Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Ṣorma dilden ḫadeng neyidügin
Delüdür bilmez ol ḫo dün yidügin
Göñlümi zülf-i yāra virmiş idüm
Bilmez ol daḫı anı n’eyledügin
Cān virürem lebüñe didise dil
Āḫir ider bilürem ol didügin
Vā‘iẓ-i şehr gerçi çoḳ söyler
Bilmezem kim ṭutar mı söyledügin
Ḫāk olur gün yüzüñ yolına Münīr
Buldı bes yirde gökde istedügin
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönülden okun ne olduğunu sorma; o delidir, dün ne yediğini (dün hangi oku yediğini) bile bilmez.
2. Gönlümü sevgilinin saçına vermiştim; o da (saç) ona ne yaptığını bilmez.
3. Gönül "Dudağına can veririm" dediyse, sonunda dediğini yapar, bilirim.
4. Şehrin vaizi gerçi çok söyler; ama söylediğini kendisi tutar mı (yerine getirir mi), bilmem.
5. Münîr güneş yüzünün yoluna toprak olur; böylece gökte aradığını yerde buldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz yirmi ikincisidir (tg 222). Vezin "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Mısra sonları "-dügin" ekiyle biter: ne idügin (neyidügin), yidügin, n'eyledügin, didügin, söyledügin, istedügin; kafiye bu ek ile önündeki seslere dayanır. Gazel VT (150a) ve VY (126a) nüshalarında bulunur. Aparattaki farklar mahlas beytindedir: VT "yüzüñ" yerine "yüzi" okur, VY ise ikinci mısraı "N'ola bes yirde buldı istedügin" diye verir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin dili günlük konuşmaya yakındır ve beyitlerin çoğu bir deyim ya da bir gözlem üzerine kurulmuştur. Kubbealtı Lugatı "hadeng" kelimesini ok diye açıklar. Matlada gönül, sevgilinin bakışından gelen okları o kadar çok yemiştir ki aklını yitirmiştir; ona okun ne olduğunu sormak boşunadır. Aynı sözlük "yemek" maddesinde fiilin "darbe yemek, dayak yemek, çimdik yemek" gibi deyimlerde darbe almak anlamına geldiğini gösterir; bu yüzden mısra hem "dün ne yediğini bilmez" hem "dün hangi oku yediğini bilmez" diye okunabilir (bizim tespitimizdir). İkinci beyitte gönül sevgilinin saçına teslim edilmiştir; dağınık ve karışık saç, ona ne yaptığını bilmeyecek kadar umursamazdır. Üçüncü beyit âşığın sözünün eri olduğunu söyler: dudağa can vereceğini söyleyen gönül, sonunda gerçekten canını verecektir.
Dördüncü beyit divan şiirinin bilinen "vaiz" tipine gönderme yapar. Şehrin vaizi çok konuşur, ama şair onun söylediğini tutup tutmadığından emin değildir; "ṭutar mı" sözü hem vaizin kendi sözüne uyup uymadığını hem sözünün halk arasında tutulup tutulmadığını anlatabilir. Âşığın sözünü tutan gönlü ile vaizin tutulmayan sözü arasında, üçüncü ve dördüncü beyitler yan yana konunca bir karşıtlık doğar (bizim tespitimizdir). Mahlas beyti bir deyim üzerine kurulmuştur. Kubbealtı Lugatı "gök" maddesinde "gökte ararken yerde bulmak" deyimini çok istenen bir kimseyi ya da şeyi ummadığı anda yanında buluvermek diye açıklar ve İzzet Molla'dan "Yerde buldum o mehi gökte ararken bu gece" mısraını örnek verir. Münîrî bu deyimi gerçek anlamıyla da kullanır: sevgilinin yüzü güneştir ve güneş gökte aranır; şair ise sevgilinin yoluna toprak olunca bu güneşi yerde bulmuştur. "Gün", "gök", "yer" ve "ḫāk" (toprak) kelimeleri arasında bir tenasüp vardır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 329, tg 222 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "hadeng", "yemek" ve "gök" (gökte ararken yerde bulmak) maddeleri. https://lugatim.com/s/gök
Çevrimiçi kaynaklar






