Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

La‘l-i lebüñden idilicek ey nigār baḥs̱
Meclis tamām olunca olur yoġ u var baḥs̱
Düşdükçe müşkilāt-ı ser-i zülfüñ ortaya
Her bir ḫamında göñlüm ider bī-şumār baḥs̱
Nuṭḳum ṭutuldı viremedüm hīc bir cevāb
La‘linden itdi dün baña bir gül-‘iẕār baḥs̱
Her ne dir ise ġamzesi teslīm ider göñül
Ḳılmaz cihānda mest ile bes hūş-yār baḥs̱
Her dem mesāyil-i ġam-ı ‘ışḳından ey Münīr
Mülzem ḳılur beni dil idüp ṣad hezār baḥs̱

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sevgili, lal dudağından söz açılınca meclis dağılıncaya kadar "yok mu, var mı" tartışması sürer.

2. Zülfünün ucunun müşkül meseleleri (çözülmesi güç düğümleri) ortaya düştükçe, gönlüm onun her bir kıvrımında sayısız tartışma açar.

3. Dün gül yanaklı bir güzel bana dudağından söz açtı; dilim tutuldu, hiçbir cevap veremedim.

4. Gönül, onun gamzesi ne derse kabul eder; zaten ayık olan kişi dünyada sarhoşla tartışmaz.

5. Ey Münîr, gönül her an senin aşkının gamına ait meselelerden yüz bin tartışma açıp beni susturur (sözü cevapsız bırakıp yenik düşürür).

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin otuz üçüncüsüdür (tg 33). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif Arapça "baḥs̱" (tartışma, münazara) kelimesidir; kafiye "-âr" sesidir: nigār, var, bī-şumār, ‘iẕār, hūş-yār, hezār. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Gazel üç divan nüshasının üçünde de bulunur (VT 105b, VY 87a, Ü 22b). Ersoy'un girişinde ayrıca adı geçen gazeldir: Eğridirli Hacı Kemal'in 1512'de derlediği Câmi‘u'n-nezâ'ir'de (CN 38b, Bayezid Ktp. 5782) Münîrî'nin bu "bahs" redifli gazeli yer alır ve CN'de şairden alınmış tek şiir budur. Nüsha farkları ilgi çekicidir: 2. beyitte "göñlüm ider" yerine Ü "lā-büd olur" okur; neşirde 2. beyitte "bī-şumār" (sayısız), 5. beyitte "ṣad hezār" (yüz bin) bulunurken, aparata göre 2. beyitte VT ve Ü "ṣad hezār", 5. beyitte Ü "bī-şumār" okur. CN'nin 2. beyitteki okuması neşirde harfleri basılamadığı için tam okunamamaktadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütün imgeleri medrese tartışmasından alınmıştır. "Baḥs̱" bilimsel tartışma, "müşkilāt" çözülmesi güç meseleler, "mesāyil" meseleler, "nuṭḳ" söz söyleme gücü, "cevāb" karşılık, "teslīm" karşı tarafın sözünü kabul etmek, "mülzem" ise tartışmada cevap veremeyip susturulan kişi demektir. Bu kelimeler sözlük anlamlarıyla münazara ilminin terimleridir ve gazelde birbirini tamamlayan geniş bir tenasüp kurarlar. Ersoy'un girişte, şairin hem ilmiye hem askeriye teşkilatından olduğunu gösteren bir beyit aktarması akla gelir; ancak bu gazel ile şairin mesleği arasında bağ kurmak bizim çıkarımımızdır.

Matladaki "yok mu, var mı" tartışması, divan şiirinde sevgilinin ağzının o kadar küçük olduğu, neredeyse yok sayıldığı düşüncesine dayanır. Meclistekiler bu ağzın var olup olmadığını sabaha kadar tartışır; kelam kitaplarındaki varlık ve yokluk tartışmalarının bir şakası gibidir. İkinci beyitte zülfün kıvrımları birer "müşkil" meseleye dönüşür ve gönül her kıvrım için ayrı bir tartışma açar.

Üçüncü beyitte tartışmanın yönü değişir: bu kez söze başlayan güzeldir ve âşığın dili tutulur. Dördüncü beyitte gamzenin sarhoş bakışı ile ayık kişi karşılaştırılır. "Ayık olan sarhoşla tartışmaz" sözü bir irsal-i mesel havası taşır ve gönlün gamzeye neden teslim olduğunu açıklar. TDV, Münîrî'nin atasözlerini ve deyimleri şiire yerleştirme geleneğinde başarılı olduğunu belirtir.

Mahlas beytinde tablo tersine döner. Bu kez tartışmayı açan gönüldür ve aşkın gamına dair yüz bin mesele sorarak şairi susturur. "Mülzem" kelimesi, münazarada cevapsız kalıp yenilen kişiyi anlatır; şair kendi gönlüne karşı yenik düşmüştür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar