Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Ümmīd-i vaṣl ile geçeli rūzgārumuz
Ḥadden geçüp durur ṣanemā intiẓārumuz
Bād-ı hevāya şöyle ki virdi ḳara ṣaçuñ
Ṣan kim vücūda gelmedi ṣabr u ḳarārumuz
Āḫir bu seng-ḫāre göñül k’öldüre bizi
Tā ḥaşr olunca iñleye seng-i mezārumuz
Vuṣlat demine cān niçün virmedüñ göñül
Fevt oldı furṣat eldeyiken iḫtiyārumuz
Sen meh-liḳāyı görmedi bir haftadur Münīr
Eflāke irse bes ne ‘aceb āh u zārumuz
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey put güzeli, zamanımız vuslat ümidiyle geçeli beri bekleyişimiz haddi aştı.
2. Kara saçın (sabrımızı) öyle bir rüzgâra (hevaya) verdi ki sanki sabır ve huzurumuz hiç var olmadı. ("Bād-ı hevāya virmek" boşa harcamak demektir; "hevā" hem hava hem de heves anlamındadır. Rüzgârda dağılan saç, dağılan sabrı anlatır.)
3. Sonunda bu sert kaya gibi gönül bizi öldürecek; öyle ki mahşer gününe kadar mezar taşımız inleyecek. (Sevgilinin taş gönlü mezar taşını da inletecek kadar acı verir.)
4. Ey gönül, vuslat anında neden can vermedin; irade elimizdeyken fırsat kaçtı.
5. Münîr bir haftadır seni, ay yüzlüyü görmedi; ah ve feryadımız göklere ulaşsa şaşılır mı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz yirmi yedincisidir (tg 127). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "ImUz" redifli olarak gösterir; bu, birinci çokluk kişinin iyelik eki olan "-umuz"dur. Kafiye bunun önündeki "-ār" sesidir: rūzgār, intiẓār, ḳarār, mezār, iḫtiyār ve zār. Gazel üç divan nüshasında da bulunur (VT 128a, VY 106b, Ü 37b); aparatta nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin redifi "-umuz" iyelik ekidir ve her beyit âşığa ait bir şeyi adlandırır: zamanımız, bekleyişimiz, sabrımız, mezar taşımız, irademiz ve ahımız. Gazel böylece âşığın sahip olduklarının bir dökümünü verir; bu sahip olunanların hemen hepsi kayıp, bekleyiş ya da acıyla ilgilidir. Bu yapı gözlemi bizim tespitimizdir.
Matla uzun bir bekleyişi anlatır. "Rūzgār" burada zaman, ömür anlamındadır; ikinci beyitte ise "bād-ı hevā" ile rüzgâr ve hava imgesi somut bir hâl alır. "Bād-ı hevāya virmek" bir şeyi boşa harcamak demektir. Sevgilinin kara saçı rüzgârda dağılır; âşığın sabrı da bu saçla birlikte dağılıp gider, sanki hiç var olmamıştır. "Hevā" kelimesinin hem hava hem de heves anlamına gelmesi beyte bir tevriye katar.
Üçüncü beyit taş imgesini iki yönlü kullanır. Sevgilinin gönlü "seng-ḫāre", yani sert kayadır; âşığı öldürecek olan budur. Âşığın ölümünden sonra ise mezar taşı inleyecektir. "Seng-ḫāre" ile "seng-i mezār" arasında taş kelimesinin tekrarına dayanan bir tenasüp ve tezat vardır: katı taş öldürür, mezar taşı inler. Bu karşılık bizim tespitimizdir.
Dördüncü beyit bir pişmanlıktır. Âşık vuslat anında can vermemiş, fırsatı kaçırmıştır. Divan şiirinde âşığın sevgiliye canını feda etmesi en büyük arzudur; burada bu fedakârlık yapılmadığı için kendini kınar. "Fevt olmak" (kaçmak, elden gitmek) ile "eldeyiken" arasındaki karşıtlık bu pişmanlığı güçlendirir.
Mahlas beytinde "bir haftadur" (bir haftadır) sözü dikkat çekicidir. Gazellerde sevgiliden ayrılık genellikle süresiz anlatılır; burada ise somut bir süre verilmiştir. Bu ayrıntının gerçek bir olaya dayanıp dayanmadığını bilmiyoruz; kaynaklarda bu gazelle ilgili bir bilgi yoktur. Bir haftalık ayrılığın ahları göklere ulaştırması, abartının gücünü artırır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 284, tg 127 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






