Özgün Metin
Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
İrişdi çün dem-i ‘īd āḫir oldı rūz-ı ṣıyām
Getürse sāḳī-i meh-rū ‘aceb mi bāde vü cām
Büküldi çün ḳaşuñuñ daḫı ḳaddi buncılayın
‘Aṣā-yı zülfüñe el ṣunsa n’ola ol da müdām
Ne deñlü sīnede peykānı kim var oḳlaruñuñ
Ser-ā-ser oldı göñül ḫānesine her biri cām
Yoluñda yine elif gibi ṭoġruyam ammā
Cefā vü cevrüñ eli bükdi ḳıldı ḳaddümi lām
Şarāb-ı puḫte içer gibi merdüm-i dīde
Ki ḳaynadur dün ü gün kāsesinde bāde-i ḫām
Nihāl-i ḳadd-i bülendüñi añdum idi Münīr
Revān didi daḫı ṭınma elifde ma‘nī tamām
Günümüz Türkçesiyle
1. Bayram vakti geldi, oruç günleri sona erdi; ay yüzlü saki şarap ve kadeh getirse buna şaşılır mı.
2. Kaşının boyu da böyle (benimki gibi) büküldüğüne göre, o da zülfünün asasına durmadan el uzatsa ne olur (beli bükülmüş bir ihtiyar gibi değneğe dayansa şaşılmaz).
3. Oklarının göğsümde ne kadar temreni varsa, her biri baştan başa gönül evine birer cam (pencere camı) oldu.
4. Yolunda yine elif gibi dosdoğruyum; ama cefanın ve eziyetinin eli boyumu büküp lam harfine çevirdi.
5. Gözümün bebeği sanki pişkin (olgun) şarap içiyor; çünkü gece gündüz kâsesinde ham şarabı kaynatıyor (göz çukurunda kanlı gözyaşı kaynıyor).
6. Münîr, senin uzun boyunun fidanını anmıştım; hemen (revan) dedi ki: "Artık ses çıkarma, elifte anlam tamamdır."
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz doksan dokuzuncusudur (tg 199). Vezin "mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-ām" sesine dayanır: ṣıyām, cām, müdām, cām, lām, ḫām ve tamām. "Cām" kelimesi birinci ve üçüncü beyitte iki ayrı anlamla kafiyeye girer. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 144b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Matla gazeli bayrama bağlar: "dem-i ‘īd" (bayram vakti) gelmiş, "rūz-ı ṣıyām" (oruç günleri) bitmiştir. Oruçtan sonra gelen bayram Ramazan Bayramı'dır; ancak gazel bayramı belirli bir yıl ya da olayla ilişkilendirmez.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, oruç bitince sakinin şarap getirmesini doğal bir şey olarak sunar ve gazelin rint havasını kurar. İkinci beyitte kaş bükülmüş boylu bir ihtiyara benzetilir, kaşın üstüne düşen zülüf de onun dayandığı asadır. Kubbealtı Lugatı "asâ" kelimesini uzun sopa, değnek diye açıklar. "Daḫı" (dahi) kelimesi, kaşın boyunun da âşığın boyu gibi büküldüğünü ima eder; âşığın bükülmüş boyu dördüncü beyitte açıkça söylenir. Kafiyedeki "müdām" kelimesini Kubbealtı Lugatı hem "devamlı, sürekli" hem de "şarap" diye açıklar; beyitte sürekli anlamı öndedir, ama bayram ve şarapla açılan gazelde ikinci anlam da akla gelir (bizim tespitimizdir).
Üçüncü beyitte cinas vardır. Kubbealtı Lugatı "cam" kelimesini hem içki kadehi hem de pencere, kapı gibi yerlere takılan cam tabakası diye açıklar. Matladaki "cām" kadehtir; burada ise göğse saplanan ok temrenleri gönül evine açılmış pencerelerin camları olmuştur. Dördüncü beyit harf benzetmesine dayanır. Kubbealtı Lugatı elif ile lamı Arap alfabesinin harfleri olarak kaydeder; dik ve düz elif doğru duruşun, kıvrık lam ise bükülmüş boyun simgesidir. Âşık sevgiliye bağlılıkta hâlâ elif gibi dosdoğrudur, ama cefa onun boyunu lama çevirmiştir. "Elif" ile "lām" arasında bir tenasüp, "ṭoġru" ile "bükmek" arasında bir tezat vardır.
Beşinci beyitte "puḫte" ile "ḫām" karşı karşıya konur. Kubbealtı Lugatı "puhte" kelimesini pişmiş, mecazen olgun diye, "ham" kelimesini de olgunlaşmamış diye açıklar. Göz bebeği, göz çukuru kâsesinde gece gündüz ham şarap kaynattığı için sanki pişkin şarap içmektedir; kaynayan şarap âşığın kanlı gözyaşıdır. Mahlas beyti gazeli elif harfiyle bağlar. Kubbealtı Lugatı "elif" maddesinde bu harfin tasavvufta Allah'ın zâtına delalet ettiğini kaydeder ve Yûnus Emre'nin "Dört kitâbın ma'nîsi bellidir bir elifte" mısraını örnek verir. Şair sevgilinin uzun boyunu anınca kendisine "Artık sus, elifte anlam tamamdır" denir; Kubbealtı Lugatı "tınmak" fiilini ses çıkarmak, bir şey söylemek diye açıklar. Elif burada hem sevgilinin dik boyu hem de bütün anlamı içinde toplayan harftir. Kubbealtı Lugatı'nın "revan" maddesindeki "süratle, derhal" anlamı mısraın başındaki "revān" kelimesine uyar; aynı kelime "serv-i revān" (salınan servi) söyleyişini de hatırlatır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 318, tg 199 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "asâ", "müdam", "cam", "elif", "lâm", "puhte", "ham", "tınmak" ve "revan" maddeleri. https://lugatim.com/s/elif
Çevrimiçi kaynaklar






