Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Bozdı bāzārını ‘anber ṣaçı müşk-i Ḫutenüñ
Ḳıymetin dişleri naẓmı ṣıdı dürr-i ‘Adenüñ
Serv-ḳaddüñle temāşā ideli gül yüzüñi
Bāġ-bān yüzine baḳmaz semen ü nārvenüñ
İrdi pā-būsuña diyü senüñ ey lāle-‘iẕār
Berg-i gül yüz sürer ayaġına düşüp çemenüñ
Ey şeker-leb lebüñüñ vaṣfını tekrār iderem
Nuṭḳı ṭutulsa ne var ṭūṭī-i şīrīn-süḫanuñ
Yanma pervāne gibi dirse Münīrīye ḥabīb
Olmasun şem‘-i şebistān ḳamu encümenüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Amber kokulu saçın Hoten miskinin pazarını bozdu (değerini düşürdü); dişlerinin dizisi de Aden incisinin kıymetini kırdı. ("Naẓm" hem dizi hem şiir demektir.)

2. Selvi boyunla gül yüzünü seyredeli beri bahçıvan yaseminin de karaağacın da yüzüne bakmaz olur.

3. Ey lale yanaklı, çimenin gül yaprağı "senin ayağını öpmeye eriştim" diye ayağına düşüp yüz sürer. (Nüshalarda söz dizimi biraz farklıdır; MN "düşüp" yerine "düşse" okur.)

4. Ey şeker dudaklı, dudağının vasfını dönüp dönüp söylerim; tatlı sözlü papağanın dili tutulsa buna şaşılır mı? (Şeker dudak karşısında papağan bile susar.)

5. Sevgili Münîrî'ye "pervane gibi yanma" diyorsa, kendisi de bütün meclislerin gece mumu olmasın (herkese ışık saçan mum olmazsa pervane de yanmaz).

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz elli yedincisidir (tg 157). Vezin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "-üñ / -uñ" ekidir ve Ersoy'un giriş s. 9'daki listesinde "-üñ" redifli gazeller arasında sayılır; kafiye "-en" sesidir: Ḫuten, ‘Aden, nārven, çemen, süḫan ve encümen.

Gazel beş tanıkta bulunur. Üç divan nüshasında (VT 135a, VY 113b, Ü 42a) yer aldığı gibi iki nazire mecmuasında, Pervâne Bey Mecmuası'nda (PB 358a) ve Edirneli Nazmî'nin Mecmau'n-nezâ'ir'inde (MN 223a) de kayıtlıdır. Nüsha farkları üçüncü ve dördüncü beyitlerde birkaç kelimenin sırası ve biçimiyle sınırlıdır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin konusu sevgilinin güzelliğinin her şeyin değerini düşürmesidir. Matla ticaret diliyle kurulmuştur: "bāzār", "ḳıymet" ve değerli mallar olarak misk, amber ve inci. Sevgilinin amber kokulu saçı Hoten miskinin pazarını bozar, dişleri Aden incisinin kıymetini kırar. "Ṣıdı" fiili eski Türkçedeki "sımak" fiilidir; Kubbealtı Lugatı bu fiili kırmak, bozmak anlamlarıyla eski Türkçe ve halk ağzına ait olarak kaydeder. TDV İslâm Ansiklopedisi Münîrî'nin şiirlerinde pek çok arkaik kelimeye rastlandığını belirtir; bu beyit buna bir örnektir. "Naẓm" kelimesi dişlerin inci dizisi gibi sıralanışını anlatırken şiiri de hatırlatır.

İkinci beyitte bahçe ve bahçıvan imgesi gelir. Kubbealtı Lugatı Farsça "semen" kelimesini yasemin, "nârven" kelimesini karaağaç olarak verir. Sevgilinin gül yüzünü ve selvi boyunu gören bahçıvan, bahçedeki öteki çiçek ve ağaçlara artık bakmaz; "yüz" kelimesinin hem sevgilinin yüzü hem çiçeklerin yüzü için kullanılması beyti bir tekrir üzerine kurar. Üçüncü beyitte gül yaprağının yere düşüşü, sevgilinin ayağına yüz sürmek diye yorumlanır; bu bir hüsn-i talil örneğidir.

Dördüncü beyitte şeker ile papağan arasında bilinen tenasüp kullanılır. Âşık sevgilinin şeker dudağını övmekten bıkmaz; tatlı sözlü papağanın dilinin tutulması, bu övgü karşısında en konuşkan varlığın bile susacağını söyler. Mahlas beytinde mum ve pervane mazmunu ters çevrilir: pervaneye yanma demek, mumun kendisi bütün meclislere ışık saçarken anlamsızdır. Böylece sevgilinin herkese açık güzelliği, âşığın yanışının asıl sebebi olarak gösterilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar