V. Mithridates Euergetes, Pontus Krallığı'nın yedinci hükümdarıdır ve yaklaşık otuz yıl süren saltanatı boyunca krallığı Karadeniz kıyısından İç Anadolu'ya uzanan bir güce dönüştürdü. Adı en çok, MÖ 120 dolaylarında Sinope'de en yakın çevresinin kurduğu bir tuzakla öldürülmesiyle ve arkasında bıraktığı oğlun, VI. Mithridates Eupator'un Roma'ya karşı verdiği uzun savaşlarla anılır. Oysa kendi döneminde Roma'nın en güvenilir müttefiklerinden biriydi. Roma'ya gemi ve asker gönderdi, bu hizmetlerinin karşılığında Büyük Phrygia'yı aldı, Helen dünyasında cömert bir hami olarak tanındı. Amaseia'nın, yani bugünkü Amasya'nın tarihine de birkaç ayrı yoldan bağlıdır: hanedanın atalarından kalma kraliyet şehrinin hükümdarıydı, Amasyalı coğrafyacı Strabon'un ana tarafından büyük dedesi onun subaylarındandı ve Amasya'nın yerel tarihçisi Hüseyin Hüsâmeddîn, ölümünden sonra cesedinin Amasya'daki mağaralardan birine gömüldüğünü yazar. Bu son bilgi tek bir kaynağa dayanır ve başka bir kayıtla doğrulanmamıştır.

Pontus Krallığı ve Amaseia

Pontus Krallığı, Kappadokia satraplığının kuzey bölümünde, Karadeniz kıyısı ile kıyıya paralel uzanan Pontus Dağları'nın ardındaki iç bölgede kuruldu. Hanedanın kurucusu I. Mithridates Ktistes, MÖ 281 dolaylarında kendini kral ilan etti. Antigonos Monophthalmos'un takibinden kaçan bu Pers kökenli soylu, önce Paphlagonia'daki Cimiata'ya, oradan Amaseia'ya sığınmıştı. Krallığın iç bölgedeki ana şehri Amaseia oldu. Pontus krallarının sarayı ve kraliyet mezarları burada bulunuyordu. Kıyıdaki Yunan kentleri ise sonradan krallığın eline geçti. Sinope, V. Mithridates'in babası I. Pharnakes'in MÖ 182'de bu limanı almasından sonra krallığın başkentlerinden biri oldu. Pharnakes ayrıca Kotyora, Pharnakeia ve Trapezus'u alarak Anadolu'nun kuzey kıyısının büyük bölümünü denetimine aldı. Oğul, babasının kazandığı bu deniz kapısını Helen dünyasına açılmak için kullandı.

Pontus'un kültürü kaynaklarda İran, Anadolu ve Yunan unsurlarının bir sentezi olarak tarif edilir. Hanedanın çoğu kralı, Mithra'nın "verdiği" anlamına gelen Mithridates adını taşıdı, ama Apollon da saray ibadetinin bir parçasıydı. İç bölgede Anadolu ve İran etkisi, kıyıda Yunan etkisi ağır basıyordu. Sarayın çevresinde İran kökenli bir soylu tabakanın varlığı da yazıtlardan izlenebilir. Amasya'da bulunan ve I. Pharnakes dönemine tarihlenen bir yazıtta, Pharnabazos adlı bir subay garnizon komutanı (phrourarkhos) Meriones'i onurlandırır ve ona İran kökenli bir unvan çağrışımı taşıdığı düşünülen "kyrios" diye hitap eder. V. Mithridates bu karışımı bilinçli olarak Yunan yönünde yoğunlaştırdı, ama İranlı soyluluk sarayda varlığını sürdürdü ve onun ölümünden sonraki olaylarda yeniden görünür oldu.

Krallığın Coğrafyası ve Kaynakları

V. Mithridates'in elindeki krallık iki ayrı bölgeden oluşuyordu. Kıyı şeridi, Pontus Dağları'yla iç kesimden ayrılırdı. Kıyıya paralel uzanan nehir vadileri verimliydi, sığır sürülerini, darıyı ve kiraz, elma, armut gibi meyveleri besliyordu. Kıyı Amastris ve Sinope gibi Yunan şehirlerinin denetimindeydi, keresteyle, balıkla ve zeytinle zengindi. Pharnakeia'nın güneyindeki ocaklardan demir ve gümüş çıkarılırdı, Khalyb Dağları'ndan gelen çelik Yunanistan'da ün yapmıştı, bunlara bakır, kurşun, çinko ve arsenik de eklenirdi. İç kesimde Lykos ve İris (Yeşilırmak) vadileri benzer bir verimlilik sunar, Amaseia dışında küçük köyler dağınık biçimde yer alırdı. Krallık, eparkhia denen idari bölgelere ayrılmıştı.

Strabon kendi memleketini anlatırken bu iç bölgenin bolluğunu ayrıntılı biçimde kaydeder. İris, Dazimonitis ovasından geçip eski kraliyet konağı Gaziura'nın yanından dolaştıktan sonra "yurdum Amaseia'nın" surlarının dibinden akar ve Phanaroia'ya ulaşır. Ovaların her zaman nemli ve çayırlık olduğunu, sığır ve at sürülerini besleyebildiğini, darı ve süpürge darısının neredeyse sınırsız miktarda ekilebildiğini, dağ eteklerinde üzüm, armut, elma ve cevizin kendiliğinden yetiştiğini yazar. Sinope'nin çevresindeki toprağın da kentin varoşlarını süsleyen bostanlarla verimli olduğunu, kıyıya yakın bütün ekili alanların zeytinle kaplı bulunduğunu ekler. V. Mithridates'in dış politikada harcadığı paranın ve beslediği paralı ordunun dayandığı zenginlik, bu iki bölgenin birbirini tamamlamasından geliyordu.

Soyu ve Tahta Çıkışı

Mithridates Euergetes Yunan-Makedon ve Pers kökenli bir ailenin çocuğuydu. Babası I. Pharnakes, annesi Kraliçe Nysa'ydı; Kapadokyalı Nysa adıyla bilinen kız kardeşi de aynı çiftin çocuğudur. Annesinin, kendisini ya da kız kardeşini doğururken öldüğü sanılır. Pharnakes'in kardeşi IV. Mithridates Philopator Philadelphos, karısı Laodike ile birlikte Pontus'u yaklaşık MÖ 170 ile 150 arasında yönetmişti. V. Mithridates bu çiftten, yani halası ve amcasından sonra tahta çıktı. Bu devrin nasıl gerçekleştiği kaynaklarda açıklanmaz. Babasıyla ilişkisi de tartışmasız değildir: Alman klasik ansiklopedisi Pauly-Wissowa'daki maddesini yazan Fritz Geyer, onu "muhtemelen IV. Mithridates'in oğlu" olarak gösterir. Bugünkü kaynakların çoğu ise I. Pharnakes'in oğlu sayar. Saltanat tarihleri de kesin değildir: kimi derlemeler başlangıcı MÖ 152/151 olarak verir, kimi anlatımlar yaklaşık MÖ 150 der. Bitiş çoğunlukla MÖ 120, kimi kaynaklarda ise 121/120 olarak geçer.

Euergetes, "iyilik eden, hayırsever" anlamına gelen bir sıfattır. Helenistik dünyada krallar bu tür sıfatları kendilerine verdirir, adlarını sikkelere ve onurlandırma yazıtlarına işletirlerdi. V. Mithridates için bu sıfat, sonraki yıllarda Delos'a yaptığı bağışlarla doldurulan bir kimliğe işaret eder. Hüsameddin, Amasya Tarihi'nde aynı lakabı farklı bir biçimde yorumlar. Tarihlerin bu hükümdara "Ürket" lakabını verdiğini, Yunanların bunu "Overket" diye yazıp Yunanca saydığını söyler, kendisi ise kelimeyi Pontus'ta yaşayan Turanî kavimlerin diline bağlayarak "Üreket" biçiminde okur. Bu, yazarın kendine özgü bir köken açıklamasıdır ve bugünkü araştırmada karşılığı yoktur. Sıfatın Yunanca "euergetes" kelimesi olduğu sikkelerden ve yazıtlardan açıkça bilinir.

Roma ile İttifak

Pontus'un Roma ile dostluğu V. Mithridates'ten önce başlamıştı. IV. Mithridates MÖ 155'te Bergama Kralı II. Attalos Philadelphos'a Bithynia Kralı II. Prusias'a karşı yardım göndermiş, böylece barışçı ve Roma yanlısı bir çizgi izlemişti. Roma'daki Capitolium'da bulunmuş iki dilli, Latince ve Yunanca bir yazıt bu dostluğun belgelerinden biridir. Kral Mithridates Philopator ve Philadelphos, "kendisiyle Roma halkı arasındaki dostluk ve ittifak nedeniyle" Roma halkını temsil eden bir heykel adar, elçileri Naimanes oğlu Naimanes ile Maes oğlu Maes'tir. Yazıt kimi anlatımlarda V. Mithridates'e bağlanır, ama içindeki "Philopator ve Philadelphos" unvanları IV. Mithridates'e aittir ve bugün yaklaşık MÖ 150'ye tarihlenir. Euergetes, amcasından devraldığı bu ilişkiyi daha ileri götürdü.

Appianos onu, Pontus kralları arasında "Roma halkının dostu" olarak kayda geçirilen ilk hükümdar diye tanıtır. MÖ 149'da başlayan Üçüncü Pön Savaşı'nda Roma'ya birkaç gemi ve küçük bir yardımcı birlik yolladı. Katkı askerî açıdan büyük değildi, ama siyasi bir anlam taşıyordu: Karadeniz'in güneyindeki bu krallık, Akdeniz'in yükselen gücünün yanında yer aldığını erken bir tarihte göstermiş oluyordu. Geyer'in ifadesiyle Euergetes, Roma'nın dostu ve müttefiki olarak üstlendiği yükümlülükleri titizlikle yerine getirdi. Bu sadakatin karşılığını da sonraki on yıllarda, Roma'nın Anadolu'daki boşlukları doldurmak için bölgedeki krallara ihtiyaç duyduğu sırada aldı.

Kapadokya ve Paphlagonia

Roma ile kurulan yakınlık Pontus'un genişlemesine de zemin hazırladı. Kral, Roma'nın müttefikliğine dayanarak krallığın gücünü Karadeniz kıyısından İç Anadolu'ya doğru yaydı. Bu yöndeki ilk hedef güneydeki Kapadokya'ydı. Appianos, Euergetes'in Kapadokya'yı "yabancı bir ülkeymiş gibi" istila ettiğini yazar. Bu ifade, sonraki kuşakta Pontus'un Kapadokya'yı atalarından kalma bir toprak olarak görmesine karşı bir tarihçi yorumudur. Geyer'in derlediği antik tanıklıklara göre kral, Kapadokya'da çıkan karışıklıklardan yararlanarak ülkeyi işgal etti ve en büyük kızı Laodike'yi Kral VI. Ariarathes Epiphanes ile evlendirerek komşusunun sarayında belirleyici bir nüfuz kazandı. Kapadokya ile ilişkilerin seyri bu yüzden karışıktır: bir yanda sefer, öte yanda akrabalık. Savaşın tarihleri ve ayrıntıları bilinmemektedir.

Batıda ise Paphlagonia hükümdarı Pylaimenes'i krallığını Pontus'a vasiyet etmeye razı etti. Bu, Pontus'un batıya doğru büyümesinde önemli bir adımdır ve ayrıntıları kaynaklarda net değildir. Vasiyetin varlığını, yıllar sonra oğlu VI. Mithridates'in Roma'ya karşı ileri sürdüğü haklardan öğreniyoruz. Iustinus'un aktardığı bir konuşmada Eupator, Paphlagonia'nın babasına fetihle ya da silah zoruyla değil, "bir vasiyetle evlat edinme yoluyla ve kendi hükümdarlarının ölümüyle miras olarak" geçtiğini söyler. Roma elçilerine verdiği cevapta da bu ülkenin babasına miras yoluyla geçtiğini, babasına karşı hiç ileri sürülmemiş bir itirazın kendisine karşı neden çıkarıldığına şaştığını belirtir. Tarihçi Eduard Meyer'e dayanan bir görüşe göre, Phrygia Pontus için ancak Paphlagonia ve Galatia ile birlikte bir anlam taşıyordu, çünkü bu topraklar Pontus'u Phrygia'ya bağlayan köprüydü.

Bergama Mirası ve Phrygia

V. Mithridates'in saltanatının en önemli olayı, Bergama Krallığı'nın tasfiyesi sırasında yaşandı. Bergama Kralı III. Attalos MÖ 133'te ölürken krallığını Roma'ya vasiyet etmişti. Vasiyette Bergama ile diğer Yunan şehirlerinin bu devirden muaf tutulduğu belirtiliyordu, ama Roma bunu fazla önemsemedi. Tiberius Gracchus vasiyetle gelen serveti toprak reformunu finanse etmek için kullanmak istiyor, bu da Senato ile arasında bir anlaşmazlık doğuruyordu. Roma bu karışıklık yüzünden mirasa el koymakta gecikti. Bu boşluktan, II. Eumenes'in Efesli bir arp çalgıcısının kızından doğma gayrimeşru oğlu olduğunu ileri süren Aristonikos yararlandı. III. Eumenes adını alıp tahtı talep etti, Anadolu'nun batı kıyısındaki şehirlerde güç topladı ve Roma konsülü Publius Licinius Crassus Dives Mucianus'u öldürdü. Iustinus, Crassus'un savaştan çok Attalos'un hazinelerini yağmalamaya hevesli olduğunu ve bu açgözlülüğün bedelini canıyla ödediğini yazar. Aristonikos iç bölgelerde köleleri ve serfleri özgürlük vaadiyle yanına çekmeye çalıştı, Stoacı filozof Blossius da onun yanında yer aldı.

Bu ayaklanmaya karşı Roma'nın yanında duran krallar arasında V. Mithridates de vardı. Aynı safta Kapadokya Kralı V. Ariarathes, Bithynia Kralı II. Nikomedes ve Paphlagonia'dan Pylaimenes bulunuyordu ve hepsi Roma'nın gözüne girmeyi umuyordu. Pontus birliklerinin ayaklanmanın bastırılmasına katıldığı Strabon, Iustinus, Eutropius ve Orosius'ta kayıtlıdır. MÖ 130'da Marcus Perperna'nın komutayı alması ayaklanmanın sonunu getirdi. Aristonikos kuşatma altında açlıkla teslim olmaya zorlandı, Roma'ya canlı olarak götürüldü ve geçit töreninde dolaştırıldıktan sonra Tullianum zindanında boğdurularak öldürüldü. Blossius intihar etti. Perperna'nın ardından gelen konsül Manius Aquillius, MÖ 129'da bölgenin düzenini kurdu. Bergama topraklarının bir bölümü Roma'nın Asya eyaleti oldu, ayaklanmada ölen Ariarathes'in oğullarına Lykaonia ve Kilikya verildi, Pontus ise Büyük Phrygia'yı aldı. Iustinus bu paylaşımı açıkça Aristonikos'a karşı yardım eden hükümdarlara verilen ödüller olarak anlatır.

Phrygia'nın kime verileceği kolay belirlenmedi. Geyer'in özetine göre hem V. Mithridates hem de Bithynia Kralı II. Nikomedes Büyük Phrygia'yı istedi. Mithridates, bu toprağın bir zamanlar Seleukos Kralı II. Seleukos Kallinikos tarafından kendi atasına bağışlandığını öne sürdü. Oğlunun sonraki yıllarda aktarılan sözlerine göre Phrygia, Seleukos Kallinikos'un kızını Pontus kralı Mithridates'e verirken çeyiz olarak verdiği bir ülkeydi. Aquillius toprağı, Geyer'in deyişiyle "en yüksek teklifi verene", yani Mithridates'e verdi. Aynı olay iki taraftan farklı anlatılır. Appianos'ta Eupator'un elçisi Pelopidas, Phrygia'nın kralına Aristonikos'a karşı kazanılan zaferin ödülü olarak Roma generalince verildiğini, ama kralın yine de bu generale büyük bir para ödediğini kabul eder. Bithynia elçileri ise aynı toprağı Mithridates'in Roma generallerinden birinden "çürük bir pazarlıkla satın aldığını" söyler.

Phrygia, Pontus'un doğrudan komşusu değildi. Bu yüzden Pontus'un o sıralarda Galatia üzerinde de bir ölçüde denetim kurmuş olabileceği düşünülür. Eyaletin verilişi Roma'da da şüpheli bir iş olarak görüldü. Gaius Gracchus'un bir konuşmasından Aulus Gellius aracılığıyla günümüze ulaşan parça, Bergama krallığının devrine ilişkin kararın alınışında para dolaştığını ima eder. Gracchus'a göre senatörlerin bir kısmı Pontus Kralı'ndan, bir kısmı Bithynia Kralı'ndan, en kurnaz olanlar ise her ikisinden birden para almıştı. Bu konuşmanın tarihi tartışmalıdır. Sevilla Üniversitesi'nden Luis Ballesteros-Pastor, sık sık MÖ 121'e konan konuşmanın Gracchus'un nüfuzunun doruğunda olduğu MÖ 123/122 dolaylarında yapılmış olabileceğini ileri sürer. Aquillius da eyaletteki yönetimi nedeniyle suçlandı, ama yargıçlara rüşvet vererek beraat etti ve MÖ 126'da zafer töreni yapma hakkını elde etti. Roma Senatosu sonradan konsülün kararlarını rüşvet gerekçesiyle geçersiz saydı.

Buna rağmen V. Mithridates'in Phrygia'yı ölümüne kadar fiilen elinde tuttuğu anlaşılır. Geyer, kralın Senato'nun kesin kararını beklemeden bölgeyi işgal etmiş olabileceğini düşünür. Bölge ancak kralın ölümünden sonra Roma tarafından Pontus'tan alındı. Bunun tarihi de kesin değildir. Phrygia'nın durumuyla ilgili bir Senato kararı uzun süre MÖ 116'ya tarihlendi, bugün 119 ya da 116 arasında tartışılır ve kimi araştırmacılar kararı daha erken yıllara çeker. Eupator'un Roma'ya karşı savaşa girerken saydığı haksızlıkların başında bu geliyordu: Iustinus'a göre Romalılar, babasına Aristonikos savaşındaki yardımının karşılığı olarak verdikleri Büyük Phrygia'yı daha o reşit olmadan elinden almışlardı.

Paralı Ordu ve Dorylaos

V. Mithridates'in ordu politikası, Amasya'nın en tanınmış oğlu Strabon'un aile tarihiyle iç içedir. Strabon, Girit'teki Knossos'u anlatırken kendi atalarına geçer. Taktikçi lakabıyla anılan Dorylaos, savaş işlerinde usta bir askerdi ve Mithridates Euergetes'in dostlarından, yani sarayın seçkin çevresinden biriydi. Kral onu paralı asker toplamakla görevlendirmişti. Dorylaos bu amaçla sık sık Yunanistan'a ve Trakya'ya gidiyor, Romalılar adayı henüz ele geçirmeden önce Girit'teki paralı askerlerin de peşine düşüyordu. Strabon, Girit'te o sırada çok sayıda paralı asker bulunduğunu ve korsan çetelerinin de bunlar arasından toplandığını not eder. Geyer bu tanıklığa dayanarak kralın kendine ehliyetli bir paralı ordu kurmaya çalıştığını yazar.

Dorylaos Knossos'tayken Knossoslularla Gortynlular arasında savaş çıktı. Knossoslular onu komutan seçti, savaşı başarıyla bitirdi ve kısa sürede en büyük onurlara kavuştu. Az sonra Euergetes'in Sinope'de en yakın adamlarının kurduğu bir tuzakla öldürüldüğünü, yönetimin dul karısıyla küçük çocuklarına kaldığını öğrenince oradaki duruma umut bağlamadı ve Knossos'ta kaldı. Orada Sterope adlı Makedon bir kadınla evlendi, Lagetas ile Stratarkhas adlı iki oğlu ve bir kızı oldu. Strabon, Stratarkhas'ı çok yaşlıyken kendi gözüyle gördüğünü söyler. Dorylaos'un kardeşi Philetairos'un oğlu, yine Dorylaos adını taşıyan bir genç, Euergetes'in oğlu Eupator ile birlikte büyütülmüştü. Eupator yetişkin olunca bu süt kardeşine büyük onurlar verdi, onun Knossos'ta kalan akrabalarını da yurda çağırdı. Strabon'un anneannesi, Lagetas'ın kız kardeşiydi. Böylece Euergetes'in paralı asker toplamak için Ege'ye gönderdiği subay, Amasyalı coğrafyacının ana tarafından büyük dedesi oluyordu.

Pontus ordusunun yapısı bu politikayla daha da karmaşıklaştı. Daimî birlikler Ermeniler, Bithynialılar, Kapadokyalılar, Galatlar, Frigyalılar, İskitler, Sarmatlar ve Traklar gibi çok çeşitli halklardan toplanırdı. Yunanlılar ise sürekli orduya değil, kendi şehirlerinin yurttaşı olarak savaşa katılırdı. Pontus ordusu Makedon falanksını benimsemişti. Euergetes, Ege'de Yunan paralı askerlerini geniş ölçüde orduya alan ilk Pontus kralıdır ve Dorylaos'un yolculukları bu işin nasıl yürüdüğünü gösteren tek ayrıntılı tanıklıktır.

Helen Kültürünün Hamisi

V. Mithridates'in kültür politikası, dış politikası kadar Pontus'un kimliğini belirledi. Kral Helen dünyasına kendini Anadolu'da Yunan uygarlığının koruyucusu olarak sundu. Atina ve Delos'a yaptığı bağışlar, günümüze ulaşan onurlandırma yazıtlarından ve sikkelerden bilinir. Geyer, kralın Yunan dostu tutumunu özellikle Delos'a gönderdiği adaklarla kanıtladığını yazar ve bu adakları anan yazıtları gösterir. Delos'tan bir başka yazıt da kralın "onurlandırılmış dostlarından" biri için yapılmış bir onurlandırmayı kaydeder. Apollon'a büyük saygı duyduğu ve sikkelerde kendisini Apollon olarak betimlettiği aktarılır. Böylece sarayın dili, törenleri ve ordusu giderek daha Helenik bir görünüm kazandı. Bu yönelim, oğlu VI. Mithridates döneminde Yunancanın krallığın resmî dili hâline gelmesine kadar sürdü.

Bu yönelimin bir de mekân boyutu vardı. Strabon, Eupator'un Sinope'de doğup büyüdüğünü, kenti özellikle onurlandırıp krallığının ana şehri saydığını yazar. Fransız tarihçi Théodore Reinach bundan, Euergetes'in sarayını Sinope'ye taşımış olması gerektiği sonucunu çıkarmış, Geyer de bunu yerinde bir çıkarım saymıştır: kral, Yunan kültürüne Amaseia'dan daha yakın olduğu bu liman kentine yerleşmişti. Sinope, Strabon'un tarifiyle bir yarımadanın boynunda kurulmuş, iki yanında limanları olan, surlarla güzelce çevrilmiş, gymnasion, agora ve sütunlu yollarla süslenmiş bir şehirdi. Hüsameddin de bağımsız bir yoldan aynı sonuca varır: ona göre hükümdar saltanatının sonlarında Amasya'dan Sinop'a taşındı, orayı hükûmet merkezi yaptı ve oğlunu Amasya'da vali olarak bıraktı. Kralın ölüm yerinin Sinope olması da bu taşınmayla uyuşur.

Pontus'un kıyı şehirleri Yunandı ve krallığın deniz ticareti bu şehirlere bağlıydı. Delos'ta görünür olmak, krallığın Helenistik dünyada Yunan uygarlığının bir savunucusu olarak tanınmasına hizmet ediyordu. Bu bakış, kaynaklarda açıkça yazılı bir hedeften çok, bağışların ve yazıtların ortak yönünden çıkarılan bir yorumdur. Sarayın Helenleşmesi İranlı soyluluğu ortadan kaldırmadı. Ballesteros-Pastor, Pontus sarayındaki hanedan çekişmelerinin adayların ne kadar Helenleşmiş olduğundan çok, düpedüz bir iktidar mücadelesi etrafında döndüğünü vurgular. Yunan şehirlerinin ve ailelerinin desteği bu çekişmelere eklenen bir unsurdu, onları başlatan etken değildi.

Eşi ve Çocukları

V. Mithridates, Seleukos prensesi VI. Laodike ile evlendi. Laodike, IV. Antiokhos Epiphanes ile IV. Laodike'nin kızıydı ve bu evlilik Pontus'u Seleukos hanedanıyla akraba kıldı. Çiftin çocukları arasında Kapadokyalı Laodike, VI. Mithridates Eupator, Mithridates Chrestus, bir başka Laodike, Nysa, Roxane ve Statira sayılır. Kaynaklar çocuk sayısında ayrışır: kimi dökümler yedi, kimileri sekiz çocuktan söz eder. Çocuklarının sonu, krallığın sonuyla birlikte yürüdü. MÖ 71'de Romalılar Kabeira'da galip gelince Eupator, saray kadınlarının düşman eline geçmemesi için Pharnakeia'ya hadım Bakkhides'i gönderdi. Roxane ile Statira orada zehir içerek öldü. Plutarkhos'a göre Roxane ölmeden önce kardeşine lanet okudu, Statira ise onları ihmal etmediği, özgür ve onurlu ölme fırsatı tanıdığı için ona teşekkür etti. Nysa ise Romalılara esir düştü ve iki Roma komutanının zafer alayında yürütüldü.

Roxane ile Statira'nın soyu da tartışma konusudur. Plutarkhos bu prenseslerin MÖ 71'de "kırk yaşlarında" olduğunu yazar. Euergetes en geç MÖ 120'de öldüğüne göre bu yaş, kızların babasının ölümünden yıllar sonra doğduğu anlamına gelir. Araştırmacıların çoğu Plutarkhos'un yuvarlak bir sayı verdiğini ya da yanıldığını düşünmüştür. Ballesteros-Pastor ise bu yaşın doğru olabileceğini savunur. Ona göre Roxane ile Statira Kraliçe Laodike'nin kızlarıydı, ama Euergetes'in ölümünden sonra doğmuşlardı ve babaları kral değildi. Eupator'un bu kız kardeşlerini hiç evlendirmemesini de, onların bir evlilikle kazanacakları nüfuzu kendisine karşı kullanabilecekleri korkusuyla açıklar. Adların seçimi de dikkat çekicidir. Roxane ile Stateira, Büyük İskender'in İranlı eşlerinin adlarıdır ve İskender'den beri hiçbir kraliyet kadınına verilmemişti. Ballesteros-Pastor bu seçimde, naip kraliçenin çevresindeki İranlı soyluların etkisini görür. Bu görüş bir yorumdur ve kızların Euergetes'in çocuğu olduğunu bildiren dökümlerle çelişir.

Sinope'deki Ziyafet ve Ölümü

V. Mithridates'in saltanatı MÖ 120 dolaylarında Sinope'de sona erdi. Yaygın anlatıma göre verdiği büyük bir ziyafette kimliği bilinmeyen kişilerce zehirlendi. Antik tanıklıklar ayrıntıda ayrışır. Strabon, kralın Sinope'de "en yakın adamları tarafından" kurulan bir komplo sonucu hileyle öldürüldüğünü yazar. Iustinus yalnızca onun "ani bir ölümle" hayattan koparıldığını söyler. Bu ifade de bir suikaste işaret ediyor olabilir. Olayın tarihi de yaklaşık olarak MÖ 121/120 sayılır. Kimi araştırmacılar ölümü, Iustinus'un Eupator'un hükümdarlığa başladığı yıl gökte yetmiş gün parladığını söylediği kuyrukluyıldızla, yani MÖ 120'de görülen kuyrukluyıldızla ilişkilendirir. Eupator'un o sırada kaç yaşında olduğu da tartışmalıdır: Strabon on bir, Eutropius on iki yaş verir.

Suikastın arkasında kimin olduğu bilinmez. Geyer, kralın dostları tarafından "muhtemelen karısının kışkırtmasıyla" öldürüldüğünü yazar. Eski araştırmada Laodike'nin Roma'nın çıkarlarına hizmet ettiği de ileri sürülmüştür. Ballesteros-Pastor bu ikinci görüşü kanıtsız bulur: Roma'nın Pontus kralını hemen ortadan kaldırılması gereken bir tehdit olarak gördüğüne dair hiçbir bilgi yoktur. Ona göre her şey Sinope sarayı içindeki bir çekişmeye işaret eder ve Dorylaos'un yıllarca Girit'te sürgün yaşamayı seçmesi de saraydaki durumun ne kadar tehlikeli olduğunu gösterir. Bu çekişmenin tarafları ve zehrin kimin elinden verildiği belgelerde yer almaz.

Ölümün ardından krallık, kralın vasiyeti uyarınca dul eşi VI. Laodike ile iki oğlunun ortak yönetimine bırakıldı. Bu ortaklığın bir izi Delos'ta kalmıştır. MÖ 115/114 dolaylarına tarihlenen bir yazıta göre, eski gymnasiarkhos Neon oğlu Atinalı Dionysios, Kral Mithridates Eupator'un ve kardeşi Mithridates Chrestos'un heykellerini adadı. Oğullar henüz çocuktu, bu yüzden asıl gücü Laodike kullandı. Naiplik MÖ 120 ile 116 arasında, hatta belki 113'e kadar sürdü ve Laodike küçük oğlu Chrestus'u tercih etti. Iustinus, Eupator'un çocukluğunda vasilerinin onu azgın bir ata bindirip mızrak attırarak, bu tutmayınca da zehirle öldürmeye çalıştığını, prensin panzehirlerle kendini koruduğunu ve yedi yıl boyunca hiçbir çatı altına girmeden ormanlarda, dağlarda dolaştığını anlatır. Bu anlatım Adrienne Mayor'un The Poison King adlı kitabında geniş biçimde tartışılır ve tarihî gerçekle efsanenin sınırı kesin olarak çizilemez. Ballesteros-Pastor, at ve dağda saklanma motiflerinin İran eğitim geleneğiyle de ilişkilendirildiğini, ama saraydaki gerçek bir hanedan çekişmesinin bu öykülere tarihî bir zemin sağlamış olabileceğini belirtir. Kimi modern anlatımlar, babasını öldüren zehrin arsenik olduğunu ve genç Mithridates'in kendini özellikle bu maddeye karşı sınadığını ekler. Bu ayrıntı doğrulanamamıştır.

Eupator MÖ 116 ile 113 arasında Pontus'a döndü, kral ilan edildi, annesini ve kardeşini hapse attı. Laodike zindanda öldü, Chrestus'un akıbeti belirsizdir. Delos yazıtına eşlik eden açıklamalar, Eupator'un kardeşini MÖ 112 dolaylarında öldürerek tek başına kral olduğunu belirtir. Mithridates ikisine de krallara yakışır cenaze törenleri yaptırdı.

V. Mithridates'in ölümüyle Pontus'un Roma ile ilişkisi de yön değiştirdi. Naiplik sırasında Roma Phrygia'yı Pontus'tan aldı. Euergetes'in sürdürdüğü müttefiklik, oğlunun döneminde Roma'ya karşı Mithridates Savaşları'na dönüştü. Eupator'un elçisi Pelopidas Roma generallerine, kralının "kendi ve babasının dostluğunu ve ittifakını" hatırlatırken Phrygia ile Kapadokya'nın elinden alındığından yakınıyordu. Bu savaşlar MÖ 63'te Pontus'un yıkılışıyla sonuçlandı.

VI. Mithridates, krallığını Kolkhis'i ve Kırım çevresindeki Yunan kentlerini kapsayacak biçimde genişletti. Roma'nın Asya eyaletinde MÖ 88'de Romalıların ve İtalyanların katledilmesini emretti, bu olay "Asya Akşam Duası" adıyla anılır ve en az 80 bin kişinin öldüğü söylenir. Üç savaşın ardından Pompeius'a yenildi ve MÖ 63'te Kırım'daki Pantikapaion'da öldü. Babasının Roma'ya gönderdiği gemi ve askerlerle kurulan dostluk, böylece iki kuşak içinde bütünüyle ters yüze döndü. V. Mithridates'in bıraktığı kudretli ve Helenleşmiş devlet, oğlunun Roma'ya karşı savaşını sürdürebilmesinin maddi ve siyasi zeminini oluşturdu, ama bu bağlantıyı kaynaklar doğrudan kurmaz; bu bir çıkarımdır.

Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nde Euergetes

Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi, Pontus krallarını Osmanlı Türkçesiyle ve kendi döneminde erişebildiği kaynaklara, bu arada Théodore Reinach'ın Pontus tarihine dayanarak anlatır. Yazarın kral sayıları bugünkü numaralandırmayla uyuşmaz. Euergetes'e verdiği "Ürket, Overket" lakabından anlaşıldığı üzere, onun "Altıncı Mihridâd" dediği hükümdar bizim V. Mithridates'imize karşılık gelir. Oğlu Eupator ise onda "Yedinci Mihridâd"dır. Ne var ki Hüsameddin bu Altıncı Mihridâd'ı "İkinci Fernâk'ın biraderi" olarak tanıtır. Bu, bugün I. Pharnakes'in kardeşi olarak bilinen IV. Mithridates'in konumudur. Yazarın anlatısında iki kralın bilgilerinin birleşmiş olduğu düşünülebilir; bu bir çıkarımdır.

Hüsameddin'e göre Altıncı Mihridâd, kardeşinin ölümünde hicretten 779 yıl önce, yani yazarın kendi hesabıyla MÖ 157 dolaylarında Amasya'da Pontus hükümdarı oldu. Kardeşini yenmiş olan Kapadokya ile defalarca savaştı, kimi zaman galip kimi zaman mağlup oldu ve kardeşinden kalan ülkeyi korumaya çalıştı. Kapadokya hükümdarı Altıncı Aryarat Ermeni beyi Agırşak ile ittifak kurdu. Yazar, Anadolu'ya doğru nüfuzunu yayan Roma'nın küçük hükümetleri birbirine düşürdüğünü, Aryarat ile Agırşak'ı birleştirerek güçlü Pontus hükûmetine karşı kullandığını ileri sürer. Ona göre hicretten 745 yıl önce bu müttefikler güneyden, Galatyalılar ile Paflagonyalılar da batı ve kuzeyden Pontus'a saldırdı. Altıncı Mihridâd yenilip Amasya kalesine kapandı, müttefikler ülkenin bir kısmını Farnâkya'ya kadar istila etti, bu olayların acısı hükümdarı derinden sarstı ve saltanatının otuz dördüncü yılında öldü.

Bu anlatı, antik kaynaklardan bilinen Euergetes ile pek az örtüşür. Antik tanıklıklarda Euergetes Roma'nın sadık müttefikidir, Kapadokya'ya karşı başarılı olmuş ve ülkenin sarayında söz sahibi olmuştur, Sinope'de bir suikastla ölmüştür. Hüsameddin'in Roma'nın kışkırtmasıyla kurulan bir koalisyona yenilen ve Amasya kalesine sığınan hükümdarı, bu tabloya uymaz. Yazarın kaynaklarının hangi olayları bu biçimde birleştirdiği belirlenememiştir. Buna karşılık Hüsameddin'in iki bilgisi bugünkü araştırmayla uyuşur ya da ona yeni bir yerel boyut ekler: hükümdarın saltanatının sonlarında Sinop'a taşınması ve oğlunu Amasya'da bırakması. Yazar ayrıca komşu kavimlerin saldırılarının hükümdarı eski merkezine geri döndürdüğünü, öldüğünde cesedinin Amasya'da mağaralardan birine gömüldüğünü yazar. Hüsameddin bu son bilgi için kaynak göstermez.

Mezarı Meselesi

Amasya'da Harşena Dağı'nın güney yamacındaki kaya mezarları, krallığın başkenti Amaseia olduğu dönemde oyulmuş anıtsal kraliyet mezarlarıdır ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmıştır; listeye giriş yılı kimi kayıtlarda 2014, kimilerinde 2015 olarak geçer. Kızlar Sarayı bölgesindeki beş büyük mezar, kurucu kral I. Mithridates Ktistes'ten I. Pharnakes'e kadar ilk beş Pontus kralına bağlanır. Bunların en büyüğü Pharnakes'e aittir ve üzerindeki yazıtta kale komutanı Metrodoros'un kral Pharnakes için tanrılara bir sunak ve çiçek tarhı adadığı okunur. Harşena yamacında kalenin içinde dokuz kaya mezarı daha vardır ve şehrin çevresindeki kraliyet kaya mezarlarının toplam sayısı yirmi biri bulur.

V. Mithridates'in mezarı bu yapılardan herhangi birine kesin olarak bağlanmış değildir. Hanedanın Pharnakes'ten sonraki kralları için mezar ataması yapılmamıştır. Kralın Sinope'de öldüğü düşünülürse, cesedin atalarının yanına getirilip getirilmediği de belgelerden izlenemez. Euergetes'in Amasya'da gömüldüğü bilgisi bu bakımdan Hüsameddin'in "mağaralardan birine" kaydına dayanır. Kalenin içindeki mezarlardan birinin ona ait olabileceği düşünülebilir, ama bu bir çıkarımdır ve hiçbir yazıt ya da kazı bulgusuyla desteklenmemiştir.

Kaynaklar ve Belirsizlikler

V. Mithridates hakkındaki bilgi sınırlıdır. Roma ile ilişkileri Appianos'un Mithridates Savaşları anlatısına ve Iustinus'un Pompeius Trogus özetine dayanır. Phrygia'nın verilişi Iustinus, Appianos, Orosius ve Eutropius'un kısa aktarımlarından, Gracchus'un konuşması Aulus Gellius'tan bilinir. Saray çevresine dair en canlı tanıklık, kendi ailesinin öyküsünü anlatan Strabon'dan gelir. Delos'taki adaklar ve onurlandırma yazıtları kralın Yunan dünyasındaki yüzünü gösterir. Kralın kendi sarayı, yönetimi ve günlük hayatı hakkında doğrudan bir kayıt yoktur. Bu yüzden saltanatın başlangıç ve bitiş tarihleri, babasının kim olduğu, tahta çıkışın koşulları, Kapadokya savaşının seyri, suikastın faili, Phrygia'nın Pontus'tan alındığı yıl ve Roxane ile Statira'nın babası tartışmalı ya da bilinmeyen konulardır. Mezarının Amasya'daki kraliyet mezarlarında olduğu bilgisi de bu belirsizliklerden biridir.

Kronoloji

MÖ 281 dolayı: I. Mithridates Ktistes Pontus Krallığı'nı kurar.

MÖ 182: I. Pharnakes Sinope'yi alır.

MÖ 155: IV. Mithridates, II. Prusias'a karşı Bergama'ya yardım gönderir.

MÖ 150 dolayı: IV. Mithridates Roma'daki Capitolium'a iki dilli adak yazıtını koydurur.

MÖ 152/151 ile 150 dolayı: V. Mithridates Euergetes tahta çıkar (kaynaklarda tarih değişir).

MÖ 149: Üçüncü Pön Savaşı sırasında Roma'ya gemi ve yardımcı birlik gönderir.

MÖ 133: III. Attalos ölür ve Bergama'yı Roma'ya vasiyet eder.

MÖ 131-129: Aristonikos (III. Eumenes) ayaklanması. V. Mithridates Roma'yı destekler.

MÖ 129: Manius Aquillius bölgeyi düzenler, Pontus Büyük Phrygia'yı alır.

MÖ 126: Aquillius rüşvet suçlamasından beraat eder ve zafer töreni yapar.

MÖ 120 dolayı (121/120 olarak da geçer): V. Mithridates Sinope'de öldürülür. Krallık Laodike ile iki oğluna kalır.

MÖ 119 ya da 116: Roma Senatosu Phrygia'nın durumuna ilişkin karar alır. Bölge Pontus'tan alınır.

MÖ 115/114 dolayı: Delos'ta Mithridates Eupator ile kardeşi Chrestos'un heykelleri adanır.

MÖ 116-113: VI. Mithridates Pontus'a döner ve annesini tahttan indirir.

MÖ 71: Roxane ile Statira Pharnakeia'da zehir içerek ölür.

MÖ 63: Pontus Krallığı Roma'ya yenilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Kitaplar

  • Adrienne Mayor, The Poison King: The Life and Legend of Mithradates, Rome's Deadliest Enemy, Princeton University Press, 2009

Diğer kaynaklar

  • Appianos, Mithridates Savaşları 10-13 (H. White çevirisi; Perseus/Perseids) fgh.perseids.org
  • Iustinus, Pompeius Trogus'un Philippika Tarihi Özeti, XXXVI.4, XXXVII.1-2, XXXVIII.5-7 (J. S. Watson çevirisi, 1886; tertullian.org) tertullian.org
  • Fritz Geyer, "Mithridates 11", Paulys Realencyclopädie der classischen Altertumswissenschaft, XV,2 (1932), sütun 2162-2163 (Wikisource) de.wikisource.org
  • Luis Ballesteros-Pastor, "Eupator's Unmarried Sisters: An Approach to the Dynastic Struggle in Pontus after the Death of Mithridates V Euergetes", Anabasis. Studia Classica et Orientalia 4 (2013), s. 61-72
  • OGIS 375 (Roma'daki iki dilli adak, IV. Mithridates), OGIS 369 (Delos, Eupator ile Chrestos'un heykelleri), OGIS 436 (Phrygia hakkında Senato kararı), attalus.org çevirileri
  • Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Kral Kaya Mezarları" amasya.bel.tr
  • Wikipedia, "Tombs of the kings of Pontus"
  • Livius.org, "Mithridates V Euergetes" ve "Mithridatic Dynasty" maddeleri
  • Wikipedia, "Mithridates V Euergetes" (Smith, Dictionary of Greek and Roman Biography and Mythology, 1867; Erciyas 2006 ve Mayor 2009'a atıfla)
  • World History Edu, "Mithridates V Euergetes" (21 Ocak 2025)
  • Wikipedia, "Kingdom of Pontus"
  • Wikipedia, "Eumenes III" (Aristonikos) ve "Manius Aquillius (consul 129 BC)"
  • Wikipedia, "Mithridates VI Eupator"

Çevrimiçi kaynaklar