Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Çünki hengām-ı gül irdi mevsim-i ‘ayş-ı müdām
Sāḳīyā ṣun bāde-i gül-fāmuñı sen de müdām
Boynın egdügi tevāżu‘dan benefşe dōstum
Ḫıdmetüñe ṣoḥbet-i gülden getürmişdür selām
Ṣad hezār olsa işüm gül ṣoḥbetin terk itmezem
Gerçi kim dirler mes̱eldür ḳaydluya ṣoḥbet ḥarām
‘Andelīb-i nā-tüvānem per-şikeste derd ile
Bir gül-endāma kim ol da baña ḳılmaz bir kelām
Sünbül-i zülf-i siyeh diyü Münīr ölme iñen
Devr-i güldür ‘ışḳ-ı la‘l-i yāra iç ṣahbā vü cām
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül zamanı, sürekli (ya da şaraplı) eğlence mevsimi geldiğine göre, ey saki, sen de gül renkli şarabını durmadan sun.
2. Dostum, menekşe boynunu alçakgönüllülükten eğmiş; gülün meclisinden senin hizmetine selam getirmiştir.
3. İşim yüz bin (ṣad hezār; hezār aynı zamanda bülbül) olsa da gülün sohbetini bırakmam; gerçi "Bağlı olana sohbet haramdır" diye bir atasözü vardır derler.
4. Dertten kanadı kırık, güçsüz bir bülbülüm; bir gül bedenliye tutulmuşum ki o da bana bir söz bile söylemez.
5. Münîr, "kara zülfün sümbülü" diye inleyip ölme; gül devridir, sevgilinin dudağının yakutuna olan aşk için şarap ve kadeh iç.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüzüncüsüdür (tg 200). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-ām" sesine dayanır: müdām, müdām, selām, ḥarām, kelām ve cām. Matlanın iki mısraı aynı kelimeyle, "müdām" ile biter. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 145a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Bu gazel ile neşirdeki 203. gazel aynı vezinde yazılmıştır ve "selām", "ḥarām", "kelām" kafiyelerini paylaşır. Üçüncü beyitteki "ḳaydluya ṣoḥbet ḥarām" sözü 203. gazelin ikinci beytinde de mısra sonu olarak geçer (bizim tespitimizdir).
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir bahar ve işret şiiridir; gül mevsimi geldiği için sakiden şarap istenir. Matlada "müdām" kelimesi iki kez kafiye olur. Kubbealtı Lugatı bu kelimeyi hem "devamlı, sürekli" hem de "şarap, mey" diye açıklar. İkinci mısradaki "müdām" durmadan anlamındadır; birinci mısradaki "‘ayş-ı müdām" ise hem sürekli eğlence hem de şarap eğlencesi diye okunabilir. İkinci beyitte menekşe boynu bükük duran bir hizmetçi gibi gösterilir; Kubbealtı Lugatı "benefşe" kelimesini menekşenin eski ve asıl şekli diye kaydeder. Menekşenin eğik duruşu tevazuya bağlanır ve ona gülün meclisinden selam getiren bir elçi görevi verilir. Bu, hüsn-i talil türünden bir yorumdur (bizim tespitimizdir).
Üçüncü beyitte iki söz sanatı iç içedir. Kubbealtı Lugatı "hezar" kelimesini hem "bin" hem de "bülbül" diye açıklar; "ṣad hezār" (yüz bin) söyleyişi, gül bahçesinde bülbülden söz eden bir beyitte bu ikinci anlamı da çağırır. İkinci mısrada şair, kendi sözünün de onayladığı gibi bir atasözüne başvurur: "Ḳaydluya ṣoḥbet ḥarām." Kubbealtı Lugatı "kayd" kelimesini Arapça "bağlamak" anlamından getirir; işi gücü çok olan, bir şeye bağlı kimse sohbete katılamaz. Âşık bu atasözünü bilse de gülün sohbetinden vazgeçmez. Beyit irsal-i mesel sanatına güzel bir örnektir.
Dördüncü beyitte âşık kanadı kırık bir bülbüldür; tutulduğu gül bedenli sevgili ise ona tek söz söylemez. Gül ile bülbül arasındaki bilinen ilişki burada sevgilinin ilgisizliğini anlatır. Mahlas beytinde şair kendini teselli eder. Sümbül divan şiirinde kara ve kıvrık zülfün karşılığıdır; şair ona inleyip ölmek yerine gül mevsiminin tadını çıkarmayı, sevgilinin yakut dudağı için şarap içmeyi öğütler. "Sünbül", "gül", "la‘l" ve "ṣahbā" kelimeleri bahar ile işret arasında bir tenasüp kurar.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 318-319, tg 200 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "müdam", "benefşe", "hezar" ve "kaydıhayat" maddeleri. https://lugatim.com/s/hezar
Çevrimiçi kaynaklar






