Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Bī-çāre bülbül iñledügi derd ü dāġı var
Her laḥẓa cān virür gülüñ andan ferāġı var
Baḥrīlik ögrenür gibi gözüm bebekleri
Her bir yanında baġlu ikişer ḳabaġı var
Yār işigine göz yaşı yetişdi didiler
Ey dil yolı izi açuḳ olsun ayaġı var
Devr-i ġamuñda mülk-i dile hīc vech ile
Gelmez ḫayāl-i ġayr ‘acāyib yasaġı var
Göze ḫayālüñ az görinür lā-büd ey perī
Ḫalvet-serā-yı dil gibi ḫālī ṭuraġı var
Yildügi der-peyine düşüp zülfüñüñ Münīr
Gördi ki bir şāhīndür ayaġında baġı var
Günümüz Türkçesiyle
1. Zavallı bülbülün inlediği bir derdi ve bir yarası (dağı) vardır; her an can verir, ama gülün ondan haberi yoktur, ona aldırmaz.
2. Gözümün bebekleri sanki denizcilik (yüzmeyi) öğreniyor gibi; her birinin iki yanında bağlı ikişer kabağı var. (Göz yaşından denizde yüzmeyi öğrenen bebekler, su üstünde durmak için kabak bağlamış gibidir. Kabakların neyi karşıladığı beyitte açık değildir; göz yaşı damlaları ya da göz kapakları olabilir.)
3. "Göz yaşı sevgilinin eşiğine yetişti" dediler; ey gönül, yolu ve izi açık olsun, ayağı var (tez gider).
4. Senin gamının devrinde (hüküm sürdüğü çağda) gönül ülkesine hiçbir şekilde başkasının hayali gelmez; garip bir yasağı var.
5. Ey peri, senin hayalin göze elbette az görünür; (çünkü göz) gönül halvethanesi gibi boş bir durağa (konaklama yerine) sahiptir. Beyit iki türlü okunabilir: boş durağı olan, hayalin kendisi de olabilir.
6. Münîr senin zülfünün ardına düşüp koştu; gördü ki o, ayağında bağı olan bir şahindir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz yirmi dördüncüsüdür (tg 124). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "-I var" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-āġ" ve "-aġ" sesidir: dāġ, ferāġ, ḳabaġ, ayaġ, yasaġ, ṭuraġ ve baġ. Gazel VT nüshasında yoktur; yalnız VY (97a) ve Ü (30a) nüshalarında bulunur. Neşrin metin sırası genel olarak VT'yi izlediğinden, VT'de bulunmayan bir gazelin bu sırada yer alması dikkat çekicidir; neşirde bu gazelin buraya hangi gerekçeyle yerleştirildiğini tespit edemedik. Bu bölümdeki gazellerin hepsi "r" harfiyle biten kafiyeler taşır ve tg 126'dan itibaren "z" harfiyle bitenler başlar; gazelin divanların geleneksel harf sırasına göre buraya konmuş olması mümkündür, bu bir çıkarımdır. Aparatta nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin kafiyeleri çoğunlukla Türkçe ve günlük hayattan alınmış kelimelerdir: kabak, ayak, yasak, durak ve bağ. Bu kelimeler gül ve bülbül, göz ve göz yaşı gibi geleneksel mazmunları gündelik nesnelerle birleştirir. TDV maddesi Münîrî'nin eserlerinde yeknesaklıktan uzak, canlı ve renkli bir anlatımın hâkim olduğunu kaydeder; bu gazelin imgeleri bu gözleme uygun düşer.
Matla gül ve bülbül mazmununu verir: bülbül derdinden inler, can verir, gül ise ona aldırmaz. "Dāġ" hem yara hem de dağlama izidir; "ferāġ" ise vazgeçmiş, ilgisiz olma hâlidir. İkinci beyit gazelin en özgün beytidir. Göz bebekleri göz yaşı denizinde yüzmeyi öğrenen çocuklara benzetilir; yüzme öğrenenler gibi iki yanlarına ikişer kabak bağlamışlardır. Kuru kabağın suyun üstünde durmaya yardım eden bir şamandıra olarak düşünüldüğü anlaşılıyor; bu bir çıkarımdır. "Baḥrīlik" (denizcilik) ile "bebek" kelimesi arasında, göz bebeğini küçük bir çocuk gibi düşünen bir oyun vardır.
Üçüncü beyitte göz yaşı bir yolcudur; "ayaġı var" sözü hem ayakları olduğunu hem de tez gittiğini anlatır. Göz yaşının yolcu olarak düşünülmesi tg 117'de de görülür; bu karşılaştırma bizim tespitimizdir. Dördüncü beyitte gönül bir ülkedir; sevgilinin gamı bu ülkede hükümdardır ve başkasının hayalinin girmesini yasaklamıştır. "Devr", "mülk" ve "yasaḳ" kelimeleri bir devlet ve hükümdarlık tenasübü kurar.
Beşinci beyitte sevgili "perī" diye anılır. Periler insan gözüne az görünen varlıklardır; sevgilinin hayali de göze az görünür. "Ḫalvet-serā" (baş başa kalınan oda) ile "ḫālī ṭuraḳ" (boş durak) arasında bir yakınlık kurulmuştur; perilerin ıssız yerleri sevdiği düşüncesi beyitte sezilebilir, bu bir çıkarımdır.
Mahlas beytinde zülüf bir şahindir. Şahin, avcılıkta ayağına bağ (bukağı) takılarak eğitilen bir kuştur; âşık zülfün peşine düşer, ama onun bağlı olduğunu görür. Kıvrımlı zülfün ucu, şahinin ayağındaki bağa benzetilmiş olabilir; bu bizim çıkarımımızdır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 281, tg 124 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Ümran Ay, "Münîrî Amâsî", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019. https://islamansiklopedisi.org.tr/muniri-amasi
Çevrimiçi kaynaklar






