Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Dil baña la‘lüñi anuñ-çün dir em
Bilür anı k’ol durur derdüme em
Şol ḳadar kim gözlerüm yaş aḳıdur
Yüregümde ḳalmadı bir ḳaṭre nem
Hīc bir laḥẓa beni terk eylemez
Bilmezem bende ne ṭuydı derd ü ġam
Şerbet-i la‘l-i lebüñ nūş idenüñ
Gözine görinmez aṣlā cām-ı Cem
Cān virürem yoluña diyü Münīr
Her geh ider ḫāk-i pāyüñe ḳasem
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül bana dudağının yakutu için "Em" (öp, em) der; çünkü onun derdime em (ilaç) olduğunu bilir.
2. Gözlerim o kadar yaş akıtıyor ki yüreğimde bir damla nem kalmadı.
3. Dert ve gam beni bir an bile bırakmıyor; bilmem bende ne buldular (ne tat aldılar).
4. Dudağının yakut şerbetini içen kişinin gözüne Cem'in kadehi hiç görünmez.
5. Münîr "Yoluna can veririm" diyerek her an ayağının toprağına yemin eder.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz birincisidir (tg 201). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır; mısralar öteki gazellerin çoğundan bir tef‘ile kısadır. Gazelin redifi yoktur; kafiye kelimeleri em, em, nem, ġam, Cem ve ḳasemdir. Matlanın iki mısraı "em" kelimesiyle biter. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 145a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Gazel kısa mısraları, sade Türkçe söyleyişi ve az sayıda tamlamasıyla dikkat çeker. Beş beyitte de sevgilinin dudağı, âşığın derdi ve gözyaşı etrafında dolaşır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir tam cinas üzerine kuruludur. Kubbealtı Lugatı "em" kelimesini Eski Türkçeden gelen ve "ilaç, deva, çare, derman" anlamına gelen bir isim olarak kaydeder; aynı maddede Amasyalı Mihrî Hatun'un "Şefkatinden umarım derdime em" mısraı örnek verilir. Birinci mısranın sonundaki "em" ise "emmek" fiilinin emir kipidir; Kubbealtı Lugatı bu fiili bir şeyi dudak, dil ve nefes yardımıyla içine çekmek diye açıklar. Gönül âşığa sevgilinin dudağını emmesini, yani öpmesini söyler, çünkü o dudağın dertlere ilaç olduğunu bilir. Aynı ses iki ayrı kelimeyi taşır ve beytin anlamı bu iki kelimenin birbirini açıklamasından doğar.
İkinci beyitte mübalağa vardır. Gözler o kadar çok yaş dökmüştür ki yürekte nem kalmamıştır; Kubbealtı Lugatı "nem" kelimesini hafif ıslaklık, rutubet diye açıklar. Gözyaşının yürekten geldiği düşüncesi beytin dayanağıdır. Üçüncü beyitte dert ve gam, âşığı bir an bırakmayan dostlar gibi gösterilir; âşık onların kendisinde ne bulduğunu bilmediğini söyleyerek hafif bir alaya başvurur.
Dördüncü beyit efsanevî bir kadehe gönderme yapar. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Câm-ı Cem" maddesine göre bu kadeh efsanevî İran hükümdarları Cemşîd ile Keyhusrev'e, ayrıca Hz. Süleyman'a ve Büyük İskender'e atfedilen, içine bakıldığında dünyada olup biten her şeyin göründüğüne inanılan sihirli kadehtir; aynı madde şarabın Cemşîd devrinde icat edildiği rivayetine de değinir. Sevgilinin dudağının şerbetini içen kişi bu ünlü kadehi gözüne bile almaz. "La‘l", "şerbet", "nūş" ve "cām" arasında bir tenasüp vardır. Mahlas beytinde âşık sevgilinin ayağının toprağına yemin eder; ayak toprağı divan şiirinde sevgiliye duyulan saygının ve âşığın kendini alçaltmasının ölçüsüdür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 319, tg 201 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Akademik çalışmalar
- Tahsin Yazıcı, "Câm-ı Cem", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1993. https://islamansiklopedisi.org.tr/cam-i-cem
Kitaplar
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "em", "emmek" ve "nem" maddeleri. https://lugatim.com/s/em
Çevrimiçi kaynaklar






