Amasya'nın yaklaşık on kilometre doğusunda, Taşova yolu üzerindeki Yassıçal yöresinde, bölgenin en hâkim tepelerinden birinde antik bir kutsal alanın kalıntıları durur. Bugün ayakta bir tapınak görünmez; yalnızca temel taşları, çevre duvarından arta kalan parçalar, seramik kırıkları ve birkaç yazıt vardır. Ne var ki iki bin yılı aşkın bir süre önce bu tepe, Pontus Krallığı'nın resmî kraliyet kültünün en saygın mekânlarından biriydi. Kutsal alan, orduların tanrısı sayılan Zeus Stratios'a adanmıştı ve anlatıya göre burada yakılan kurban ateşi denizden bile görülecek kadar yüksek alev verirdi. Bu anlatının ne kadarının Yassıçal'a ait olduğu ise araştırmacılar arasında bugün de tartışılmaktadır.

Zeus Stratios ve Kültü

Stratios, Yunanca "ordulara ait, ordunun" anlamına gelen bir sıfattır. Zeus Stratios "orduların Zeus'u", yani savaşçı ve koruyucu yönüyle öne çıkan Zeus demektir. Pontus Krallığı'nda bu kült hanedanın resmî kraliyet kültü olarak saygı görmüş, krallar tanrıyı ordularının ve zaferlerinin güvencesi saymıştır. Pontus şehirlerinde basılan yarı özerk bakır sikkelerin çoğunda Zeus'un başı ya da yıldırım üzerinde duran kartal görülür; bu tasvirler kraliyet propagandasının kentlere ulaşma biçimlerinden biri olarak yorumlanır.

Kültün kökeni konusunda araştırmacılar tek bir yanıtta birleşmez. Yaygın görüş, Pontus krallarının kendilerine örnek aldıkları Pers Ahamenişleri'nin koruyucu tanrısı Ahura Mazda ile bir özdeşleştirme yapıldığı yönündedir. Başka araştırmacılar Selevkos etkisini akla getirir, çünkü ilk Pontus kralları Selevkos hanedanıyla akrabalık bağları kurmuştu. Sergej Saprykin ise kralların kurban kestiği tanrının Yunan geleneğindeki adıyla Zeus olduğuna, Ahura Mazda'ya kurban kesilmediğine dikkat çeker. Ona göre törenler genel çizgisiyle İranî kalmış, ancak kültün dinî içeriği ağırlıkla Hellen niteliği taşımaktadır. İran etkisi daha çok kralların kurban törenine bizzat katılmasında ve hayvan kurbanlarında ateşin büyük yer tutmasında görülür; fakat Saprykin ateşin Hellen kültlerinde de yaygın biçimde kullanıldığını, dolayısıyla bunun bir rastlantı ya da kralların Ahamenişleri taklit etmesi olabileceğini de not eder. Amastris'te tapılan Zeus Strategos ile Zeus Stratios'un aynı tanrı olduğu görüşü de kültün Yunan yönünü güçlendiren bir veri olarak anılır.

Kült tek bir yere de bağlı değildir. Franz Cumont, Zeus Stratios'u Amaseia'nın koruyucu tanrısı saymış ve kent topraklarında birden çok kutsal alan belirlemiştir: Yassıçal yakını, Fazemonitis bölgesindeki Çatalkaya, Khiliokomon Ovası ve Merzifon yakınlarındaki Gökçebağ. Çatalkaya'dan gelen bir adak yazıtını Perslerden Kyros ile Yunanlı Philetairos birlikte yazdırmıştır. Aynı tanrıya Atina'da adak yapan, Amaseialı bir yurttaş grubunun yazıtı da bilinir; grubun içinde iki Yunan, bir Romalı ve muhtemelen bir Anadolulu bulunur. MS 239/240 tarihli Çalıca sunağı ise kültün Roma çağında da sürdüğünü gösterir. Saprykin bu dağılımdan, tanrıya İranlıların, Anadolu yerlilerinin, Yunanların ve sonradan Romalıların birlikte tapındığı sonucunu çıkarır.

Amaseia ve Pontus Kralları

Zeus Stratios'un Amaseia ile bağını anlamak için kentin Pontus tarihindeki yerine bakmak gerekir. Elimizdeki kesin kanıtlar, Amaseia'nın Hellenistik dönemde Pontus kralı I. Mithridates tarafından kurulduğunu ve krallığın başkenti yapıldığını gösterir. Kent, I. Pharnakes'in Sinope'yi ele geçirmesine (MÖ 183) kadar yaklaşık bir asır boyunca başkent unvanını korumuş, bu süre içinde ölen krallar akropolisin eteğindeki kayalara oyulmuş anıtsal mezarlara gömülmüştür. Başkentlik Sinope'ye geçtikten sonra da Amaseia krallar için önemini yitirmedi. Uzun süre krallığın merkezi olması ve resmî kraliyet kültünün kutsal alanının kent topraklarında bulunması, onu hanedan açısından ayrıca değerli kılıyordu.

VI. Mithridates'in Amaseia'da kalıcı bir garnizon bulundurduğu, kentteki Zeus Stratios kutsal alanını sık sık ziyaret ettiği ve tanrı adına bir sunak yaptırdığı aktarılır; bu bilgi bir yazıta (OGI 365) dayandırılır. Kentin kendisi ise MÖ 70'te Romalı general Lucullus tarafından ele geçirildi. Strabon bu geçişi, "Her ne kadar şimdi bir eyalet ise de Amaseia vaktiyle krallara aitti" sözleriyle dile getirir. Roma yönetimi altında da kent Pontus'un önde gelen şehri olarak kaldı ve Zeus Stratios'un sunağı, aşağıda görüleceği gibi, sikkeler aracılığıyla yüzyıllarca kentin simgeleri arasında yer aldı.

Yassıçal Platosundaki Kutsal Alan

Kutsal alan, Amaseia'nın yaklaşık on kilometre doğusunda, Phanaroia'ya (Taşova) giden yol üzerindeki dağlık Ebemi'nin (Yassıçal) yaklaşık üç kilometre güneybatısında yer alır. Yerel basında verilen rakıma göre alan deniz seviyesinden yaklaşık 1300 metre yüksektedir. Yirminci yüzyılın başlarında Franz Cumont burada bir Zeus Stratios kutsal alanı bulunduğunu belirlemiş, sonraki araştırmalar özellikle David French'in çalışmalarıyla derinleşmiştir. French'in Epigraphica Anatolica'da yayımladığı "Amasian Notes 5" yazısı doğrudan bu alanın temenosunu konu edinir.

Alan şöyle tarif edilir: Merkezde büyük, yamuk biçimli anıtsal bir sunak bulunur ve onu geniş, dairesel bir temenos, yani kutsal çevre kuşatır. Çevre duvarından kalıntılar, seramik parçaları ve Zeus Stratios'tan söz eden üç yazıt ele geçmiştir. Yazıtlardan birinde yalnızca "Zeus Stratios'a, Kral adak olarak" yazar ve kralın kim olduğu belirtilmez. İkincisi tanrının adını anmaz, ama tapınağın gelirinden adakta bulunan ömür boyu görevli bir rahibi anar; kimi araştırmacılar burada sözü edilen tapınağın Zeus Stratios'a ait olduğunu düşünür. Üçüncüsü ise Amaseia halkı adına arkhontlar kurulu tarafından diktirilmiştir.

Alanın belki en ilginç ayrıntısı, temenosun içinde ve çevresinde bulunan, üzerine coğrafi adlar kazınmış işaret taşlarıdır. Bu adlar köyleri ve bölgeleri gösterir ve büyük olasılıkla hepsi Amaseia topraklarındadır. French bunları kutsal ve siyasi nitelikte bir toplanmanın kanıtı olarak yorumlamıştır: kent sınırları içindeki köylerin temsilcilerinin yılın belirli dönemlerinde burada bir araya gelip kutlama yaptığı düşünülür. Bu bir yorumdur ve belgelenmiş bir törenin tarifi sayılmaz.

Appianos'un Anlattığı Ateş

Zeus Stratios'u ünlü yapan sahne, Appianos'un Mithridates Savaşları'nın (Mithridatika) 66. bölümündeki anlatımdır. Appianos'a göre VI. Mithridates, Romalı komutan Murena'nın Kapadokya'daki garnizonlarını söküp attıktan sonra, ülkesinin geleneğine uygun biçimde, yüksek bir tepede, yüksek bir odun yığını üzerinde Zeus Stratios'a kurban sunmuştur. Törenin işleyişi şöyle anlatılır. Krallar odunu kendi elleriyle yığına taşır ve ilk yığının çevresine daha alçak bir ikincisi yapılır. Yüksek yığına süt, bal, şarap, zeytinyağı ve türlü buhurlar dökülür; alçak yığının yanında ise orada bulunanlara ekmek ve et ziyafeti sunulur. Appianos bunu Pers krallarının Pasargadai'deki kurbanlarına benzetir. Ardından odun tutuşturulur. Alevin yüksekliği denizden bin stadionluk bir uzaklıktan görülecek kadardır ve ısısından ötürü günlerce kimse yanına yaklaşamaz.

Bu metinden iki sorun doğar ve ikisi de çoğu özet yazıda gözden kaçar. Birincisi uzaklıktır. Bin stadion kabaca 180 kilometre eder; bunun abartılı bir anlatım mı yoksa farklı bir ölçü anlayışının ürünü mü olduğu kesin değildir. Bu yüzden "alevler kilometrelerce öteden, denizden görülürdü" ifadesi Appianos'un sözünü aktaran bir cümle olarak okunmalıdır; bir ölçüm sonucu sayılamaz.

İkinci sorun yerle ilgilidir. Appianos hangi tepeden söz ettiğini belirtmez. Cumont'un 1901 tarihli "Mithridates'in Zeus Stratios'u" makalesi bu kurbanı Yassıçal'daki sunakla ilişkilendirmiş ve bu bağ uzun süre kabul görmüştür. Ancak Christina Williamson'ın 2014'te yayımlanan çalışması, Yassıçal sunağından görüş alanını inceleyerek bunun Appianos'un anlattığı sunak olup olamayacağını açıkça tartışmaya açar. Başka bir değerlendirmede Cumont'un da Yassıçal'ın Appianos'ta anılan yer olduğunu kesin biçimde ileri sürmediği, uzaklık ve denizden görünürlük bakımından anlatımla uyuşmazlık bulunduğu, söz konusu yerin Karadeniz'e daha yakın, ordunun toplandığı bir kamp çevresinde olabileceği belirtilir. Dolayısıyla "Mithridates'in ateşi Yassıçal'da yandı" cümlesi sık kurulan ama tartışmalı bir ilişkiyi ifade eder ve kesin bilgi sayılmamalıdır.

Appianos aynı kitabın 70. bölümünde benzer bir töreni MÖ 73 için anlatır. Mithridates Paflagonya'ya yürümeden önce yine bu türden kurbanlar sunmuş, bu sırada Poseidon'a da bir çift beyaz at denize atılarak adanmıştır. Araştırmacılar, Pers geleneğinde Ahura Mazda ile Poseidon'un birlikte anılmasından yola çıkarak bu ayrıntıyı Zeus Stratios kültünün İran bağlantısını savunmak için kullanmıştır. Savaşçı kralın sefere çıkmadan önce tanrısına yüksek bir tepede ateşli bir kurban sunması, kültün hanedan için taşıdığı anlamı da gösterir: tören orduya ve tebaaya yönelik bir meşruiyet gösterisi işlevi görüyordu.

Roma Çağında Sunağın Sikkelerdeki Tasviri

Roma imparatorluk döneminde Amaseia'da basılan sikkelerde sık görülen bir tasvir vardır. Düzgün kesme taş sıralarını andıran yatay ve dikey çizgilerle gösterilen büyük bir dikdörtgen sunağın solunda bir ağaç durur, üzerinde kanatlarını açmış bir kartal uçar ve çoğu örnekte üst bölgede bir quadriga, yani dört atlı araba görülür. Bazı sikkelerde alevli bir şenlik ateşi, kimilerinde yanan sunağın üzerinde bacakları havada yatan bir boğa yer alır. Sunaktaki kartalın zaman zaman ateşin üstünde oturduğu da görülür. Saprykin bu motiflerin Zeus Stratios'un niteliklerine ve Pontus hanedanının kurban geleneğine işaret ettiğini, ağacın ise hükümdarlık gücünün ve talihin simgesi olan bir yaşam ağacı olduğunu belirtir.

Bu tipin en eski örnekleri Traianus dönemine uzanır; sikkelerin çoğu ikinci yüzyılın sonunda ve Severuslar çağında basılmıştır. Hadrianus ve Septimius Severus sikkeleri kaynaklarda ayrıca anılır, Caracalla'nın MS 207 tarihli bakır sikkesinin arka yüzünde de aynı sunak görülür. Sunağın Zeus Stratios'a ait olduğu yaygın biçimde kabul edilir ve sikkelerdeki sıklığı, sunağın kentin gözünde taşıdığı önemin göstergesi sayılır. Quadriga ile atların ateşle birlikte anılması, Zeus-Helios'un arabasının bulutlar üzerinde, ateşin yukarısında yaşadığına inanan eski anlayışla ilişkilendirilir.

Severus Alexander'ın MS 231/232 tarihli büyük bronz sikkelerinde ise ikiz tepeleri, surları ve kapılarıyla bir Amaseia görüntüsü ve üst solda bir tapınak yer alır. Bu tapınak Zeus Stratios kutsal alanını simgeliyorsa, Williamson'ın belirttiği gibi, mekân tasviri büyük ölçüde çarpıtılmış demektir, çünkü kutsal alan kaleye göre izleyicinin arkasında, ters yöndeki bir dağdadır. Martin Price ile Bluma Trell bunu, Amaseia'nın en büyük anıtlarını tek bir görüntüde toplama isteğine bağlar; kutsal alan daha erken Domitianus dönemi şehir tasvirli sikkelerde yer almamıştır. Barbara Burrell ise bu yapıya Zeus Stratios adını vermek için kanıt bulunmadığını, tapınağın imparatorluk kültüne ait olabileceğini savunur. İki görüş de bugün birlikte anılır ve konu kesin bir sonuca bağlanmış değildir.

Manzara, Duman ve İktidar

Williamson'ın çalışması konuya yeni bir pencere açar. Yazar önce sunaktan görülebilen alanı inceler ve burasının Appianos'un anlattığı sunak olup olamayacağını irdeler. Ardından soruyu tersine çevirerek tepeyi ya da en azından tepeden yükselen duman sütunlarını gören bölgeleri araştırır ve bunların Amaseia'nın toprakları ile dikkat çekici bir uyum gösterdiğini bulur. Bu sonuç, sunağın çevresindeki yer adlı işaret taşları ve French'in önerdiği kutsal ve siyasi toplantı fikriyle birleştiğinde şu değerlendirmeyi güçlendirir: Kutsal alan, tepedeki ritüel yoluyla olduğu kadar aşağıdan görünürlüğüyle de kent toprağına bir odak noktası kazandırıyordu. Kurbanların dumanı, antik dünyanın en geniş kent topraklarından birinin uzak köşelerine bile merkezin varlığını hatırlatıyordu.

Bu bir hipotezdir, ancak kutsal alanı bir toprak işareti olarak da okumaya olanak verdiği için değerlidir. Bu okumada tepede yakılan ateş, dinî bir sunu olduğu kadar, kentin sınırlarını ve merkezini duyuran bir işaret olarak da düşünülür.

Strabon ve Kutsal Alan

Amaseialı coğrafyacı Strabon, Geographika'nın Amaseia ve çevresini anlatan XII. kitabında memleketini ayrıntılı biçimde tanıtır; Iris'in (Yeşilırmak) aktığı derin vadiyi, kayaya oyulmuş mezarları, akropolisteki sarayı, sarnıçları ve nehre inen tünelleri anlatır. Fakat bu bölümlerde Yassıçal'daki kutsal alandan söz edildiğine dair bir kayda rastlanmaz. Bu yüzden bazı yazılarda geçen "Strabon bu kutsal alanı yakından bilirdi" türü bir iddia kaynaksızdır. Alan hakkındaki bilgilerimiz Appianos'a, yazıtlara, sikkelere ve Cumont ile French'in saha araştırmalarına dayanır.

Bugün Yassıçal

Alanda 2006 yılında Amasya Müzesi'nin yürüttüğü 40 günlük bir kurtarma kazısı yapılmış, ele geçen sikkeler, seramik buluntular ve kandiller müzeye taşınmıştır. Nisan 2026 tarihli bir haber, o günden bu yana alanda yeni bir çalışma kaydedilmediğini ve geriye temel taşlarından başka bir şey kalmadığını bildirir. Aynı haberde alanın zaman zaman define avcılarının uğrak yeri hâline geldiği, bir milletvekilinin ise tapınağın onarılıp ziyaretçilere gösterilmesi için girişimde bulunulması gerektiğini söylediği aktarılır. Haberlerde geçen "Karadeniz'deki tek Zeus tapınağı" ve "2100 yıllık" gibi ifadeler gazete diline aittir ve bir kazı raporuna dayanmaz; haberde Zeus'un Romalıların baş tanrısı olarak anılması da kültün Pontus kökenini göz ardı eder. Alanın değeri bu etiketlerden bağımsız olarak, yazıtlarında, sunağında ve Pontus din tarihine kattığı bilgide yatar.

Turizm Haftası dolayısıyla Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Lokman Hekim Türbesi ile tapınak alanı arasındaki güzergâhta bir yürüyüş düzenlemiş, katılımcılara alana ilişkin bilgi verilmiştir. Alan kapsamlı bir müze düzenlemesine sahip değildir; ziyaret etmek isteyenlerin gitmeden önce İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden güncel durumu sorması yerinde olur.

Kronoloji

MÖ 281-185: Amaseia, I. Mithridates'ten I. Pharnakes'e kadar Pontus Krallığı'nın başkentidir; kral mezarları kentin kayalıklarına oyulmuştur.

MÖ 183: I. Pharnakes'in Sinope'yi ele geçirmesi ve başkentliğin buraya geçmesi.

MÖ 83-81 civarı: Appianos'un anlattığı, Murena'ya karşı kazanılan başarı sonrası Zeus Stratios'a yapılan büyük kurban.

MÖ 73: Mithridates'in Paflagonya seferi öncesinde yaptığı benzer kurban; Poseidon'a beyaz atlar.

MÖ 70: Amaseia'nın Lucullus tarafından ele geçirilmesi.

MS 98-117: Traianus döneminde, sunak tasvirli en erken Amaseia sikkeleri.

MS 207: Caracalla dönemi bakır sikkesinde Zeus Stratios sunağı.

MS 231/232: Severus Alexander dönemi bronz sikkesinde kutsal alanın ya da bir tapınağın şehir görünümüyle birlikte tasvir edilmesi.

MS 239/240: Çalıca'dan gelen, Zeus Stratios'a adanmış sunak yazıtı.

1901: Franz Cumont'un Zeus Stratios makalesi ve Yassıçal alanının tanıtılması.

1996: David French'in alanın temenosuna ilişkin "Amasian Notes 5" yazısı.

2006: Amasya Müzesi'nin 40 günlük kurtarma kazısı.

2014: Christina Williamson'ın alanın görünürlüğünü inceleyen çalışması.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Doğancı, Kamil - Altın, Recep. "Strabon'a Göre Antikçağda Amaseia ve Çevresi." Karadeniz Araştırmaları XV/58, 2018, s. 1-25.

Akademik çalışmalar

  • Saprykin, Sergej Ju. "The Religion and Cults of the Pontic Kingdom: Political Aspects." Mithridates VI and the Pontic Kingdom, Black Sea Studies 9, Aarhus University Press, 2009.

Diğer kaynaklar

  • Appianos, Mithridatika (Mithridates Savaşları), 66 ve 70. bölümler.
  • Williamson, Christina. "Power, Politics, and Panoramas: Viewing the Sacred Landscape of Zeus Stratios near Amaseia." Space, Place and Identity in Northern Anatolia, Geographica Historica 29, Franz Steiner Verlag, Stuttgart, 2014, s. 175-188.
  • Cumont, Franz. "Le Zeus Stratios de Mithridate." Revue de l'histoire des religions 43, 1901, s. 47-57.
  • French, David H. "Amasian Notes 5: The Temenos of Zeus Stratios at Yassıçal." Epigraphica Anatolica 27, 1996, s. 75-92.
  • Sulla Coins, "Sanctuary of Zeus Stratios" (sikke ve kaynak derlemesi), sullacoins.com. sullacoins.com
  • İhlas Haber Ajansı, "Karadeniz'deki tek Zeus tapınağı: Sadece temel taşları kaldı", 21 Nisan 2026.

Çevrimiçi kaynaklar