Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Lebüñden ögrenem dirmiş Mesīḥā nuṭḳ-ı i‘cāzı
Ḳılursa ṭāli‘i yārī iderse baḫtı dem-sāzī
Göñül zülfeynüñe n’ola iki al ile yapışsa
Mes̱eldür çıḳmaz ey dil-ber yaluñuz elüñ āvāzı
Ṣanasın murġ-ı baḥrīdür gör ol çāh-ı zeneḫ ḫālin
Ki şāhīn-i ser-i züfüñ anuñçün oldı pervāzı
Egerçi zülfüñüñ göñlüm yolında baş u cān oynar
Dili ser-mest olan bī-ḫod nice ider resen-bāzī
Ġazel-ḫᵛān olmaġın şöyle Münīrī devr-i ḥüsnüñde
Yetişse rub‘-ı meskūna ‘aceb mi şi‘rüm āvāzı

Günümüz Türkçesiyle

1. Talihi yardım eder, bahtı da ona yoldaş olursa, Mesih (Hz. Îsâ) "mucize gösteren konuşmayı senin dudağından öğreneyim" dermiş.

2. Gönül senin iki zülfüne iki eliyle yapışsa ne olur; ey dilber, meseldir: tek elin sesi çıkmaz.

3. O çene çukurundaki beni gör; sanki bir deniz kuşudur ki zülfünün ucundaki şahin onun için kanat açıp havalandı.

4. Gerçi gönlüm senin zülfünün yolunda başını ve canını ortaya koyup oynar; ama dili sarhoş, kendinden geçmiş olan nasıl ip cambazlığı yapabilir?

5. Senin güzelliğin devrinde Münîrî böylesine gazel okuduğu için şiirimin sesi dünyanın üzerinde yaşanan dörtte birine (bütün meskûn dünyaya) ulaşsa şaşılır mı?

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin üç yüz otuzuncusu ve sonuncusudur (tg 330). Vezin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-İ" olarak verir; kafiye "-āz" sesine dayanır: i‘cāz, dem-sāz, āvāz, pervāz, resen-bāz ve āvāz. "Āvāzı" kelimesi ikinci beyitte ve mahlas beytinde iki kez kafiyeye girer. Gazel yalnız Vatikan nüshasında bulunur (VT 176b). Üçüncü beyitteki "züfüñ" kelimesi neşirde bu biçimde basılmıştır; bağlama göre "zülfüñ" olması gerektiğini düşünüyoruz (bizim tespitimizdir). Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla Hz. Îsâ'nın mucizesine yapılan bir telmihle açılır. Kubbealtı Lugatı "Mesîhâ"yı Hz. Îsâ'nın lakabı, "nutuk – nutk"u söz, konuşma diye açıklar; "mûcize"yi de peygamberlerin Allah'ın izniyle peygamberliklerini ispat için yaptıkları olağanüstü iş diye tanımlar. Sevgilinin dudağının sözü öyle bir mucizedir ki Mesih bile, talihi elverirse, bu dudaktan mucizeli söz söylemeyi öğrenmek ister. Beyitte "dirmiş" denmesi, bunun bir rivayet gibi aktarıldığını gösterir.

İkinci beyit bir atasözüne dayanır ve şair bunu kendisi "meseldür" diye bildirir: tek elin sesi çıkmaz. Gönlün sevgilinin iki zülfüne iki eliyle yapışması, bu sözle haklı çıkarılır; bir el yetmez, iki el gerekir. Atasözünün beyte bu şekilde yerleştirilmesi irsal-i meseldir. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Münîrî maddesi, şairin atasözü ve deyimleri şiire yerleştirme geleneğinde başarılı olduğunu belirtir.

Üçüncü ve dördüncü beyitler birer tablo gibidir. Kubbealtı "çâh-ı zenehdan"ı çene çukuru, "şâhin"i doğana benzer yırtıcı avcı kuş, "pervâz"ı da uçma, uçuş diye açıklar. Çene çukurundaki ben bir deniz kuşuna, zülfün ucu da onu avlamak için havalanan bir şahine benzetilmiştir. Dördüncü beyitte Kubbealtı'nın ip cambazı diye açıkladığı "resenbaz" kelimesi geçer. Zülüf bir iptir; gönül bu ipin üzerinde başını ve canını ortaya koyarak oynar, ama sarhoş ve kendinden geçmiş biri ip cambazlığı yapamaz. "Baş u cān oynamak" ile "resen-bāzī" arasında bir tenasüp vardır.

Mahlas beyti, Ersoy'un girişte Münîrî'nin şiirlerinin bütün yeryüzüne yayıldığını, yani meşhur olduğunu mübalağa yoluyla anlatmasına örnek gösterdiği beyittir. Kubbealtı "rub'-ı meskûn"u eski coğrafyacılara göre dünyanın üzerinde hayat bulunan, oturulmaya elverişli kısmı diye açıklar. Şair, sevgilinin güzelliği devrinde öyle gazel okumaktadır ki şiirinin sesinin bütün meskûn dünyaya ulaşması şaşılacak bir şey değildir. "Gazel-hân" sözü Münîrî'nin tg 319'daki "bizi daḫı ġazel-ḫᵛān eyledi" mısraında da geçer. Ersoy'un aynı yerde aktardığı tezkire hükümleri ise bu iddiayla çelişir: Latîfî halkın Münîrî'nin olgunluk ve marifetinden haberdar olmadığını söyler, Kınalızâde de kendi zamanında Münîrî'nin şöhretinden en ufak bir parıltının kalmadığını yazar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "Mesîhâ", "nutuk – nutk", "mûcize", "çâh-ı zenehdan", "şâhin", "pervaz", "resenbaz" ve "rub'-ı meskûn" maddeleri. https://lugatim.com/s/resenbaz

Çevrimiçi kaynaklar