Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Eşk ü çihrem gören ey dil bilür işin zer-gerüñ
Kim nice ḳılur muraṣṣa‘ la‘l ile yüzin zerüñ
La‘l ü yāḳūt ile oynar gözlerüm merdümleri
Cevherī olup lebi devrinde ol sīmīn-berüñ
Yüzümi altun-ı ḫāliṣ ḳılmaġ içün ey nigār
Dem-zen āh-ı āteşīn oldı dil olup aḫkerüñ
Götürüp yirden ‘aḳīḳ-i eşkümi bir işe sür
Her ne deñlü ḳıymetīlerle olursa işlerüñ
Sen büt-i tersā-beçe şevḳıyla yanaldan Münīr
Niçe İslām ehli baña içi göynür kāfirüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, gözyaşımı ve yüzümü gören kuyumcunun işini bilir: altının yüzünü lal ile nasıl murassa eder (değerli taşlarla bezer). (Sararmış yüz altına, kanlı gözyaşı lale benzetilir.)

2. O gümüş göğüslü güzelin dudağının devrinde gözlerimin bebekleri birer mücevherci olup lal ve yakutla oynar. (Göz bebekleri kanlı yaşlarla oynar.)

3. Ey güzel, yüzümü halis altın yapmak için gönül senin korun oldu ve ateşli ahı körük gibi üfledi.

4. Gözyaşımın akiğini yerden kaldır da bir işe sür; işlerin ne kadar değerli taşlarla olursa olsun.

5. Münîr, sen Hristiyan çocuğu güzelin şevkiyle yanalı beri, nice Müslüman bir yana, kâfirin bile bana içi yanar. (VY "niçe" yerine "nice" okur.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz elli beşincisidir (tg 155). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif "-üñ / -uñ" ekidir (Ersoy'un listesinde "-üñ"); kafiye "-er / -ir" sesidir: zer-ger, zer, sīmīn-ber, aḫker, işler ve kāfir. Gazel iki nüshada bulunur: VT 134b ve VY 111b. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk dört beyti tek bir meslek dünyasından, kuyumculuktan alınmış imgelerle kurulmuştur. Kubbealtı Lugatı "zerger" kelimesini kuyumcu olarak açıklar; Türk Dil Kurumu sözlüğü "murassa" kelimesini değerli taşlarla bezenmiş, cevherlerle süslenmiş diye verir. Matlada âşığın sararmış yüzü bir altın levha, üstüne dökülen kanlı gözyaşları da o levhaya kakılmış lallerdir; böylece âşığın yüzü murassa bir esere dönüşür. "Zer-ger" ile "zer" arasında ses ve anlam bakımından bir tenasüp vardır.

İkinci beyitte göz bebekleri mücevherci olur ve lal ile yakutla, yani kanlı yaşlarla oynar. Sevgilinin "sīmīn-ber" (gümüş göğüslü) diye anılması gümüşü de bu mücevher dünyasına katar. Üçüncü beyitte imge bir kuyumcu ocağına taşınır: gönül kor, ah körük, âşığın yüzü de ateşte arıtılan altındır. Kubbealtı Lugatı "ahker" kelimesini ateş koru ve mecazen aşk ateşi olarak açıklar. "Dem-zen" (soluk veren, üfleyen) kelimesi körüğün işini ahın üfleyişine bağlar; altının ateşte saflaşması, âşığın yüzünün acıyla sararmasına karşılık gelir.

Dördüncü beyitte gözyaşı yere düşmüş bir akik taşıdır. Kubbealtı Lugatı akik taşının en makbulünün kırmızı olanı olduğunu yazar; kanlı gözyaşının akike benzetilmesi bu renge dayanır. Âşık sevgiliden bu taşı yerden kaldırıp bir işe kullanmasını ister; böylece değersiz sayılan gözyaşı, sevgilinin değerli taşlarla dolu işleri arasına katılmayı umar.

Mahlas beyti gazeli tg 154'te de görülen Hristiyan güzel temasına bağlar. Sevgili "büt-i tersā-beçe"dir, yani Hristiyan bir delikanlı olan put güzeli. Kubbealtı Lugatı "göyünmek" fiilini eski Türkçede ve halk ağzında yanmak anlamıyla kaydeder; "içi göynür" söyleyişi acımayı anlatır. Beyitte İslâm ehli ile kâfir arasında bir tezat kurulur: âşığın hâli o kadar acıklıdır ki onun için Müslümanlar bir yana, sevgilinin dinindeki kâfirin bile içi yanar. Ardışık iki gazelin aynı temayı işlemesi bizim tespitimizdir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Resmî kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar