Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Çün dest-i ḳader ḳurdı ḳaşuñ gibi kemānı
Bes ḳıldı hedef tīr-i ḳażāya dil ü cānı
İnanmaz idüm ‘ışḳa vü ‘uşşāḳa gülerdüm
Şimdi başa geldi baña ṭar itdi cihānı
Seyr itse maḥalleñde n’ola her yaña göñlüm
Dünyāda bilüpdür bugün ol bāġ-ı cinānı
Şol işi ki derd-i ġam-ı ‘ışḳuñ baña ḳıldı
Hergiz dil ile olmaz anuñ şerḥ ü beyānı
Gün gibi görinür ki ‘ıyān ola Münīrī
İñen yaḳar oldı beni bu sūz-ı nihānı
Günümüz Türkçesiyle
1. Kader eli kaşın gibi bir yayı kurunca, kaza okuna gönlü ve canı hedef yaptı.
2. Aşka ve âşıklara inanmaz, onlara gülerdim; şimdi başıma geldi, dünyayı bana dar etti.
3. Gönlüm senin mahallende her yana dolaşsa ne olur; o, bugün (bu mahalleyi) dünyadaki cennet bahçesi bilmiştir.
4. Aşkının derdinin ve gamının bana ettiği işin dille anlatılması, açıklanması asla mümkün olmaz.
5. Münîrî, bu gizli yanış beni pek yakar oldu; güneş gibi besbelli ki (yakında) açığa çıkacak.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin üç yüz yirmi dokuzuncusudur (tg 329). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-İ" olarak verir; kafiye "-ān" sesine dayanır: kemān, cān, cihān, cinān, beyān ve nihān. Gazel yalnız Vatikan nüshasında bulunur (VT 176a). Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel süssüz, açık bir dille yazılmıştır; kelimelerin çoğu günlük konuşmaya yakındır. Matla okçuluk kelimeleriyle kurulur. Kubbealtı Lugatı "kemân"ı yay, "tîr"i ok ve teşmil yoluyla sevgilinin kirpiği diye açıklar; "kazâ" kelimesine de kaderin, Allah tarafından ezelde tayin edilen biçimde ve zamanda gerçekleşmesi anlamını verir. Kader eli sevgilinin kaşı gibi bir yay kurmuş ve kaza okuna âşığın gönlünü ve canını hedef yapmıştır. Yay, ok ve hedef arasında bir tenasüp vardır; sevgilinin kaşının yaya benzetilmesi beytin teşbihidir. Âşığın başına gelenlerin kaderin bir hükmü olarak gösterilmesi, aşkı kaçınılmaz bir yazgıya dönüştürür.
İkinci beyit bir itiraf beytidir. Âşık bir zamanlar aşka da âşıklara da inanmaz, onlara gülermiş; şimdi aynı şey onun başına gelmiş ve dünya ona dar olmuştur. Beyit, alay edilen hâlin alay edenin başına gelmesi düşüncesine dayanır ve bir atasözü edasıyla söylenir (bizim tespitimizdir). "Dünyayı dar etmek" sözü de gündelik dilden alınmış bir deyim gibidir.
Üçüncü beyitte sevgilinin mahallesi cennete benzetilir. Kubbealtı "cinân"ı cennetler diye açıklar. Gönül mahallede her yana dolaşmaktadır, çünkü bu mahalleyi dünyadaki cennet bahçesi bilmiştir. Dördüncü beyitte ise Kubbealtı'nın bir metni ayrıntılarına inerek açıklama, yorumlama diye açıkladığı "şerh" kelimesi "beyân" ile birlikte gelir: aşkın verdiği dertler dille şerh edilemez.
Mahlas beyti açık ile gizli arasındaki karşıtlık üzerine kurulmuştur. Kubbealtı "nihan"ı gizli, saklı, "sûz"u da yanma, yanık ve mecazen ıztırap, acı diye açıklar. "Sûz-ı nihân", yani gizli yanış, âşığı o kadar yakmaktadır ki artık saklanamaz; güneş gibi besbelli olan şey, bu gizli ateşin açığa çıkacağıdır. "Iyân" ile "nihân" arasında tezat vardır. "Gün gibi" sözüyle güneşin ve "yakmak" fiiliyle ateşin aynı mısrada birleşmesi, gizli yanışın parlak bir ışığa dönüşmesini düşündürür (bizim okumamızdır).
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 379, tg 329 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "keman", "tîr", "kazâ", "cinan", "şerh", "nihan" ve "sûz" maddeleri. https://lugatim.com/s/sûz
Çevrimiçi kaynaklar






