Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Şād iderse beni ‘aceb mi viṣāl
Feraḥ olmaz mı bulsa bir kişi māl
Cān virür vaṣluña cihānla dil
Kerem it her ne deñlü az ise al
Gördügüm gibi ḫaddüñ üzre didüm
Ḫaṭ-ı müş‘ir durur bu noḳṭa-i ḫāl
Ẕevḳ ider dil ḫayāl-i la‘lüñ ile
Bes yalar barmaġın ṭutan kişi bal
Rızḳ içün ġam yimez cihānda Münīr
Bilür anı ki yoḳ naṣībe zevāl

Günümüz Türkçesiyle

1. Kavuşma beni sevindirirse buna şaşılır mı; bir kimse mal bulsa ferahlamaz mı?

2. Gönül, vuslatın için canını cihanla birlikte verir; lütfet, ne kadar az ise de kabul et.

3. Yanağının üzerinde (beni) görür görmez dedim: Bu ben noktası (bir şeyi) haber veren bir yazıdır (yahut yüzde belirecek ayva tüylerini haber veren bir işarettir).

4. Gönül, dudağının hayaliyle tat alır; zaten balı tutan kişi parmağını yalar.

5. Münîr dünyada rızık için gam yemez; çünkü nasibin yok olmayacağını bilir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz seksen birincisidir (tg 181). Vezin "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-āl" sesidir: viṣāl, māl, al, ḫāl, bal ve zevāl. Gazel yalnız iki divan nüshasında, Vatikan (VT 140b) ve Viyana (VY 117b) nüshalarında bulunur; III. Murad için istinsah edilen İstanbul Üniversitesi nüshasında ve nazire mecmualarında yer almaz. Neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ana fikri, sevgiliye kavuşma isteğinin bir kazanç gibi düşünülmesidir. Matlada kavuşmanın verdiği sevinç, mal bulan kişinin ferahlığına benzetilir; ikinci mısra birinci mısraın iddiasını gündelik hayattan alınmış bir örnekle destekler. İkinci beyitte bu ticaret dili sürer: gönül, can ile birlikte bütün cihanı vuslatın bedeli olarak sunar ve "ne kadar az ise de al" diyerek pazarlıktaki alçakgönüllü satıcı gibi konuşur.

Üçüncü beyitte yazı ile güzellik birbirine bağlanır. "Ḫaṭ" kelimesi hem yazı hem de yüzde beliren ayva tüyü anlamına gelir; "noḳṭa" da yazıdaki nokta ile yanaktaki benin ortak adıdır. Kubbealtı Lugatı "müş‘ir" kelimesini "bildiren, haber veren" diye açıklar. Buna göre ben, kendisinden sonra gelecek bir yazıyı, yani ayva tüylerini haber veren ilk işarettir; beyit bu iki anlamla da okunabilir. Hat ile nokta arasındaki bu tenasüp, Münîrî'nin sevdiği kelime oyunlarının tipik bir örneğidir.

Dördüncü beyitte bir atasözü şiire taşınmıştır. Türk Dil Kurumu sözlüğü "bal tutan parmağını yalar" sözünü, imkânları geniş bir işin başında bulunanın bunlardan az da olsa yararlanacağı anlamında verir. Şair, dudağın hayalinden tat alan gönlü bu sözle savunur: bal gibi tatlı düşünülen la‘l dudak, onun hayalini elinde tutan gönle de bir pay bırakır. Bu, irsal-i mesel sanatının açık bir örneğidir. Mahlas beytinde ise aşk dilinden tevekküle geçilir. Türk Dil Kurumu sözlüğü "nasip" kelimesini birinin payına düşen şey diye açıklar. Kişinin payına yazılan rızkın yok olmayacağı inancı, matladaki "mal" düşüncesine karşı bir denge kurar: gazelin başında kazanca sevinen şair, sonunda rızık kaygısından uzak durduğunu söyler.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Resmî kaynaklar

  • Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük, "bal tutan parmağını yalar" ve "nasip" maddeleri. https://sozluk.gov.tr/

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar