Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Cīm ü dāl ü lām-ı zülfüñ ḳılmasa her dem cedel
Vaṣl-ı ḳaddüñle vireydi şāyed āḫir bir kez el
‘Ayn-ı çeşmüñle dehānuñ mīmi zülfüñ lāmı bes
Benden ayrulmazlar āḫir k’oldılar baña ‘amel
Rā ḳaşuñ birle dehān u kākülüñ devrinde dil
İḫtiyār itse bu şi‘r içre n’ola baḥr-i remel
Çeşm ü dendānuñla zülfüñüñ ḫayāli cānuma
Dōstum virse ‘aceb mi dem-be-dem ṭu‘m-ı ‘asel
Ol elif ḳadd ile zülf-i yār cīm ü lām olup
Ey Münīrī oldı lā-büd ‘āşıḳa anlar ecel

Günümüz Türkçesiyle

1. Zülfünün cim, dal ve lamı (zülfün bu harflere benzeyen kıvrımları; üçü yan yana "cedel" yani kavga kelimesini yazar) her an cedel (çekişme) etmeseydi, belki sonunda boyunla kavuşma bir kez el verirdi.

2. Gözünün aynı (ayn harfi, aynı zamanda göz), ağzının mimi ve zülfünün lamı, işte sonunda benden ayrılmazlar; çünkü bana "amel" (yaptığım iş; ayn, mim ve lam harfleriyle yazılır) oldular.

3. Gönül, rā harfine benzeyen kaşınla ağzının (mim) ve kâkülünün (lam) devrinde bu şiirde remel bahrini seçse buna şaşılır mı (rā, mim ve lam yan yana "remel" yazar).

4. Dostum, gözünün (ayn), dişlerinin (sin) ve zülfünün (lam) hayali canıma her an bal tadı verse (ayn, sin ve lam "asel", yani bal yazar) şaşılır mı?

5. Ey Münîrî, sevgilinin elif gibi boyu ile zülfü cim ve lam olunca (elif, cim ve lam "ecel" yazar), onlar âşığa elbette ecel oldu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz seksen ikincisidir (tg 182). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Kubbealtı Lugatı remel bahrini esası dört "fâilâtün" ya da "feilâtün"den oluşan bir aruz bahri diye tanımlar; gazelin vezni bu bahrin kalıplarından biridir ve bu ayrıntı üçüncü beyitte önem kazanır. Redif yoktur; kafiye "-el" sesidir: cedel, el, ‘amel, remel, ‘asel ve ecel. Gazel yalnız Vatikan (VT 140b) ve Viyana (VY 116b) nüshalarında bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel baştan sona bir harf oyunu üzerine kuruludur. Divan şiirinde güzelin yüzü ve bedeni Arap harflerinin şekilleriyle anılır; bu gazelde de boy elife, göz ayna, ağız mime, kaş rāya, kıvrık zülüf ise cim, dal ve lama benzetilir. Şair her beyitte bu harflerden üçünü yan yana getirir ve ortaya çıkan kelimeyi kafiye yapar. Neşirde bu düzen üzerine bir not yoktur; harflerin kafiye kelimelerini yazdığı bizim tespitimizdir. Kubbealtı Lugatı'na göre "cedel" tartışma ve çekişme, "‘amel" bir maksatla yapılan iş, "‘asel" bal, "ecel" ise her canlı için takdir edilmiş ölüm zamanıdır.

Matlada cim, dal ve lam "cedel"i yazar; zülfün harfleri sözün tam anlamıyla kavga çıkarır ve boy ile kavuşmaya engel olur. İkinci beyitte ayn, mim ve lam "‘amel" olur. Kubbealtı Lugatı "ayn" kelimesine göz anlamını da verir; böylece gözün harfi ile gözün kendisi arasında bir cinas doğar. Göz, ağız ve zülüf şairin "amel"i, yani gece gündüz uğraştığı iş olmuştur.

Üçüncü beyit şiirin kendisine döner. Rā, mim ve lam "remel"i yazar; gönlün bu şiirde remel bahrini seçmesine şaşılmaz, çünkü gazel gerçekten remel bahrinin bir kalıbıyla yazılmıştır. "Devr" kelimesi burada hem zaman hem de kıvrılıp dönme anlamıyla, ağzın yuvarlaklığına ve kâkülün kıvrımına uyar. Dördüncü beyitte göz, diş ve zülüf ayn, sin ve lam harfleriyle "‘asel"i, yani balı yazar. Kubbealtı Lugatı Arapça "sinn" kelimesini "diş" diye açıklar; sin harfinin adı ile dişin Arapça adı arasındaki bu yakınlık, dişlerin neden sin harfiyle anıldığını açıklar. Bu ilişkiyi bizim kurduğumuzu belirtelim. Hayalin verdiği bal tadı, dudak ve ağızla ilgili tatlılık mazmununa da bağlanır.

Mahlas beyti oyunu en ağır kelimeyle bitirir. Elif boy ile cim ve lam zülüf bir araya gelince "ecel" ortaya çıkar. Böylece gazelin kafiyeleri kendi başına küçük bir hikâye anlatır: zülfün çıkardığı kavga (cedel), âşığın bitmeyen uğraşı (‘amel), bu uğraşın şiire dönüşmesi (remel), hayalin verdiği tatlılık (‘asel) ve sonunda ölüm (ecel). Gazel, Münîrî'nin harf ve kelime oyunlarına düşkünlüğünü en açık gösteren şiirlerinden biridir; bu değerlendirme de bizimdir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar