Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Maṭla‘-ı ṣubḥ-ı sa‘ādet āftāb-ı rūy-ı tost
Ṣūret-i şeb der-siyāhī-i sevād-ı mūy-ı tost
Vā‘iẓ-i şehrem ki dī ez-nār-ı dūzaḫ şerḥ kerd
Yek şerer ez-āteş-i hicr-i ruḫ-ı nīkū-yı tost
Gerçi der-çarḫ-ı melāḥat mī-şeved meh-rū besī
Kevkeb-i burc-ı şeref māh-ı nev-i ebrū-yı tost
Ey dil ez-fikr-i hilāl-i ebruveş ḫod-rā be-keş
Ān kemān-ı zūr-ver ne der-ḫor-ı bāzū-yı tost
Dūş ber-kūyeş fiġān u nāleem be’şnīd ü goft
Ey Münīr īn kīst goftem bülbül-i ḫoş-gūy-ı tost

Günümüz Türkçesiyle

1. Mutluluk sabahının doğduğu yer senin yüzünün güneşidir; gecenin karanlık görünüşü saçının siyahlığındandır. ("Maṭla‘" sözlük anlamıyla güneşin doğduğu yer demektir; gazelin ilk beytine de matla denir.)

2. Şehrimizin vaizi dün cehennem ateşini anlattı; o ateş, senin güzel yanağının ayrılığının ateşinden yalnız bir kıvılcımdır.

3. Güzellik göğünde ay yüzlü güzeller pek çok olsa da şeref burcunun yıldızı senin kaşının yeni ayıdır. ("Burc-ı şeref" eski yıldız biliminde bir gezegenin en güçlü sayıldığı burçtur; "māh-ı nev" sözlük anlamıyla hilal, yeni aydır.)

4. Ey gönül, onun hilale benzeyen kaşını düşünmekten kendini çek; o güçlü yay senin pazunun harcı değildir. (Kaş yaya benzetilir; o yayı çekmeye âşığın gücü yetmez.)

5. Dün gece onun mahallesinde feryadımı ve iniltimi işitti, "Ey Münîr, bu kimdir" dedi; ben de "Senin güzel ötüşlü bülbülündür" dedim. (Beyit iki türlü okunabilir: "Ey Münīr" sözü sevgilinin sorusuna ait olabilir ya da Ersoy'un anladığı gibi şairin kendine seslenişidir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin otuz dokuzuncusudur (fg 39). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy redif listesinde bu gazeli tek başına "tūst" redifli olarak gösterir; metinde her beyit "-yı tost" (seninkidir, senin … -indir) sözüyle biter. Kafiye "-ū" sesidir: rūy, mūy, nīkū, ebrū, bāzū, ḫoş-gūy. Şiir Vatikan (VT 70b) ve Viyana (VY 54b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel gece ile gündüzün karşıtlığıyla açılır. Sevgilinin yüzü sabahın doğduğu yerdir, saçı ise gecenin karanlığıdır; yüz ile saç, sabah ile gece, aydınlık ile karanlık arasında tezat kurulur. İlk kelime olan "maṭla‘" hem güneşin doğduğu yer hem de gazelin ilk beytinin adı olduğundan, şair gazeline tam da "doğuş yeri" sözüyle başlar; bu, kelimenin iki anlamını birlikte işleten bir tevriye sayılabilir. İkinci beyit rindane bir karşılaştırmadır. Vaizin korkutmak için anlattığı cehennem ateşi, sevgiliden ayrı kalmanın ateşi yanında bir kıvılcım kadardır. Vaiz, divan şiirinde âşığın karşısında duran kuru dindarlığın temsilcisidir ve bu beyitte de aynı yerdedir.

Üçüncü ve dördüncü beyitler kaş üzerine kurulur. Üçüncü beyitte güzellik bir gök, güzeller de bu göğün ayları olarak düşünülür; aralarında en şerefli yıldız sevgilinin hilale benzeyen kaşıdır. Felek, ay yüzlü, burç, yıldız ve yeni ay kelimeleri gökyüzü ilgisiyle bir tenasüp oluşturur. Dördüncü beyitte aynı kaş bu kez bir yaydır. Hilalin kavisli biçimi yayı çağrıştırır; o yay öyle güçlüdür ki âşığın pazusu onu çekmeye yetmez. Şair burada gönlüne seslenerek ona boşuna heves etmemesini öğütler. Hilal ile yay arasındaki geçiş, aynı benzetmenin bir beyitten ötekine taşınarak yeni bir anlama bağlanmasıdır.

Mahlas beyti küçük bir konuşma sahnesidir. Gece sevgilinin mahallesinde inleyen âşığın sesini sevgili işitir ve "bu kim" diye sorar; şair de kendini onun bülbülü olarak tanıtır. Bülbülün gül için inlemesi divan şiirinin en bilinen mazmunlarındandır; "ḫoş-gūy" (güzel söyleyen) sıfatı ise bülbülün ötüşüyle şairin şiirini aynı kelimede buluşturur. İniltinin güzel ötüş sayılması, âşığın feryadını şiire dönüştürmesinin bir ifadesidir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar