Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ṭūṭī-i dil kim ḳafesdür zülfüñ aña āhenīn
Geh şeker-güftār olur la‘lüñçün ider geh enīn
Ḫāl-i la‘lüñ şevḳı döndürmişdür oda göñlümi
Yarasına sīnemüñ dāġ olmaġ içün āteşīn
Sen sehī serv-i revān geçdükçe seyre dir göñül
Āh kim geçdi gider küymez bu ‘ömr-i nāzenīn
Āh-ı dil-sūzumla bir gün germ olup yaḳsam gerek
Her ne derc itdiyse cürmümden kirāmü’l-kātibīn
La‘l-i nābuñla görüp dür dişüñi didi Münīr
Ḫātem-i yāḳūta ṭut kim gevher olmışdur nigīn

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül papağanı ki senin saçın ona demirden bir kafestir; bazen şeker sözlü olur (tatlı tatlı konuşur), bazen de yakut dudağın için inler.

2. Yakut dudağının yanındaki benin özlemi gönlümü ateşe çevirmiştir; göğsümün yarasına ateşten bir dağ (yanık damga) olsun diye.

3. Sen salınarak yürüyen düzgün boylu servi gezintiye çıkıp geçtikçe gönül şöyle der: "Ah, bu nazlı ömür geçti gidiyor da yanıp yakılmıyor (küymez)."

4. Gönül yakan ahımla bir gün kızışıp, kirâmen kâtibîn meleklerinin benim suçlarımdan yazdıkları her şeyi yakmam gerek.

5. Münîr, senin yakut gibi parlak dudağınla inci dişini görünce şöyle dedi: "Yakuttan bir yüzük düşün ki kaşı inci olmuş."

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz on dokuzuncusudur (tg 219). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif yoktur; kafiye "-īn" sesine dayanır: āhenīn, enīn, āteşīn, nāzenīn, kātibīn ve nigīn. Gazel VT (149b) ve VY (125b) nüshalarında bulunur, Ü'de yoktur. Nüshalar arasındaki fark beyit sırasındadır: neşirdeki üçüncü beyit VT'de beşinci, beşinci beyit de dördüncü sıradadır. Aparata göre VT'de üçüncü beyitteki "göñül" yerinde "Münīr", beşinci beyitteki "Münīr" yerinde "göñül" okunur. Buna göre VT'de gazelin son beyti "Sen sehī serv-i revān geçdükçe seyre dir Münīr" mısraıyla başlayan beyittir ve mahlas oradadır; neşir VY'nin düzenini izler. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada gönül, sevgilinin saçından yapılmış demir bir kafese kapatılmış bir papağandır. Kubbealtı Lugatı "tûtî" kelimesini işittiği sesleri taklit eden, bazı kelimeleri söyleyebilen papağan türünden bir kuş diye açıklar ve "tûtî-i şekker-hâ" (şeker çiğneyen papağan) terkibini güzel söz söyleyen kimse anlamında kaydeder. Münîrî'nin "şeker-güftār" (şeker sözlü) ifadesi bu terkiple aynı imgeye, şekerle anılan papağanın tatlı sözüne dayanır. "Enīn" ise aynı sözlükte inleme, inilti diye geçer. Böylece gönül bir yanda tatlı tatlı konuşan, öbür yanda dudağın hasretiyle inleyen bir kuş olarak çizilir; tatlı söz ile inilti arasında bir tezat kurulmuştur. İkinci beyitte sevgilinin dudağı yine "la‘l" (yakut) diye anılır, ben ise bu kırmızının yanında siyah bir nokta olarak düşünülür. Kubbealtı Lugatı "dâğ" kelimesini kızgın demirle vücuda vurulan damga, tedavi için kızgın demirle açılan yanık ve mecazen aşkın içe işleyen yarası diye açıklar. Şair bu birkaç anlamı birlikte kullanır: özlemle ateşe dönen gönül, göğüsteki yarayı dağlayan bir demir gibidir.

Üçüncü beyitte sevgili, divan şiirinin bilinen benzetmesiyle salınarak yürüyen bir servidir; Kubbealtı Lugatı "sehî" kelimesini boy için doğru, düzgün, fidan gibi diye açıklar. Sevgili gezinmeye çıkıp geçtikçe gönül ömrün de onunla birlikte geçip gittiğini söyler. Beyitteki "küymez" kelimesi Kubbealtı Lugatı'nda yer almaz; aktarımda verdiğimiz "yanıp yakılmaz" anlamı bağlamdan çıkarılmıştır (bizim tespitimizdir). "Geçdi gider" sözü hem sevgilinin geçip gitmesini hem ömrün geçmesini anlatır. Dördüncü beyit, insanın iyi ve kötü amellerini yazdığına inanılan iki meleğe gönderme yapar; Kubbealtı Lugatı "kirâmen kâtibîn"i insanın iki yanında bulunduğu ve sağdakinin sevapları, soldakinin günahları yazdığı kabul edilen iki melek diye tanımlar. Âşık, ahının ateşiyle bu meleklerin yazdığı günah defterini yakmayı düşünür; aşk ateşinin günahı yok edeceği fikri gönül yakan ah ile günah defterini yakmak arasında bir tenasüp kurar. Mahlas beytinde kırmızı dudak ile beyaz dişler bir yüzüğe benzetilir. Kubbealtı Lugatı "nigîn" kelimesini yüzük ve yüzük kaşı diye açıklar; yakut bir yüzüğün kaşının inci olması, kırmızı dudağın ortasında görünen beyaz dişler için kurulmuş bir teşbihtir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar