Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

‘Āşıḳ-ı ser-mestem aṣlā bende yoḳdur fikr-i neng
Göñlüm efġān-ı ney ister nāle-i ḳānūn u çeng
Cür‘a-i cām-ı muravvaḳdur murādı göñlümüñ
N’eylesün bilür ki degmez dengine afyon u beng
Seng-dil maḥbūblar göñliyle ṭoldı yollaruñ
Ḳorḳaram k’anlardan atuñ ayaġına ire seng
Sen düşürdüñ bizi derd-i ‘ışḳa diyü cān u dil
Hep iderler benüm ile dōstum merdāne ceng
Mest-i ‘ışḳ-ı yārsın reftāruñı gördüm Münīr
Ẓāhir oldı ṭınma daḫı ḳo getürme ‘öẕr-i leng

Günümüz Türkçesiyle

1. Ben başı dönmüş, sarhoş bir âşığım; bende utanma kaygısı hiç yoktur. Gönlüm neyin feryadını, kanun ve çengin iniltisini ister.

2. Gönlümün muradı süzülmüş kadehin dibindeki yudumdur (cür'a); ne yapsın, afyonla bengin onun dengine (eşine) değmeyeceğini bilir.

3. Yollar taş yürekli güzellerin gönülleriyle doldu; korkarım onlardan senin atının ayağına taş değer.

4. Can ile gönül, "bizi aşk derdine sen düşürdün" diyerek, dostum, hep benimle yiğitçe savaşırlar. (VT nüshası bu beyitte "dem-be-dem" ve "Her geh iderler benümle cān u dil" okuyuşlarını verir.)

5. Münîr, sevgilinin aşkıyla sarhoşsun; yürüyüşünü gördüm, belli oldu. Artık ses çıkarma, bırak, bir de topallık özrü getirme.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz altmış birincisidir (tg 161). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un giriş s. 9'daki redif listesinde yer almaz; kafiye "-eng" sesidir: neng, çeng, beng, seng, ceng ve leng. Aynı kafiye ve aynı "‘öẕr-i leng" kapanışı tg 154'te de vardır; birkaç gazel sonra gelen tg 166 da "-eng" kafiyelidir. Bu yakınlık bizim tespitimizdir. Gazel iki divan nüshasında bulunur: VT 135b ve VY 112b; Ü nüshasında yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin teması rindliktir. Matlada şair kendini "‘āşıḳ-ı ser-mest" diye tanımlar ve utanma kaygısını reddeder. Kubbealtı Lugatı "neng" kelimesine ün, şöhret ve ar, utanç anlamlarını verir; burada ikinci anlam öne çıkar. Ney, kanun ve çeng adlarının bir arada anılması bir tenasüp oluşturur; "kanun" kelimesi çalgı adı olarak kullanılmıştır. İkinci beyitte "cür‘a", kadehin dibinde kalan son yudumdur. Kubbealtı Lugatı "beng" kelimesini ban otu ve onun afyon gibi uyuşturucu tohumu olarak açıklar. Şair, şarabın son yudumunu afyon ve benge üstün tutar; "dengine" ile kafiye kelimesi "beng" arasındaki ses yakınlığı beyte ayrıca bir ahenk katar.

Üçüncü beyit "seng" (taş) kelimesi üzerine kurulmuştur. Birinci mısrada güzeller "seng-dil", yani taş yüreklidir; ikinci mısrada bu taş gönüller yollara dolar ve sevgilinin atının ayağına değebilir. Taş yürek mecazının somut bir taşa dönüştürülmesi beyti esprili kılar. Dördüncü beyitte âşığın içinde bir kavga sahnesi kurulur: can ve gönül, kendilerini aşk derdine düşürdüğü için âşıkla savaşır. Bu kişileştirme, birkaç gazel sonra gelen tg 166'nın ikinci beytinde de görülür; orada da gönül ile can gamze oku için "ceng" eder.

Mahlas beyti gazelin rindlik temasını şairin kendi bedenine bağlar. Şair kendine seslenir: yürüyüşünden aşkla sarhoş olduğu anlaşılmıştır, artık topallığını bahane etmesin. Kubbealtı Lugatı "tınmak" fiilini ses çıkarmak, bir şey söylemek diye açıklar; "ṭınma" bu yüzden "sus, ses çıkarma" anlamındadır. Kubbealtı Lugatı "leng" kelimesini de "lenk", yani topal maddesine bağlar. Beyitte sarhoşun sendeleyişi ile topalın aksayışı arasında bir oyun kurulduğu anlaşılıyor; bu okuma bizim tespitimizdir.

Tarihî Bağlam

Gazel, Ersoy'un şairin hayatına dair verdiği bilgilerde iki kez anılır. Giriş s. 2'de Ersoy, Münîrî'nin aksak olduğunu söylediği beyitler arasında bu gazelin mahlas beytini tg 154'ün dokuzuncu beytiyle birlikte verir. Giriş s. 13'te ise gazelin matlaını, şairin kendini başı dönmüş bir âşık olarak nitelemesine, utanma ve kınanma kaygısı taşımamasına örnek gösterir. Ersoy bu beyti "tg 161/2" atfıyla verir; neşirdeki metinde ise aynı beyit gazelin birinci beytidir. Bu farkın sebebi bilinmemektedir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar