Konumu ve Genel Özellikleri
Yassıçal, Amasya il merkezinin doğusunda, Merkez ilçeye bağlı bir yerleşimdir. Yaylagöl adıyla da anılması, yerleşimin hemen yanındaki gölete ve çevresine kurulmuş dinlenme tesislerine dayanır. Amasya-Taşova karayolunun yedinci kilometresinden sağa ayrılan yol, yükselerek köye ve tesislere çıkar. Şehir merkezine uzaklık için kaynaklarda iki rakam geçer: Köy için yaklaşık on dört kilometre, tesisler için on altı kilometre verilir. Aradaki fark, ölçümün köy girişinden mi gölet başından mı yapıldığına bağlı olmalıdır. Rakım için de benzer biçimde köyde 1.059 metre, tesislerde 1.050 metre yazılır. Yeşilırmak vadisinin tabanında yer alan şehirle arasındaki bu belirgin yükselti farkı, Yassıçal'ı yaz sıcağında şehirden kaçanların ilk uğradığı yerlerden biri yapar.
Köyün çevresi, Karadeniz'e bakan nemli kuşakla İç Anadolu'nun kurak kuşağının kesiştiği bir geçiş sahasında kalır. Amasya ili de Karadeniz iklimiyle kara iklimi arasında bir geçiş iklimine sahiptir. Yazları kara iklimi kadar kurak, Karadeniz iklimi kadar yağışlı değildir; kışları Karadeniz kıyısı kadar ılıman, iç bölgeler kadar sert değildir. Yassıçal'ın yüksek kesimlerindeki serinlik bu genel tablonun içinde okunmalıdır. Vadi tabanında bunaltıcı olan sıcak yukarıda hafifler, ağaç örtüsü ile su da bu farkı belirginleştirir.
Bugün Yassıçal adı, gölet kenarındaki tesislerden çok daha fazlasını çağrıştırır. Köy, yüzyıllardır evlerde dokunan ve son yıllarda coğrafi işaretle korunan çuha dokumasına adını vermiştir. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında burada doğan Fedâî Baba, Amasya yöresinin tanınmış hak âşıklarından biri olmuştur. Köyün türbesi, camileri ve cemevi de yerleşimin inanç hayatının çok katmanlı olduğunu gösterir. Serin göleti ve tesisleriyle bir mesire yeri olarak tanınan Yassıçal'ın bu yönleri, il merkezinden gelen ziyaretçilerin çoğu tarafından pek bilinmez.
Adı ve İdari Geçmişi
Yerleşimin adı 1928 yılı kayıtlarında Ebemi olarak geçer. Botanikçilerin sonraki araştırmalarında da Yassıçal adının yanında parantez içinde Ebemi yazılması, eski adın bölgede uzun süre bilindiğini gösterir. Köyde doğan Fedâî Baba'nın bir dörtlüğünde ad Ebemü biçiminde geçer: "Fedayi'nin her yeri methetmektir huyu / Şehrimiz Amasya Ebemü köyü / Baharda şenlenir dereler suyu / Coşkun coşkun akar seli Dive'nin." Dörtlük, eski adın yalnız resmî kayıtlarda kalmadığını, köy halkının kendi ağzında da yaşadığını gösterir; ilkbaharda kabaran derelerden ve Dive adlı bir suyun selinden söz etmesi de köyün su kaynaklarıyla bilinen bir yer olduğunu düşündürür. Yassıçal adının nasıl ve ne zaman ortaya çıktığına dair güvenilir bir kayıt bulunmamaktadır.
Yassıçal, 27 Şubat 1976 tarihinde belediye teşkilatı kurularak belde statüsüne kavuştu. Belediye başkanlığı kayıtlarında 1977 seçiminde İsmail Kanar, 1984 ile 1999 arasındaki seçimlerde Mehti Kanar, 2004 ve 2009 seçimlerinde ise İsmail Bünyat adı geçer. Nüfus kayıtları belde döneminin seyrini gösterir. 1985 sayımında 2.223, 1990 sayımında 2.355, 2000 sayımında 2.330 kişi yaşıyordu. Sonraki yıllarda göçle birlikte sayı hızla düştü; 2013 yılında 1.025'e, 2014'te 915'e, 2015'te 856'ya indi. Nüfus 2.000 kişinin altına düştüğü için 2013 yılında belediye kaldırıldı ve yerleşim köy statüsüne döndü. Düşüş sonraki yıllarda da sürdü: 2016'da 811, 2017'de 758, 2018'de 777, 2019'da 751, 2020'de 697, 2021'de 655, 2022'de 610 kişi kaydedildi. Küçülen nüfusa rağmen yerleşim, il merkezine yakınlığı ve gölet çevresindeki tesisleriyle Amasya'nın sık anılan mesire noktalarından biri olmayı sürdürmektedir.
Gölet ve Yapay Şelale
Yassıçal'ın en bilinen yanı, ziyaretçileri karşılayan göletidir. Suyun kenarındaki ağaçların gölgesi, yazın en sıcak saatlerinde bile serin bir mola imkânı sağlar. Gölet çevresinde farklı tonlarda yeşil ağaçlar sıralanır; Amasya'daki piknik alanları sayılırken Yassıçal Göleti'nin "yeşilin her tonunu" görebileceğiniz bir yer olarak öne çıkarılmasının nedeni budur. Ağaçların arasından süzülen ışık göletin durgun yüzeyine vurduğunda, çevre gün boyunca değişen bir görüntü verir. Göl çevresinde yürüyüş yapılabildiği ve su üzerinde kayık gezintisi düzenlenebildiği de aktarılır.
Yapay şelale, tesis alanının tanıtımında ayrı bir donanım olarak anılır. Suyun dökülüşü ortama hem görsel hem işitsel bir ferahlık katar; çevresi fotoğraf çekmek ve dolaşmak için elverişlidir. Eski anlatımlarda şelalenin belde merkezine yaklaşık altı buçuk kilometre uzaklıktaki alanda bulunduğu yazılır. Bu ifade, şelalenin köy içinde değil, tesislerin bulunduğu üst kesimde kaldığını düşündürür; ancak kesin konumu için ayrı bir belge bulunamamıştır.
Yaylagöl Sosyal Tesisleri
Yassıçal Belediyesi'nin işlettiği Yaylagöl Sosyal Tesisleri, Gölönü Mahallesi'nde bulunur. Tesislerin donanımı şöyle sıralanır: bir yıldızlı, yatırım belgeli otel, yüz elli kişilik kapalı lokanta, havuz ve havuzun kenarlarında ahşap çardaklar, yapay şelale, çocuk oyun bahçesi, piknik alanı, otopark, tuvaletler, futbol ve voleybol sahaları ile kamp imkânı. Bu imkânlar alanı özellikle aileler için elverişli kılar. Çocuklar oyun bahçesinde vakit geçirirken büyükler çardakların gölgesinde dinlenebilir, gölet kenarına serilen bir piknik örtüsü de günün sofrasına dönüşür. Telefon numaraları, oda sayısı ve işletme koşulları yıllar içinde değiştiği için ziyaretten önce tesisin kendisinden teyit alınması gerekir.
Yüksek rakım, tesislerde yazın sıcağında bile serin bir hava sağlar. Bu yüzden Yassıçal, uzun yürüyüşlerden çok gölgede dinlenmeyi, sakin bir öğleden sonrayı ve açık havada yemek yemeyi sevenlere uygundur. Kuş sesleri ve suyun şırıltısı eşliğinde geçirilen birkaç saat, şehrin temposunu geride bırakmak için yeterlidir.
Bitki Örtüsü ve Doğal Çevre
Yassıçal, Direkli ve Abacı köyleri arasındaki saha, Amasya Üniversitesi'nden Arzu Cansaran, Suat Peker ve Cengiz Yıldırım'ın 2007 tarihli bitki envanteri çalışmasıyla ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Araştırmacılar sahanın batıda Sarılar köyü ve Amasya il merkezi, doğuda Fündüklü köyü, kuzeyde Kuşpınar tepesi ile Yeşilırmak, güneyde Sivri tepe ile Saraycık köyü arasında kaldığını belirtir. Sahanın seçilme nedeni, daha önce az incelenmiş olması ve farklı fitocoğrafya bölgelerinin birleştiği bir geçiş kuşağında bulunduğu için endemik ve çeşitli türler barındırmasıdır.
Nisan ile Kasım 2000 arasında toplanan yaklaşık 645 bitki örneği tanımlanmış, sonuçta 56 familyaya ve 221 cinse bağlı 379 takson (371 tür) saptanmıştır. Bu taksonların 44'ü, yani yüzde 11,6'sı endemiktir. Fitocoğrafya bölgelerine göre dağılım şöyledir: İran-Turan unsurları 51 takson (yüzde 13,4), Avrupa-Sibirya unsurları 45 takson (yüzde 11,8), Akdeniz unsurları 35 takson (yüzde 9,2). Geri kalan 248 takson (yüzde 65,4) birden çok bölgeye yayılmış ya da kökeni belirsiz bitkilerden oluşur. En çok takson içeren familyalar Asteraceae (47), Fabaceae (38), Lamiaceae (36), Poaceae (31) ve Brassicaceae (30) olarak sıralanır. Cinsler arasında Astragalus ve Silene sekizer, Centaurea yedi taksonla başa çıkar.
Yazarlar, sahada İran-Turan unsurlarının ilk sırada çıkmasını geçiş kuşağında bulunmasına, ayrıca tarım, otlatma ve orman kullanımı gibi insan etkilerinin bozkır niteliğini artırmasına bağlar. Bozkır bitkileri güney yamaçlarda ve bozulmuş orman alanlarında yayılmıştır. Akdeniz unsurlarının görülmesi ise Yeşilırmak vadisinin etkisiyle açıklanır; bunlar vadi tabanına yakın, alçak rakımlı alüvyal topraklarda karşımıza çıkar. Sahada kestane rengi topraklar yaygın, alüvyal ve koluvyal topraklar ender görülür. Jeolojik olarak bölge, mesozoik dönemde son biçimini almış, sert ve yumuşak kalkerli ile killi bölümlerden oluşan bir yapıdadır. Toplanan örnekler arasında Karaçam (Pinus nigra, Karamanica varyetesi), ardıç türleri ve Adiantum capillus-veneris gibi nemli ortam bitkileri bulunur.
Aynı sahada 2022'de yayımlanan vejetasyon çalışması, orman örtüsünün Doğu kayını (Fagus orientalis) ağırlıklı bir bitki birliği ile bir Saçlı meşe (Quercus cerris) topluluğundan, bozkır örtüsünün ise iki ayrı bitki birliğinden oluştuğunu bildirir. Yani Yassıçal çevresinde kayın ormanından meşe topluluklarına, oradan bozkıra uzanan bir geçiş birkaç kilometre içinde görülebilir. Göletin çevresindeki ağaç örtüsü de bu geçiş kuşağının bir parçasıdır.
Köyün İnanç Hayatı ve Ergonaş Baba
Yassıçal'ın bilinen yapıları arasında Yassıçal Köyü Merkez Camii, Kur'an Kursu, cemevi ve Ergonaş Baba Türbesi sayılır. Ergonaş Baba adı kimi kaynaklarda Erkonaş Baba biçiminde de yazılır ve yerel anlatıda köyün tanınmış bir evliyası olarak anılır. Ergonaş Baba'nın yaşadığı dönem ve hayatı hakkında yazılı bir belge bulunamadığı için bu konuda ayrıntı verilmemiştir. Bu adla ilgili dikkate değer bir ipucu, köyde doğan Fedâî Baba'nın soyu hakkındaki bilgilerde yer alır. Fedâî Baba'nın divanını yayımlayan Abdullah Çelebi'ye dayanan bir araştırmaya göre âşığın asıl adı Konaşoğlu Hüseyin'dir ve babasının soyu, Taşova'ya bağlı Uluköy'de yatan Seyyid Bali Ergonaş'a ulaşır. Aile adındaki "Konaş" ile türbeye ad veren Ergonaş arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. Ne var ki aynı araştırma Seyyid Bali Ergonaş'ın mezarını Uluköy'de gösterir; Yassıçal'daki türbenin bu zatın bir makamı mı, aileden başka bir kişiye mi ait olduğunu açıklayan bir belge bulunamamıştır.
Fedâî Baba'nın hayatına dair anlatılan menkıbeler, köy çevresindeki ziyaret yerlerine de ışık tutar. Rivayete göre genç Hüseyin evliyaları ziyaret etmek isteyerek kimseye haber vermeden köyün karşısındaki Büyük Evliya denilen yere gitmiş, dualarını okurken uyuyakalmış ve âşıklığa adım attığı rüyayı orada görmüştür. Başka bir menkıbede, bir akrabasının evinin arkasındaki Dedelik adlı yatırda gece zikir çekerken görüldüğü anlatılır. Bu yerlerin bugün hangi adlarla ve nerede bilindiği konusunda yazılı bir kayıt bulunamamıştır; yine de anlatılar, yerleşimin çevresinde ziyaret edilen birden fazla yatır ve evliya mezarı bulunduğunu göstermektedir. Köyde hem camilerin hem bir cemevinin bulunması, inanç hayatının farklı gelenekleri bir arada barındırdığına işaret eder.
Fedâî Baba
Yassıçal'ın yetiştirdiği en tanınmış kişi, 1855'te köyde doğan hak âşığı Fedâî Baba'dır. Babası Konaşoğlu İsmail, annesi Zehra Bacı'dır. Ailenin tek erkek çocuğu olduğu için babası onun medrese hocası olmasını istemiş, eğitimine özen göstermiştir. Hüseyin, Amasya'daki Kapıağa Medresesi'nde iki yıl okumuş, ancak bir rivayete göre hocasının Muaviye'yi öven sözlerine dayanamayarak medreseyi bırakmıştır. Daha sonra Tokat'ın Erbaa ilçesindeki Keçeci Köyü'nde, Şeyh Mahmud Veli'nin soyundan gelen ve Derûnî mahlasını kullanan Veli adlı bir zattan ders almış, yedi yıl o köyde imamlık yaparak mürşidinin yanında kalmıştır. Keçeci Baba Ocağı Tokat, Amasya, Sivas, Çorum, Samsun ve Ordu'ya uzanan geniş bir bölgede etkili bir Alevi-Bektaşi inanç merkezidir ve Fedâî Baba bu ocaktan yetişen ozanlar arasında sayılır.
Fedâî mahlasının kökeni de bir rüyaya bağlanır. Anlatıya göre Büyük Evliya'da uyuyakalan genç âşık, rüyasında büyük beyaz bir kuşun sırtında uzak bir yere götürülmüş, orada biri yeşil giyimli üç nurani kişinin huzuruna çıkarılmış, kendisine süte benzer bir içecek sunularak mahlası verilmiştir. Bu rüyanın âşıklık geleneğindeki rüya ve bade içme motifine uygun olduğu araştırmacılarca belirtilir. Fedâî Baba saz çalmaz, fakat irticalen şiir söylerdi. Bilinen 252 şiiri vardır; bunların bir kısmı divan şiiri, bir kısmı halk şiiri tarzındadır ve divan tarzındakiler dil bakımından daha ağırdır. Şiirlerinde mürşit, zikir, dört kapı ve ilahi aşk gibi tasavvuf konularının yanında Hz. Ali sevgisi, Ehl-i Beyt, on iki imam ve Kerbela da sık işlenir. Atatürk ve Amasya üzerine şiirleri, halka yönelik nasihatnameleri ve gezdiği köylerle türbeleri anlatan şiirleri de vardır. Memleketini bir şiirinde şöyle anar: "Amasya vatan ilimiz / Arzumuz Hubuyar Sultan / Hakka malumdur halimiz / Arzumuz Hubuyar Sultan."
Ömrünü çiftçilikle geçiren Fedâî Baba, yöredeki Alevi-Bektaşi köylerini dolaşarak bildiklerini aktaran gezgin bir âşık olarak tanınmıştır. Engünî, Mevâlî, Ruhanî ve Ligarî gibi genç ozanlara yol gösterdiği aktarılır. Kendisine ait bir menkıbede, ekim zamanı tarlada dinlenirken yanına gelen bir dervişe tohumundan pay verdiği, karşılığında kenarlarında başka bilgiler yazılı bir mushaf aldığı anlatılır. Üç evlilik yapmış, ilk eşi Gülizar Bacı'dan bir oğlu ve iki kızı, ikinci eşi Hanife Bacı'dan bir kızı olmuştur. 1934'te Gümüş soyadını almış, 26 Ekim 1940'ta seksen beş yaşında hayatını kaybetmiştir. Şiirleri Abdullah Çelebi tarafından 1991'de Amasya'lı Fedayi Baba Divanı adıyla yayımlanmıştır. Aynı mahlası kullanan Zileli Fedâî ile şiirlerinin zaman zaman karıştırıldığı da belirtilir.
Filingirler Mahallesi
Köyün Filingirler adıyla anılan mahallesinde bir cami bulunur; köyün Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği de faaliyet gösterir. Bir valilik ziyaretinde Vali Salih Işık Filingirler Camii'ni inceledikten sonra köye gelmiş, Ergonaş Baba Türbesi, cemevi, Kur'an Kursu ve Merkez Camii'ni gezmiş, köy halkıyla görüşmüştür. Işık, köy ve aşağı mahallesi hakkında olumlu izlenimler edindiğini, orada güzel eserler yapıldığını söylemiş, sorunların zaman içinde çözüleceğini belirtmiştir. Filingirler Mahallesi'nin içme suyu sorunu için Amasya İl Özel İdaresi, 2020 yılında yapılan sondajla yeni bir kaynak bulmuş, bu kaynağı yeni terfi binası, 1.600 metrelik terfi hattı ve enerji nakil hattıyla daha önce sağlıklı hâle getirilmiş 100 metreküplük depoya ulaştırmıştır. Çalışmalar Eylül 2021'de tamamlanarak hizmete açılmıştır.
Filingir adı Amasya'nın eski kayıtlarında da geçer. Hüseyin Hüsameddin, şehrin bağlarını sayarken Kuş Köprü başından itibaren ırmağın kuzey kıyısında önce Bahçeler İçi'nin, ardından "Filingir, Firingir, Firenkler" diye anılan bağların, en sonda da Ziyare bağlarının geldiğini yazar. Aynı eserde, Danişmendliler döneminde Amasya'ya giren Haçlı ordusunun "hâlâ Filingir (Firenkler) demekle meşhur olan mevkide" konakladığı, üç ay kadar kaldıktan sonra çekildiği anlatılır; Hüsameddin adı bu konaklamaya bağlar. Eserin şairler bölümünde ise Bahçevanzade Cenânî Ali Efendi'nin 1099 (1687-88) yılında Amasya'ya döndükten sonra "Filingirler mevkiinde" bir mescit ile mektep yaptırdığı, bağ ve bahçesini imama ve muallime vakfettiği kaydedilir. Hüsameddin'in andığı bu mevkiin, şehrin doğusunda Ziyare yönünde uzanan bağlar arasında yer aldığı anlaşılmaktadır. Bugün Yassıçal'a bağlı Filingirler Mahallesi ile aynı yer olup olmadığını, Cenânî'nin mescidinin bugünkü Filingirler Camii'nin öncülü sayılıp sayılamayacağını gösteren bir belge bulunamamıştır; ad benzerliği ise dikkat çekicidir.
Yassıçal Çuhası ve Dokumacılık
Yassıçal adını il dışına taşıyan asıl unsur, köyün kadınlarının kuşaklar boyunca tezgâhlarda dokuduğu çuhadır. Adında çuha geçse de bugünkü tanıma göre bu dokuma, renkli pamuk ipliklerle, isteğe göre ipek de katılarak tahtalı tekniğiyle tezgâhta üretilir. Eskiden gömlek, çarşaf, örtü ve kefen bezi gibi gündelik ihtiyaçlar bu kumaştan karşılanırdı. Köyde doğup büyüyen ve dokumanın son ustalarından sayılan Yüksel Kanar, "Köyümüzde her evde dokunuyordu" diye anlatır. Geleneğin yaşı için farklı tahminler vardır: Yerel basında yaklaşık 250 yıllık bir mirastan söz edilirken, 2015'te yayımlanan bir akademik çalışma dokumalarda 150-200 yıllık geleneksel motiflerin kullanıldığını belirtir. Her iki tahmin de yazılı bir belgeye değil, aile içinde aktarılan bilgiye ve sandıklarda saklanan eski örneklere dayanmaktadır.
Dokumanın hazırlığı uzun bir emek ister. Üç kat kırmızı pamuk ip çıkrıkla masuraya sarılır, krem renkli atkı ipi ayrı bir masuraya hazırlanır. Çözgü ipleri, pedallara bağlı iplik gücüler sayesinde aşağı yukarı hareket ettirilir ve aralarından mekik geçirilir. Her seksen gücü ipine bir çile denir; çile başları renkli ponponlarla işaretlenir ve dokumanın eni bu çilelerle belirlenir. On çileden yaklaşık elli santimetre, sekiz çileden otuz sekiz ile kırk santimetre eninde çözgü elde edilir. Göynek ve çarşaflar sekiz, örtüler yedi çileden dokunur. Motifi oluşturan "tahta kaldırma" işleminde alt ve üst ipler üçer üçer ayrılarak bir tahtanın altından ve üstünden geçirilir; dokumacı tahtayı kendine doğru çekip dik hâle getirir, açılan ağızlıktan kırmızı ipi geçirir, ardından krem atkıyı üç kez atarak motifin bir sırasını tamamlar. Böylece iki rengin kare biçiminde tekrarlandığı, yerel olarak tahtalı motifi denen geometrik bezeme ortaya çıkar.
Renklerde kırmızı ağır basar; turkuaz, mavi, yeşil, turuncu, sarı, mor ve pembe de kullanılır. Motiflerin her birinin bir adı ve anlamı vardır: Eminem, Süleyman, Mehmet Dede, Tekke peşkürü, Sinekli, Kara viran, Çift mekik ve Deveci kesmesi. Usta öğreticilerin anlatımına göre Eminem motifi annenin evladına duyduğu hasreti, Süleyman motifi kararlılığı anlatır. Genç kızların ve evli kadınların duygu ve düşüncelerini bu motiflere yansıttığı, motiflerin bu yüzden bir tür dil işlevi gördüğü belirtilir.
2000'lerin başında dokuma unutulmaya yüz tutmuş, köydeki tezgâhlar atıl kalmıştı. 2015 tarihli çalışmada Yassıçal dokumasından, artık üretilmeyen ve unutulmaya yüz tutmuş bir el sanatı olarak söz edilir. Canlanma, Amasya Valiliği'nin desteğiyle Halk Eğitimi Merkezi'nin 2006-2007 öğretim yılında açtığı kursla başladı. Eski tezgâhlar elden geçirildi, örnek alınarak aynıları yaptırıldı ve Yüksel Kanar'ın sandığında sakladığı örneklerden hareketle motifler yeniden dokunmaya başlandı. Kanar'dan öğrenen kızı Neşe Aşçı usta öğretici oldu; 2013-2014 öğretim yılında onun yönetiminde on iki kadın kursiyerle bir kurs açıldı. Kurslarda yetişen kadınların sayısı için farklı rakamlar verilir: Bir haberde ürettikleriyle ev ekonomisine katkı sağlayan yüzü aşkın kadından, başka bir haberde il merkezinde yetmişten fazla kadına ulaşıldığından söz edilir. Ürünler kentteki satış yerlerinde ve fuarlarda satılır; salon takımı, örtü, perde, çanta, giysi ve oyuncak bebek kıyafeti gibi yeni kullanım alanları da bulunmuştur. 2019'da Gazi Üniversitesi'nde Nurten Karabük'ün Hülya Serpil Ortaç danışmanlığında hazırladığı yüksek lisans tezi, köyün mekikli dokumalarını ve bunlardan hareketle güncel tasarımları ayrıca incelemiştir.
Aralık 2022'de, köyden gelen istek üzerine Amasya Millî Eğitim Müdürlüğü, köy yaşam merkezine özel olarak yaptırılmış dört tezgâh gönderdi ve dokuma on altı yıl aradan sonra yeniden köyün içinde öğretilmeye başlandı. Kursa katılanlar arasında çocukken büyüklerinin bu tezgâhlarda giysi dokuduğunu hatırlayan altmışlı yaşlarda kadınlar da vardı. Bu sırada coğrafi işaret süreci de ilerliyordu. Amasya Ticaret ve Sanayi Odası'nın 22 Aralık 2021'de yaptığı başvuru üzerine Yassıçal Çuha Dokuması, 14 Temmuz 2023'te 1411 sayıyla mahreç işareti olarak tescil edildi. Tescilde coğrafi sınır olarak Amasya ili gösterilmiş, üretimin bütün aşamalarının bu sınır içinde yapılması şart koşulmuştur. Denetim, Ticaret ve Sanayi Odası'nın koordinasyonunda, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, Millî Eğitim Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Halk Eğitimi Merkezi'nden uzmanların da katıldığı en az beş kişilik bir kurul tarafından yılda bir kez ve gerektiğinde yapılır.
Amasya'nın Coğrafi Çerçevesi
Yassıçal'ı anlamak için bulunduğu ilin coğrafyasına bakmak gerekir. Amasya, doğuda Tokat, güneyde Yozgat, batıda Çorum, kuzeyde Samsun illeriyle çevrilidir ve Yeşilırmak'ın Orta Karadeniz dağları (Canik) arasında oluşturduğu vadi üzerinde kurulmuştur. İlin yüzölçümü 5.701 kilometrekaredir. Akdağ, Tavşan Dağı, İnegöl Dağı, Kocacık Tepesi, Kırklar Dağı ve Ferhat Dağı belli başlı yükseltilerdir. Sulama amaçlı gölet ve barajlarla beslenen verimli ovaları vardır; en önemli doğal gölü Borabay'dır. Yeşilırmak'ta ve göletlerde yayın, sazan, turna, levrek gibi balık türleri bulunur. Amasya'nın ilk yerleşimi MÖ 5.500 yıllarına kadar uzanır; kent Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır. Osmanlı'ya 1386 yılında katılan şehir, padişahların ve şehzadelerin gösterdiği ilgi nedeniyle şehzadeler şehri olarak da bilinir.
Yassıçal bu tarihî şehrin doğu yakasında, vadinin dışına, yüksekteki bir sahaya yerleşmiştir. Yeşilırmak boyunca uzanan kaya mezarları, Harşena Kalesi ve Osmanlı yapılarıyla tanınan şehir turu ile Yassıçal'ın sunduğu doğa molası birbirini tamamlar. Şehirde bir gün geçiren ziyaretçi için, akşama doğru yüksek rakıma çıkıp gölet kenarında serinlemek, geziyi uygun bir biçimde tamamlayan bir seçenektir.
Amasya Mesire Yerleri Arasında Yassıçal
Amasya'nın turizm kayıtlarında Yassıçal, mesire yerleri arasında Yaylagöl Sosyal Tesisleri adıyla yer alır. Kayıtlardaki benzer tesislerle karşılaştırıldığında konumunun ayırt edici olduğu görülür. Amasya-Tokat karayolunun 35. kilometresinde, Uygur Beldesi'nde bulunan tesis 745 metre rakımlıdır, iki bin metrekarelik bir yeşil alan içindedir ve havuz, çocuk oyun bahçesi, otopark ile on adet kamelya barındırır. Aynı yolun 14. kilometresindeki Kaynar Gölü, içinde balıkların yaşadığı bir gölle yeme-içme tesisinden oluşan bir piknik alanıdır; yine Tokat yolundaki Sarılık, il merkezine on üç kilometre uzaklıkta bir günübirlik mesire yeridir. Terziköy Kaplıcası il merkezine otuz altı kilometre uzaktadır ve otel, motel, bungalov, kapalı yüzme havuzu, lokanta ve park gibi imkânlarla hizmet verir. Merzifon yönündeki Çarlayuk, Gümüşhacıköy-Hamamözü yönündeki Omarca ve Merzifon'daki Gökoluk ise ormanlık dinlenme yerleridir.
Taşova ilçesi sınırları içinde de Esençay köyündeki Şahin Yaylası, Uluköy Barajı, Tekke Gölü ve Baraklı Şelalesi gibi su ve yayla ağırlıklı mesire yerleri vardır. Şahin Yaylası, 2000 yılında Köy Hizmetleri tarafından yapılan sulama göletiyle öne çıkmaya başlamış, sonradan piknik masaları ve kamelyalar yerleştirilerek yöre halkının mesire alanı olmuştur. Uluköy Barajı 1978 yılında Devlet Su İşleri tarafından sulama amacıyla yaptırılmış, rakımı düşük olduğu hâlde yazın serin kalması nedeniyle piknikçilerin ve balık avcılarının uğrak yeri hâline gelmiştir. Bu listede Yassıçal, şehre en yakın ve yüksek rakımlı mesirelerden biri olarak ayrı bir yer tutar. Gölünün yanında konaklama ve yemek imkânı sunan sosyal tesislerin bulunması da onu yalnızca günübirlik bir piknik alanından daha geniş bir ziyaret noktası yapar.
Ziyaret İçin Pratik Bilgiler
Şehir merkezine yakınlığı sayesinde Yassıçal'a özel araçla kolayca ulaşılır; yarım günlük bir kaçamak için uygundur. Yol, Amasya-Taşova karayolunun yedinci kilometresinden ayrılır ve yükselen bir güzergâhla köye çıkar. Eski anlatımlarda bu yolun bir dönem toprak olduğu yazılır; bugünkü durumu için gitmeden önce bilgi almak yerinde olur. Yaz aylarında gölgeli alanlar erken dolabileceğinden sabah saatlerinde gitmek avantaj sağlar. Piknik yapacaklar için kendi malzemelerini getirmeleri, alanın temizliğine özen göstermeleri ve doğaya saygılı davranmaları önerilir. Yassıçal çuhasından yapılmış örtü, çanta ve giysiler ise köyden çok il merkezindeki satış yerlerinde ve fuarlarda bulunur.
Kronoloji
1855: Hak âşığı Fedâî Baba (Konaşoğlu Hüseyin) Yassıçal'da doğar.
1928: Yerleşim resmî kayıtlarda Ebemi adıyla geçer.
1934: Fedâî Baba Gümüş soyadını alır.
26 Ekim 1940: Fedâî Baba hayatını kaybeder.
27 Şubat 1976: Yassıçal belediye teşkilatı kurularak belde statüsü kazanır.
1985-2000: Nüfus 2.223 (1985), 2.355 (1990) ve 2.330 (2000) olarak kaydedilir.
Nisan-Kasım 2000: Direkli, Yassıçal ve Abacı köyleri arasındaki sahada bitki örnekleri toplanır; sonuçlar 2007'de yayımlanır.
2006-2007: Amasya Halk Eğitimi Merkezi, Valiliğin desteğiyle ilk Yassıçal çuha dokuma kursunu açar.
2013: Nüfusun 2.000'in altına düşmesi üzerine belediye kaldırılır, yerleşim köy statüsüne döner.
2019: Yassıçal Köyü mekikli dokumaları üzerine yüksek lisans tezi onaylanır.
2020-2021: Filingirler Mahallesi içme suyu kaynağı sondajla bulunur; terfi hattı 29 Eylül 2021'de hizmete açılır.
22 Aralık 2021: Amasya Ticaret ve Sanayi Odası, Yassıçal Çuha Dokuması için coğrafi işaret başvurusu yapar.
2022: Köy nüfusu 610 kişi olarak kaydedilir; aynı yıl bölgenin vejetasyon çalışması yayımlanır. Aralık ayında köy yaşam merkezinde dört tezgâhla dokuma kursu açılır.
14 Temmuz 2023: Yassıçal Çuha Dokuması 1411 sayıyla mahreç işareti olarak tescil edilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüsameddin, Amasya Tarihi, c. 1, s. 89 (Amasya bağları, Filingir): https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page103.html
- Hüsameddin, Amasya Tarihi, c. 2, s. 302 (Haçlıların Filingir'de konaklaması): https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page324.html
- Hüsameddin, Amasya Tarihi, c. 8, s. 186 (Cenânî Ali Efendi): https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page534.html
- Çelebi, A. (1991). Amasya'lı Fedayi Baba Divanı. İstanbul: Can Yayınları (Özdemir 2017 üzerinden).
Akademik çalışmalar
- Özdemir, C. (2017). Hak Âşığı Amasyalı Fedâî Baba ve Tasavvuf Kültürü. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 83: 125-148.
- Cansaran, A., Peker, S. ve Yıldırım, C. (2007). Floristic Characters of the Area between the Direkli (Göndes) Village, Yassıçal (Ebemi) Town and Abacı Village (A5/6 Amasya-Turkey). International Journal of Botany 3(3): 240-250.
- Karabük, N. (2019). Amasya Yassıçal Köyü mekikli dokumaları ve güncel tasarımlar. Yüksek lisans tezi, Gazi Üniversitesi.
Resmî kaynaklar
- Türk Patent ve Marka Kurumu, Coğrafi İşaret Tescil Belgesi No. 1411, "Yassıçal Çuha Dokuması" (mahreç işareti), 14.07.2023. ci.turkpatent.gov.tr
- Amasya Valiliği, "Vali Işık Yassıçal Köyünde incelemelerde bulundu".
Diğer kaynaklar
- Şanlı, H. S. (2015). Amasya İli Halk Eğitim Merkezi Çalışmalarından Bir Örnek: Yassıçal Çuha Dokumaları. idil 4: 123-134.
- "75 yaşındaki Yüksel nine, unutulmaya yüz tutmuş 'Yassıçal çuha dokuması'na ilgiyi yeniden yükseltti", İhlas Haber Ajansı, haberler.com, 07.05.2022. haberler.com
- "Amasyalı nineler 250 yıllık 'Yassıçal çuha dokuması'nı öğreniyor", İhlas Haber Ajansı, haberler.com, 25.12.2022.
- Cansaran, A. ve Yıldırım, C. (2022). Direkli, Yassıçal ve Abacı Köyleri (Amasya, Türkiye) Arasındaki Bölgenin Sintaksonomik Analizi. Species and Habitats 3(2).
- Amasya İl Özel İdaresi, "Yassıçal Köyü içmesuyu çalışması tamamlandı", 29.09.2021.
- Amasya turizm ve mesire yerleri listesi (Yaylagöl Sosyal Tesisleri).
Çevrimiçi kaynaklar









