Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Bunca dür kim gözüme la‘lüñ ḫayāli buldurur
Ġālibā dükkān-ı sīnemde cevāhir bol durur
Çeşm-i ḫūn-rīzini gördüm baġlamış didüm nedür
Didi mest oldı be-ġāyet nā-geh ādem öldürür
Rūzgār ider ḥavāle başına anda da tīġ
Şöyle şem‘-i ḫīre-ḫandı bir nefes kim güldürür
Āstānına yüzüñ sürmege yol bulmaz iseñ
Gözlerüñ yaşını vir pey ey dil ol da yol durur
Cān daḫı isterse teslīm eyle la‘line Münīr
Yoḫsa yoġ idüp seni de kendülügin bildürür

Günümüz Türkçesiyle

1. Lal dudağının hayali gözüme bunca inci buldurur (bunca göz yaşı döktürür); anlaşılan göğsümün dükkânında mücevher boldur. ("Buldurur" ile "bol durur" arasında ses oyunu vardır.)

2. Kan döken gözünü bağlamış (sarmış) gördüm, "nedir?" dedim; "Fazlasıyla sarhoş oldu, ansızın adam öldürür" dedi.

3. Zaman (ya da rüzgâr) orada da onun başına bir kılıç indirir; öyle bir küstahça gülen mumdur ki (insanı) bir nefes güldürür. Beyit kapalıdır; mumun fitilinin kesilmesi ya da rüzgârın alevi söndürmesi kastedilmiş olabilir. ("Rūzgār" hem zaman hem rüzgâr demektir.)

4. Ey gönül, onun eşiğine yüz sürmeye yol bulamıyorsan gözlerinin yaşını ardına (iz olarak) ver; o da bir yoldur. Beyit iki türlü okunabilir: "pey" kelimesi iz, ayak izi anlamında olabileceği gibi pey akçesi, kapora anlamında da olabilir; ikinci okuyuşta "göz yaşını pey akçesi olarak ver" denmiş olur.

5. Münîr, can da isterse onu lal dudağına teslim et; yoksa seni de yok edip kendi gücünü (kim olduğunu) gösterir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz on dokuzuncusudur (tg 119). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "-dürür" redifli olarak gösterir; kafiye bunun önündeki "-l" sesidir: bul, bol, öl, gül, yol ve bil. Gazel iki divan nüshasında bulunur (VT 125b, VY 91b); aparatta nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin asıl sanatı kafiyelerdedir. Redif hem fiil eki ("buldurur", "öldürür", "güldürür", "bildürür") hem de "durur" (-dır) koşacı olarak okunur ("bol durur", "yol durur"). Böylece aynı ses dizisi bir yerde ettirgen fiil, bir yerde ad ve koşaç olur. Matlada "buldurur" ile "bol durur" arasında, dördüncü beyitte ise "yol durur" sözünde bu oyun açıkça görülür; bu cinas-ı mürekkep türünden bir ses oyunudur. TDV maddesi Münîrî'nin cinasın bütün türlerini başarıyla uyguladığını yazar; bu gazel bunun açık bir örneğidir. Kafiyelerin bu biçimde çözümlenmesi bizim tespitimizdir.

Matlada göz yaşları incidir; o kadar çoktur ki şair göğsünü bir mücevher dükkânına benzetir. İkinci beyit küçük bir konuşma sahnesidir. Sevgilinin gözü bağlıdır; şair sebebini sorar ve "fazla sarhoş oldu, adam öldürür" cevabını alır. Divan şiirinde sevgilinin gözü mahmur ve sarhoştur, bakışı da öldürücüdür. Gözün bağlanması, sarhoş birinin zararsız hâle getirilmesi gibi anlatılmıştır; bu okuyuş bizim çıkarımımızdır.

Üçüncü beyit gazelin en kapalı yeridir. "Şem‘-i ḫīre-ḫand" küstahça gülen mum demektir; mumun alevi bir gülüşe benzetilmiştir. "Rūzgār" hem zaman hem rüzgâr anlamına geldiğinden, mumun başına inen kılıç hem zamanın verdiği ceza hem de alevi söndüren rüzgâr olabilir. Mum fitilinin makasla kesilmesinin "başa kılıç inmesi" olarak anlatılması da mümkündür. Bu okuyuşların hiçbirini kesin olarak seçemedik.

Dördüncü beyitte âşığa bir yol gösterilir: eşiğe yüz süremiyorsa göz yaşlarını onun ardına göndermelidir. "Pey" kelimesinin iki anlamı beyti iki yönlü yapar. Mahlas beytinde ise can, dudağa teslim edilmesi gereken bir emanettir. "Yoġ idüp" (yok edip) ile "kendülügin bildürür" (kendini bildirir) arasında bir tezat vardır: sevgili âşığı yok ederek kendi varlığını gösterir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar