Pontus Krallığı'nı yöneten Mithridates hanedanı, iktidarını yalnızca ordularına ve hazinesine dayandırmadı; hükümdarı tanrılarla aynı soy çizgisine yerleştiren bir dinî düzen de kurdu. Bu düzenin içinde Zeus'a sunulan resmî kurban, dağ başlarında yakılan dev ateşler, sikkelere basılan sarmaşık taçlı genç tanrı portreleri ve Delos adasında kral için açılan bir kahramanlık tapınağı yan yana durur. Hanedan Pers kökenliydi, krallığın kıyı kentleri Yunanca konuşuyordu, iç bölgelerin köylüsü ise Anadolu'nun eski tanrılarına tapıyordu. Kutsal kral imgesi, bu üç ayrı dünyaya aynı anda seslenmek zorunda olduğu için bu denli karmaşık bir yapıya büründü. Aşağıda anlatılanların çoğu, Pontus dinini sikkeler, yazıtlar ve Antik Çağ yazarlarının satırları üzerinden inceleyen çağdaş araştırmaların, özellikle Sergej Saprykin'in değerlendirmelerinin ışığında okunmalıdır.
Üç Katmanlı Bir Krallık
Pontus, Karadeniz'in güney kıyısında ve Anadolu'nun kuzey iç kesiminde kurulmuş bir Helenistik krallıktı. Hanedan, Pers Akhaimenid hanedanından geldiğini söylüyordu; krallığın ilk dönemlerinde Pers valiliği geleneği hâlâ canlıydı. Kıyıdaki Yunan kentleri deniz ticaretine bakarken, Pontus Dağları'nın gerisindeki geniş iç bölge İran kökenli bir soylu sınıfın, büyük tapınak arazilerinin ve Anadolu köylüsünün elindeydi. Yunanca 3. yüzyılda krallığın resmî dili hâline geldi. Hanedan başkenti Amaseia'dan Sinope'ye taşıdığında bu Yunanlaşma süreci daha da hız kazandı.
Bu bileşimin dinî yansıması, tek bir inanç sisteminden çok, birbirine eklenen üç katman olarak görülür. Birinci katman Yunan tanrılarından ve kahramanlarından oluşuyordu: Zeus, Apollon, Perseus, Herakles, Ares, Dionysos. İkinci katman Frigya ve Anadolu kökenliydi; Attis ve ay tanrısı Mên bu katmanın başında gelirdi. Üçüncü katman İran'dan miras kalmıştı: Ahura Mazda, Mithra, Omanes, Anadates. Saprykin'e göre bu katmanların en az öne çıkarılanı İranlı olandı. Hanedan yarı Pers kökenli olmasına rağmen kendini Mithra'nın ya da Ahura Mazda'nın soyundan ilan etmekten çekindi. Mithridates adının "Mithra'nın verdiği" anlamına gelmesine karşın, Pontus'ta Mithra kültüne ait neredeyse hiçbir iz bulunmaması, bu çekingenliğin dikkat çekici bir kanıtıdır. Krallar kendilerini Yunan ve Frig tanrı ve kahramanlarıyla eşit tuttular; Perseus ise Yunan inancı ile hanedanın İranlı özü arasında bir uzlaşma noktası işlevi gördü.
Zeus: Hanedanın Koruyucusu
Kraliyet kültünün omurgasını Zeus oluşturur. Saprykin'in sikkelere dayalı incelemesine göre Zeus, III. Mithridates döneminde hanedanın resmî tanrısıydı; kralın darp ettirdiği paralarda tahtta oturan, elinde asa ve kartal taşıyan Zeus Etaphoros, ruhsal ve evrensel iktidarın simgesi olarak görünür. IV. Mithridates ile kız kardeşi ve eşi Laodike'nin tetradrahmilerinde ise Zeus ve Hera, asalarına yaslanmış ayakta figürler olarak yan yana basılmıştır. Eşinin ölümünden sonra, V. Mithridates iktidara gelene kadar bir süre tek başına hüküm süren Laodike'nin paralarında yalnızca Hera kalır. Bu ikili, 3. yüzyıldan itibaren Pontus'ta tapıldı ve 2. yüzyılda hanedanın koruyucusu olarak özellikle öne çıktı.
Bu koruyuculuk bir dereceye kadar hükümdarın tanrısallaştırılması anlamına geliyordu. IV. Mithridates adına basılmış, defne taçlı kral portresinin yanında yıldızlı ve hilalli, asalı bir Hera'yı gösteren tek bir stater bunun en çarpıcı örneğidir. G. Kleiner bu parayı, kralın ölümünden sonra Laodike tarafından çıkarılmış bir anma parası olarak yorumlar. Eğer bu yorum doğruysa Hera'nın ve onunla birlikte Zeus'un hanedan üyelerinin koruyucusu olarak da görüldüğü anlaşılır. VI. Mithridates Eupator döneminde de aynı çizgi sürdü. Krallığın kentlerinde basılan yarı özerk bronz paraların büyük bölümü Zeus'u ve niteliklerini taşır; bu tercih elbette saraydan gelen bir telkinin ürünüdür.
Zeus'un Anadolu'daki çeşitliliği de bu resmî kültün zeminini hazırlamıştı. Paflagonya ve Pontus'ta tanrı Karzenos, Kimistenos, Bonitenos gibi yer adlarından türemiş sıfatlarla köylerin ve küçük topluluklarının koruyucusu olarak anılırdı. Abonuteikhos'ta Zeus Poarinos adıyla otlakların ve bitki örtüsünün, Çorum yöresinde Zeus Epikarpios adıyla bereketin, Zela'da yine Epikarpios sıfatıyla kentin hamisi olarak görülür. Amaseia çevresinde ise iyileşmeyi ve hayatta kalmayı sağlayan Zeus Bobeomenos'a adaklar sunulmuştu. Tarlasının ve sürüsünün korunmasını dileyen köylü ile kalesini savunan komutan aynı tanrıya farklı sıfatlarla başvuruyordu. Resmî kült bu yaygın saygıdan beslendi; yine de Saprykin'in vurguladığı gibi bu köylü ibadetleri çoğunlukla özel nitelikteydi, resmî hanedan kültü ise savaşçı Zeus Stratios'ta toplanıyordu.
Zeus Stratios ve Dağ Başındaki Ateş
Stratios, "ordulara önderlik eden" anlamına gelen bir sıfattır. Bu sıfatı taşıyan Zeus'a kralın kendi eliyle kurban sunması, Pontus kraliyet kültünün en görünür töreniydi. Appianos, Mithridates Eupator'un bu törenini ayrıntılarıyla anlatır. Yüksek bir tepede, ülkenin geleneğine göre, önce kralların kendileri odun taşırlar ve büyük bir yığın yaparlar. Çevresine daha küçük bir yığın daha dizilir. Yüksek yığının üzerine süt, bal, şarap, zeytinyağı ve çeşitli buhurlar dökülür; alçak yığına ise orada bulunanlar için ekmek ve et ziyafeti serilir. Ardından odun tutuşturulur. Alevin yüksekliği öyle büyüktür ki denizden bin stadion uzaktan görülür ve sıcaklık yüzünden birkaç gün boyunca kimse yaklaşamaz. Appianos'a göre Mithridates bu kurbanı Roma ile savaşı sırasında ülkesinin geleneğine uygun biçimde sundu. MÖ 73'te Paflagonya'ya yürümeden önce de benzer bir tören yaptı ve aynı sırada Poseidon için beyaz bir çift atı denize attırdı.
Bu tören tarifi Pers kralları için bilinen uygulamalarla örtüşür; Appianos da kurbanı Pasargadai'daki Pers kral kurbanlarına benzetir. Kralların kurban odununu kendi elleriyle taşımaları ve ateşin törendeki merkezî rolü İran izleri olarak değerlendirilir. Buna karşılık Saprykin, kralların kurbanı Ahura Mazda'ya değil, Yunan geleneğine uygun biçimde Stratios sıfatıyla anılan Zeus'a sunduklarına dikkat çeker. Ateşin kurban törenlerinde kullanımı Yunan kültlerinde de yaygındı; bu nedenle benzerlik bir tesadüf olabilir ya da Akhaimenid ataları taklit etme isteğinin bir sonucu olabilir. Zeus Stratios'un Ahura Mazda ile özdeşleştirildiği yönündeki görüş eskidir ve Franz Cumont'a kadar uzanır. Yine de Saprykin, kültün içeriğinin ağırlıklı olarak Yunan olduğu, İran öğesinin ise ritüelde sınırlı kaldığı sonucuna varır.
Zeus Stratios'a ait kutsal alanlar, kurbanların dağ başlarında yapıldığını doğrular. Amaseia yakınındaki Yassıçal üzerinde bir tepede çevre duvarının kalıntıları, çanak çömlek parçaları ve Zeus Stratios'u anan üç yazıt bulunmuştur. Bu yazıtlardan birinde "Kral, adak olarak Zeus Stratios'a" yazar; bir diğeri tapınağın gelirinden yaptığı bağışı kayda geçiren ömür boyu rahibe aittir; üçüncüsünü ise Amaseia halkı adına arkhonlar kurulu diktirmiştir. Çatalkaya'dan (Phazemonitis) gelen bir adakta Pers kökenli Kyros ve Yunan kökenli Philetairos adlı iki kişi, Zeus Stratios için birlikte sunu yapmıştır. Gökçebağ civarında da bu tanrıya ait bir kutsal alan saptanmıştır. Cumont, Zeus Stratios'u Pontus'un ilk başkenti Amaseia'nın koruyucusu olarak görür. Tanrıya bağlılık kralların devrinden çok sonra da sürdü: Çalıca'daki bir sunak MS 239/240 tarihlidir ve Atina'da Amaseialı bir grup yurttaşın Zeus Stratios'a adağı bulunmaktadır. İmparatorluk dönemi Amaseia sikkelerinde yanan bir ateş yığını, ateşin üzerinde duran kartal, ağaç, dört atlı araba ve alevlerin içinde yatan boğa yer alır. Saprykin bunları, tanrıya sunulan kurbanın sikkeye yansıması olarak yorumlar. Kabeira sikkelerinde de Zeus Stratios'un tapınağındaki betimi görülür.
Zeus'a benzer bir savaşçı tanrı portresi Amaseia'nın taşra bölgesi Zougo'daki bir kabartmada da karşımıza çıkar. Şimşek ve yuvarlak kalkan taşıyan figür bir dönem yerel bir androjen putun öncüsü sayılmışsa da Saprykin onu Zeus Stratios ya da onunla özdeşleşmiş Zeus-Attis olarak okur. Kabartmadaki yazıt, Gaia ve Agdistis'e on dört kalkos tutarında bir sunuyu kaydeder; adakçı Zobe'nin ise bir tanrıça değil, kadın adı olduğu ileri sürülür. Aynı bakış açısına göre Pontus'ta Zeus, Omanes sıfatıyla da anıldı. Kapadokya'da Anaitis'le birlikte anılan İranlı tanrı Omanes, Strabon'un anlattığına göre Zela'daki Anaitis tapınağında Anadates ile aynı sunağı paylaşıyordu; Amaseia'dan gelen bir adak yazıtında ise Zeus Omanes biçiminde Zeus'un sıfatı olarak görünür. Zela'da bu tanrılar için düzenlenen Sakaia şenliği, katılımcıların İskit savaşçıları gibi giyindiği bir askerî bayramdı ve İranlı komutanlarca yönetiliyordu. Kısacası Zela, kraliyet kültünün çevre dinleriyle iç içe geçtiği, kısa anlatımla anılabilecek bir merkezdi.
Mên Pharnakou ve Kralın Talihi
Pontus kraliyet dininin ikinci önemli ayağı, I. Pharnakes ile birlikte hanedan kültüne giren ay tanrısı Mên Pharnakou'dur. Tanrının Kabeira yakınındaki Ameria'da bir tapınağı vardı. Strabon, Pontus krallarının geleneksel yeminini bu tapınakla ilişkilendirir: yemin "kralın Tykhe'si ve Mên Pharnakou adına" edilirdi. Bu formül hükümdarın talihini, yani kişisel şansını ve koruyucu gücünü, ayrı bir kutsal varlık olarak tanır; böylece kral bir tür tanrısal koruma kuşağında görünür.
Saprykin, Pharnakes adının Farsça farrukh ("mutlu, talihli") sözcüğüyle ilişkili olduğunu belirtir ve tanrı adını "talihe sahip olan Mên" diye anlar. Mên'in sikkelerdeki simgeleri Zeus, Dionysos ve Attis ile akrabalığını gösterir. Şimşek Zeus'un, asma salkımı Dionysos'un, çam kozalağı Frigya tanrıçası Kybele'nin oğlu Attis'in simgesidir. Bolluk boynuzu bereketi, atlı betimi Mithra ile benzerliği, çift balta ise Perseus'la ilişkiyi akla getirir. Horoz da Mên'in kutsal hayvanıdır ve Pers Mithra kültünde de kurban olarak kullanılırdı. Bu geniş benzeşme, kral propagandasının Mithridates'i hem Mên Pharnakou hem Dionysos olarak sunmasına olanak verdi. Bosporos'un Pantikapaion, Phanagoreia ve Gorgippia şehirlerinde, MÖ 1. yüzyılın ilk çeyreğinde basılan sikkelerde Mithridates Eupator, Frig miğferi ve diademiyle Mên Pharnakou olarak görünür; yanında asma salkımı ve thyrsos tutan ayakta bir Dionysos heykeli vardır.
Perseus ve Apollon
Hanedanın efsanevi atası olarak öne çıkan kahraman Perseus, en geç IV. Mithridates'ten itibaren kraliyet kültünde yer aldı. Yunanlar için Gorgon Medusa'yı öldüren kahramandı, aynı zamanda Perslerin atası sayılırdı; hanedan için bu çift anlam bulunmaz bir kolaylıktı. Kült en yüksek ilgiyi Mithridates Eupator döneminde gördü. Kralın tetradrahmilerinde ve bronz kent sikkelerinde Perseus'un portresi ve heykeli, kutsal simgeleri olan Pegasos, kıvrık kılıç ve Gorgon başlı aigis ile Athena eşliğinde yer alır.
V. Mithridates Euergetes döneminde krallık Yunan kentlerine yönelmiş ve kralı Karadeniz'in kuzeyinde Helenizmin koruyucusu olarak göstermeye çalışmıştı. Bu politika çerçevesinde Perseus, Karadeniz Yunan kentlerinde çok sevilen Apollon ile ilişkilendirildi. MÖ 128 ve 125/124 tarihli tetradrahmilerde yay ve küçük bir Nike figürü tutan çıplak bir tanrı heykeli görülür; başındaki deri başlık, yani kyrbasia, Pontus'un anonim bronz sikkelerinde genç Mithridates Eupator'un portresinde de bulunur. Saprykin bu benzerlikten hareketle Apollon-Perseus'un genç kralın özellikleriyle donatıldığını düşünür. Apollon, Pers dünyasında Mithra'nın karşılığı sayıldığından Yunanlar bu figürü kolayca Güneş tanrısı Helios'la özdeşleştirebiliyordu. Bu da hükümdarı karanlığa ve kötülüğe karşı ışık getiren bir Güneş tanrısı olarak sunmanın önünü açıyordu.
Dionysos'un Yeni Biçimi: Mithridates Eupator
Hanedanın bütün tanrısal soy iddiaları, VI. Mithridates Eupator'un kendini yeni Dionysos ilan etmesinde bir noktada toplandı. Bu seçimin gerekçesini Saprykin şöyle açıklar. Kral kendini Zeus ilan edemezdi; çünkü bu, bütün Olympos tanrılarının en yücesi ve yaşamın her alanının koruyucusuydu, böyle bir iddia özellikle yerel halk arasında güvensizlik doğurabilirdi. Mithra ya da Ahura Mazda olmak daha da tehlikeliydi; çünkü Roma karşıtı Helen yanlısı bir politika izleyen kralın Yunan uyrukları arasında şüphe uyandırırdı. Geriye tek uygun çözüm kalıyordu: kral, Zeus'un oğlu olan, bir yandan Attis ve Mên'le, bir yandan Mithra ve Perseus'la, bir yandan da Herakles, Apollon, Helios, Ares'le kolayca ilişkilendirilebilen yaşayan bir Dionysos olarak sunulacaktı. Dionysos, Zeus'un oğlu olduğu için Yunanlara, Attis ve Mên'le birleştirilebildiği için Anadolu halkına, İranlı ve Kapadokyalı tanrılarla yakınlığı için de İran kökenli topluluklara hitap ediyordu.
Tarihleme için elimizdeki en sağlam kanıtlar sikkeler ve yazıtlardır. 110-107 yılları arasında Diophantos'u onurlandıran Khersonesos kararnamesinde kralın Dionysos sıfatı henüz yoktur. Delos'taki Mithridates heroonunda rahip Helianax'a ait yazıt ise MÖ 102/101 tarihlidir ve sıfatın artık kullanıldığını gösterir. Kralın ilk dönem tetradrahmilerinde sarmaşık çelengi yoktur; sarmaşık taçlı sikkelerin MÖ 96'ya kadar uzanması, Kleiner'in, sıfatın resmî biçimde benimsendiği tarihi MÖ 102/101 olarak kabul etmesine yol açmıştır. Bu andan sonra kral kendisine Mithridates Eupator Dionysos demeye başlar. Saprykin sıfatın Küçük Asya'daki genişleme sürecinin başladığı MÖ 106'dan sonra, Roma ile gelecekteki mücadelenin ilk adımı olarak alınmış olabileceğini ekler.
Propaganda aracı, kendi kentlerine de yayıldı. Sinope, Amisos, Komana, Laodikeia, Kabeira ve Dia sikkelerinde sarmaşık taçlı genç Dionysos başı, cista mystica, thyrsos ve panter simgeleriyle birlikte görülür; F. de Callataÿ bu seriyi MÖ 100-85 arasına tarihler. Amisos'taki çömlekçi atölyeleri aynı dönemde çok sayıda Dionysos, Satyros ve Silenos maskesi ve heykelciği üretti; bunlar krallığın Karadeniz'in kuzeyindeki ve Kolkhis'teki bölgelerine kadar yayıldı. Bosporos'un şehirlerinde Dionysos tasvirleri MÖ 100'den itibaren sikkelerde Apollon ve Artemis gibi geleneksel tanrılarla yan yana belirir; bazı paralarda genç Dionysos'un yüzünde kralın hatları seçilir. Pantikapaion'da ve Kolkhis'teki Vani'de Dionysos için tapınaklar açılmıştır.
MÖ 88 yılında Pergamon'daki zaferden sonra, Cicero'nun ve Plutarkhos'un anlattığına göre kral Dionysos olarak karşılandı. Saprykin bu tarihten itibaren kralın heykellerinin, büstlerinin ve sikke portrelerinin yeni bir tanrıyı yansıtan idealize bir görünüm kazandığını belirtir. Bu görüntü, Dionysos özellikleri taşıyan tanrılaştırılmış Büyük İskender'in imgesine ve Mên, Helios, Ares, Perseus ve Herakles gibi tanrı ve ölümsüz kahramanlara dayanıyordu. Hepsinin ortak noktası, Zeus Stratios'la bağlantılarıydı. Tanrılaştırmayı belirleyen düşünce, yeniden doğuş ve korunma fikriydi. Kral düşmana, ölüme ve karanlığa karşı yenilmez bir kurtarıcı, "Soter" olarak sunuluyordu.
Soy iddiaları da aynı yöne işler. Mithridates, Büyük Kyros ile I. Darius'un soyundan geldiğini ileri sürerdi ve ayrıca Büyük İskender'in generallerinden Antigonos ile Seleukos Nikator'a da bağlanırdı. Oğullarına Kyros, Xerxes, Darius, Artaphernes gibi Pers kralı adları vermesi aynı soy iddiasının aile içi yansımasıdır. Aynı hükümdar Yunan dünyasında Helenizmin koruyucusu, Doğu'da ise Pers ve Anadolu geleneğinin vârisi olarak görünüyordu; Yunan yüzü ile İran-Anadolu yüzü arasındaki bu dengeyi korumak, kraliyet kültünün temel kaygısıydı.
Delos'taki Heroon ve Uluslararası Tanınma
Tanrısal kral imgesi krallığın dışına da taşındı. Ege'nin kutsal adası Delos'ta, Mithridates Eupator adına bir heroon, yani kahramanlık tapınağı bulunuyordu; rahip Helianax'ın yazıtı bu yapıyla ilgilidir. Hanedanın Delos'la ilişkisi daha eskiydi. IV. Mithridates ile Laodike'nin adayla yakın bağları vardı; Mithridates'in Yunan dostları Apollon, Artemis ve Leto'ya adaklar sunmuş, Eupator da adaya bir tapınak yaptırmıştır. Bu nedenle Amisos ve Sinope'nin bazı sikkelerinde Apollon ve üç ayaklı sehpa görülür. Kimi yayınlarda MÖ 94/93 tarihli Delos adakları da Atinalıların ve Romalıların Kral Mithridates Eupator Dionysos adına sunduğu bir adak olarak anılır; bu ayrıntıyı elimdeki birincil metinden doğrulayamadım. Yine de Delos'ta bir Pontus kralının kahraman olarak onurlandırılması, Yunan dünyasının en kutsal merkezlerinden birinde tanrısal bir figür olarak kabul edildiğini gösterir.
Komana ve Savaşçı Tanrıçalar
Pontus kralları için resmî kült seçerken ölçüt, tanrının askerî işlerle, zaferle ve ölüm üzerindeki üstünlükle bağlantısıydı. Saprykin, resmî kültler arasında Zeus, Herakles, Perseus, Apollon, Mithra ve Dionysos'un yanında Komana'daki Ma-Bellona'yı, Athena Polias ve Nikephoros'u ve Artemis'i sayar. Komana Pontika'daki Ma tapınağında tanrıçanın kalkanlı bir heykeli bulunurdu; kalkan Komana sikkelerinde görülür ve Ma-Enyo-Bellona'nın Pontus'ta Thea Nikephoros ve Athena olarak da tapıldığına işaret eder. Zela'daki Anaitis ise doğa ve aşk tanrıçası olmakla birlikte, Pers savaş kahramanları Omanes ve Anadates'le aynı sunağı paylaşıyordu. Bu seçici kült politikası, tanrılaştırılmış kral imgesine dayanak olacak erkek tanrıları öne çıkarırken, kadın tanrıçaların halk arasındaki saygısını da hanedanın ordu anlayışına bağlamayı hedefliyordu.
Karadeniz'in Kuzeyine Yayılan Kültler
Resmî kültler, krallığın dışındaki bölgelerde de özel ibadetlere yön verdi. Saprykin, Karadeniz'in kuzey kıyısında bulunan, çoğunlukla Mithridates döneminden ve sonrasından kalma tanrı heykelciklerine dikkat çeker: horoz üzerinde Mên, dört nala giden bir atın üzerinde Mên-Attis, Attis kıyafetiyle boğa öldüren Mithra heykelcikleri ve Amisos'ta ve yerel atölyelerde yapılmış Dionysos maskeleri. Bosporos'ta MÖ 2. yüzyıl sonu ile MÖ 1. yüzyıl başına tarihlenen "savaşçı" pişmiş toprak figürler de aynı bağlamda değerlendirilir. Bu figürlerin çoğu mezarlarda ve ev kutsal alanlarında bulunur; yani süs figürü olmaktan çok koruyucu ve kurtarıcı bir nitelik taşıdıkları düşünülür. Saprykin bunları Zeus Stratios, Dionysos, Perseus-Apollon ve Mithra-Mên-Attis kültlerinin yayılmasıyla ilişkilendirir ve Pontus ordusunda görev yapan askerler ile paralı askerler arasında yaygın olduğunu söyler. Böylece hükümdarın tanrılaştırılması sarayın ve kentlerin yanında orduların ve uzak kolonilerin dinî yaşamına da girdi.
Sonrası: Roma Dönemi ve Kalıntılar
Mithridates Eupator'un yenilgisinden sonra krallık dağıldı. Pompeius'un buyruğuyla kralın cenazesi atalarının yanına gömüldü; kimi kaynaklar mezar yerini Sinope, kimileri Amaseia olarak verir. Hanedanın dinî mirası ise kısa sürede silinmedi. Bosporos'ta Pontus kültlerinin izleri, Saprykin'e göre MÖ 1. yüzyılın sonundan MS 3. yüzyılın ortasına kadar sürmüştür. Amaseia ve çevresinde Zeus Stratios'a duyulan saygı Roma İmparatorluk döneminde de yaşadı; bu çağın sikkeleri ve yazıtları tanrıya duyulan bağlılığın kralların ortadan kalkmasıyla sona ermediğini gösterir. Amasya'nın Harşena Dağı'ndaki kral kaya mezarları da hanedanın kendini ölümden sonra bile kutsal kılma arzusunu somutlaştıran yapılardır.
Pontus kraliyet kültü, bilinçli bir siyasi tasarımın ürünüydü. Hanedan, çok dilli ve çok tanrılı bir krallığı bir arada tutmak için, her topluluğun kendi tanrısında kralı da görebileceği ortak bir dil yarattı. Zeus bunun merkezinde durdu, Mên Anadolu halkıyla bağ kurdu, Perseus İranlı kökeni Yunan söylencesine bağladı, Dionysos ise bütün bu çizgilerin kesiştiği noktada kralın kendisini tanrılar soyuna yerleştirdi. Bu yapının incelenmesinde asıl güçlük, yazılı belgelerin azlığından ve sikkelerle yazıtların yorumuna dayanılmasından kaynaklanır; bu nedenle yukarıda anlatılanların birçok yönü araştırmacılar arasında hâlâ tartışmalıdır.
Kronoloji
3. yüzyıl: Zeus ve Hera hanedanın resmî koruyucuları olarak sikkelerde yer alır; Yunanca krallığın resmî dili olur.
183-179: I. Pharnakes'in yenildiği savaş sona erer; hanedan Helen yanlısı politikaya yönelir.
128 ve 125/124: V. Mithridates Euergetes'in tetradrahmilerinde Apollon-Perseus tipi basılır.
110-107: Diophantos'u onurlandıran Khersonesos kararnamesinde kralın Dionysos sıfatı henüz geçmez.
102/101: Delos'taki Mithridates heroonuna ait yazıtta kralın Dionysos sıfatı kullanılır.
100-85: Pontus ve Bosporos kentlerinde Dionysos sikkeleri basılır.
96: Kralın kendi sikkelerinde sarmaşık çelengi görülür.
88/87: Pergamon'daki zaferden sonra kral yeni Dionysos olarak karşılanır.
73: Mithridates, Paflagonya'ya yürümeden önce Zeus Stratios için ateşli kurban sunar ve Poseidon'a beyaz atları denize attırır.
63: Mithridates Eupator ölür; mezar yeri Sinope ya da Amaseia olarak aktarılır.
MS 239/240: Çalıca'daki sunak, Zeus Stratios'a bağlılığın krallıktan sonra da sürdüğünü gösterir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Strabon, Geographika, 11.8.4, 12.3.31, 15.3.15 (Mên Pharnakou yemini, Anaitis, Omanes ve Anadates).
- Anderson, J. G. C., F. Cumont ve E. Cumont. Recueil des inscriptions grecques et latines du Pont et de l'Arménie (Studia Pontica 3). Bruxelles, 1910.
Akademik çalışmalar
- Saprykin, Sergej Ju. "The Religion and Cults of the Pontic Kingdom: Political Aspects." Mithridates VI and the Pontic Kingdom (Black Sea Studies 9), Aarhus University Press, 2009. https://antikmuseet.au.dk/fileadmin/www.antikmuseet.au.dk/Pontosfiler/BSS_9/BSS9_15_saprykin.pdf
Diğer kaynaklar
- Appianos, Mithridateios, 66 ve 70 (Zeus Stratios için yapılan kurban).
- Cumont, Franz. "Le Zeus Stratios de Mithridate." Revue de l'histoire des religions 43 (1901), 47-57.
- Kleiner, G. "Die Münzen des Pontischen Reiches." 1955 (Saprykin aracılığıyla anılan sikke kronolojisi).
- Mithridates VI Eupator. Vikipedi. https://en.wikipedia.org/wiki/Mithridates_VI_Eupator
- Kingdom of Pontus. Vikipedi. https://en.wikipedia.org/wiki/Kingdom_of_Pontus
Çevrimiçi kaynaklar






