Özgün Metin

Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Be-ders-i ‘ışḳ-ı to ān kes ki der-mücādeleest
Zi-cehl-i ḫod ne-şināsed ki īn çi mes’eleest
Zi-şevḳ-ı dīden-i ‘aks-i cemālet ez-her sū
Be-ṭavf-ı Ka‘be-i kūyet hezār ḳāfileest
Be-‘ilm-i ‘ışḳ-ı to meşġūl mī-şevem z’īn bes
Zi-ḳīl ü ḳāl-i cihān bu’gẕerem çi meşġaleest
Be-ḫāk-i pāyeş eger naḳd-i cān hemī dādem
Hezār sūd-ı men ey dil derīn mu‘āmeleest
Miyān-ı meclis-i rindān çerāġ ḥācet nīst
Fürūġ-ı āh-ı Münīr īnçonīn ki meş‘aleest

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin aşkının dersinde tartışmaya girişen kimse, kendi cahilliğinden bunun ne çetin bir mesele olduğunu bilmez. ("Mücādele" burada medrese dilindeki karşılıklı tartışma, münazara anlamındadır; Ersoy da "münazara eden" der.)

2. Yüzünün güzelliğinin yansımasını görme arzusuyla, her yandan senin mahallenin Kâbe'sini tavaf etmeye gelen bin kafile vardır.

3. Artık senin aşkının ilmiyle meşgul olurum; dünyanın dedikodusunu bırakırım, o ne (boş) bir uğraştır. (Beyit iki türlü okunabilir: "z'īn bes" "bundan böyle" anlamında alınırsa şair artık yalnız aşk ilmiyle uğraşacağını söyler; "bu yeter" anlamında alınırsa, Ersoy'un anladığı gibi, aşk ilmiyle meşgul olmak dünyanın dedikodusunu bırakmaya yeter. "Ḳīl ü ḳāl" sözlük anlamıyla dedikodu, boş söz demektir.)

4. Eğer can sermayesini onun ayağının toprağına verirsem, ey gönül, bu alışverişte benim için bin kâr vardır. ("Naḳd" sözlük anlamıyla peşin para, sermaye; "sūd" kâr; "mu‘āmele" alışveriş demektir.)

5. Rindlerin meclisinin ortasında çırağa ihtiyaç yoktur; Münîr'in âhının parıltısı böyle bir meşaledir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin otuz sekizincisidir (fg 38). Vezin "mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy redif listesinde bu gazeli "est" redifliler arasında gösterir. Kafiye "-ele" sesidir ve kafiye kelimelerinin hepsi Arapçadır: mücādele, mes'ele, ḳāfile, meşġale, mu‘āmele, meş‘ale. Şiir Vatikan (VT 70b) ve Viyana (VY 54a) nüshalarında bulunur. Ersoy'un aparatında bu gazel için nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kafiye kelimelerine "est" ekinin eklenmesiyle her beyit "-eleest" gibi uzun ve tekrarlı bir ses kümesiyle biter. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel aşkı bir ilim olarak ele alır ve bunu medrese diliyle anlatır. İlk beyitte ders, tartışma ve mesele kelimeleri yan yana gelir; aşkın dersinde tartışmaya kalkan kişi cahildir, çünkü meselenin güçlüğünü kavrayamaz. Üçüncü beyitte aynı düşünce sürer: şair "aşk ilmi" ile meşgul olacak, dünyanın "kîl ü kâl"ini bırakacaktır. Medresede tartışılan meselelerin karşısına aşkın meselesi konur ve ders, mücadele, mesele, ilim ve meşgale kelimeleri bir tenasüp kurar. Bir nazire mecmuasında "Münîrî-i Kâdî" diye anılan bir şairin aşkı bilginin diliyle övmesi, gazelin esprili yanını oluşturur.

İkinci beyitte sevgilinin mahallesi Kâbe'ye, oraya gelen âşıklar da hac kafilelerine benzetilir. Tavaf, Kâbe ve kafile kelimeleri hac ilgisiyle birbirine bağlanır. Dördüncü beyitte ise dil ticarete döner: can bir sermayedir, sevgilinin ayağının toprağına verildiğinde bu alışverişten bin kâr çıkar. Canı vermekle kazanmak arasındaki tezat, divan şiirinin bilinen "sevgili uğruna ölmek kazançtır" düşüncesini ticaret terimleriyle söyler. Bu beyitte hitap "sen"den "o"ya geçer ve şair gönlüne seslenir; gazelde sevgiliye doğrudan hitap ile ondan üçüncü kişi olarak söz etme arasında gidip gelinir.

Mahlas beyti ışık hayaliyle kapanır. Rindlerin meclisinde çırağa gerek yoktur, çünkü Münîr'in âhı bir meşale gibi parlar. Âhın ateşli olduğu, âşığın içindeki yangından çıktığı divan şiirinin yerleşik düşüncelerindendir; burada bu yangın meclisi aydınlatan bir ışığa dönüşür. Çırağ, parıltı ve meşale kelimeleri aralarında tenasüp kurar. Gazelin kafiyeleri böylece ilimden (mücādele, mes'ele, meşġale), hacdan (ḳāfile), ticaretten (mu‘āmele) ve ışıktan (meş‘ale) alınmış kelimelerle dört ayrı alana dağılır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar