Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Biz ki müştāḳ-ı tecellī-i ruḫ-ı meh-pertevüz
Ey dil ol şevḳ ile bes şeb-zinde-dār u şeb-revüz
Her ne derd ü ġam ki var sīnemdür anuñ meskeni
Ṣan ki miḥnet-ḫānedür diyü yapılmış bir evüz
Sīneme zaḫm urduġın ṭurmış raḳībe añladur
Ey göñül it gösterür ya‘nī ki oḫlanmış avuz
Dil şarāb-ı ‘ışḳuñuñ bir cür‘asın nūş ideli
Ser-ḫoş u lā-ya‘ḳıl ü mest ü ḫarāb u levlevüz
Āteş-i şevḳ ile her dem yanmaġa kül-ḫan gibi
Şöyle görmez kim Münīrī bir çaḳım ṣan kim ḳavuz

Günümüz Türkçesiyle

1. Biz ki ay ışıklı yüzün tecellisine (görünmesine) hasret çekeniz; ey gönül, bu özlemle geceleri uyanık duran ve gece gezen kimseleriz.

2. Ne kadar dert ve gam varsa yurdu benim göğsümdür; sanki biz "mihnet evi" olsun diye yapılmış bir eviz.

3. Göğsüme yara açtığını rakibe anlatıp duruyor; ey gönül, köpek (avı) gösteriyor, yani biz oklanmış bir avız. (Rakip, avcının vurduğu avı gösteren av köpeğine benzetilir. VY nüshası "gösterür" yerine "götürür", yani avı götürür; Ü nüshası "oḫlanmış" yerine "uḫlanmış" okur.)

4. Gönül senin aşkının şarabından bir yudum içeli beri sarhoş, aklı başında olmayan, kendinden geçmiş, harap ve "levlev"iz. ("Levlev" kelimesinin anlamını tespit edemedik; bağlama göre sarhoşluk ya da kendinden geçme hâlini anlatan bir söz olmalıdır. VT nüshası "mest ü" yerine "mest-i" okur.)

5. Özlem ateşiyle bir külhan gibi her an yanmak için Münîrî bir kıvılcım görmeye bile gerek duymaz; sanki biz kavız (çabuk tutuşan kav). Beyit kapalıdır; bu okuyuş bizim çıkarımımızdır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz yirmi altıncısıdır (tg 126). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "-Uz" redifli gazeller arasında gösterir; bu, birinci çokluk kişi eki olan "-uz/-üz"dür (-ız, -iz). Kafiye bunun önündeki "-ev" ve "-av" sesidir: pertev, şeb-rev, ev, av, levlev ve ḳav. Gazel üç divan nüshasında da bulunur (VT 127b, VY 106b, Ü 37a). Aparata göre VY üçüncü beyitte "gösterür" yerine "götürür", Ü aynı beyitte "oḫlanmış" yerine "uḫlanmış", VT dördüncü beyitte "mest ü" yerine "mest-i" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin redifi kişi ekidir ve her beyit "biz şuyuz" diye biten bir tanım cümlesidir: gece gezeniz, bir eviz, bir avız, sarhoşuz, kavız. Kafiyelerin bir kısmı Farsça (pertev, şeb-rev), bir kısmı Türkçe kelimelerden (ev, av, kav) kurulmuştur. Türkçe kelimelere kişi eki getirildiğinde "evüz" (eviz), "avuz" (avız), "ḳavuz" (kavız) gibi sesler ortaya çıkar. Aynı "avuz" ve "ḳavuz" kafiyeleri tg 129'da da kullanılmıştır; bu karşılaştırma bizim tespitimizdir.

Matlada âşık, sevgilinin ay ışıklı yüzünün görünmesini bekleyen bir gece insanıdır. "Tecellī" tasavvufta ilahî güzelliğin görünmesi için de kullanılan bir kelimedir; ayın gece görünmesi ile yüzün tecellisi arasında bir benzerlik kurulmuştur. "Şeb-zinde-dār" (geceyi uyanık geçiren) ve "şeb-rev" (gece gezen) kelimeleri bu bekleyişi anlatır.

İkinci beyitte göğüs bir evdir; dertler orada oturur. "Miḥnet-ḫāne" (mihnet evi) ifadesi bu evin adıdır. Üçüncü beyit bir av sahnesi kurar. Sevgili okla âşığın göğsünü yaralamıştır ve bunu rakibe anlatır; rakip ise av köpeği gibi vurulan avı gösterir. Av, ok, köpek ve avcı arasında bir tenasüp vardır. VY'deki "götürür" okuyuşu, avı ağzıyla getiren köpeği düşündürür; bu iki okuyuş da av sahnesine uyar.

Dördüncü beyitte sarhoşluğu anlatan kelimeler art arda sıralanır: "ser-ḫoş", "lā-ya‘ḳıl", "mest", "ḫarāb" ve "levlev". Bu birikim, tek bir yudumun yol açtığı büyük sarhoşluğu abartıyla anlatır. Son kelimenin anlamını tespit edemedik.

Mahlas beytinde âşık bir külhana, yani hamamların suyunu ısıtan ateş ocağına benzetilir. Kav, Türk Dil Kurumu sözlüğünde çabuk tutuşan süngerimsi bir madde olarak tanımlanır; çakım ise kıvılcım demektir. Âşık öylesine tutuşmaya hazırdır ki yanmak için bir kıvılcım görmeye bile gerek duymaz. Beytin söz dizimi kapalıdır ve bu okuyuş bizim çıkarımımızdır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar