest" sözü geçer.

Dördüncü beyitte sevgilinin mahallesine giden yolun dikeni ve çerçöpü âşık için sümbül, yasemin, nergis ve nesrindir. Hâfız'ın gazelinde de "maksat Kâbesi"ne giden yolun "muġaylān" dikenleri şair için "gül ü nesrīn"dir; Münîrî aynı hayali çiçeklerin sayısını artırarak kullanır. Diken ile çiçek arasındaki tezat, sevgiliye ait olan her şeyin âşığa güzel göründüğünü anlatır. Mahlas beyti şairin kendi şiiri hakkındadır. Rindlerin meclisinde mum olan şey Münîrî'nin taze, nazik ve renkli gazelleridir. Ersoy bu beyti şairin gazellerinin rindler meclisinin mumu olduğunu söyleyerek iddiasını ortaya koymasına örnek verir. Hâfız'ın gazelinde de şiir ve söz konusu geçer: Hâfız, aşkın kendisine söz söylemeyi öğrettiğini ve halkın dilinde kendi övgüsünün dolaştığını söyler. Münîrî ise bu iddiayı meclisi aydınlatan mum hayaliyle dile getirir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar