Bir ilin tarımı çoğu zaman iklimiyle ve suyuyla anlatılır, oysa her üretim kararı ilk olarak toprağın kendisine, yani onun derinliğine, dokusuna, eğimine ve besin yüküne bağlıdır. Amasya'da bu zemin tek biçimli değildir. İl, Yeşilırmak'ın ve kollarının açtığı dar vadilerle, Canik, Akdağ, Karaömer, Sakarat ve Tavşan gibi dağ kütleleri arasında kalan ova tabanlarından oluşur; deniz seviyesinden yüksekliği 160 metre ile 2.061 metre arasında değişen bu engebeli yüzey, toprakların da birbirinden ayrı koşullarda oluşmasına yol açmıştır. Ovaların coğrafyası ve tarım deseni ayrı bir yazının konusudur. Burada toprağın türlerine, sınıflandırılmasına ve arazinin yeteneğine göre nasıl kullanıldığına bakılmaktadır.
Toprak Oluşumunu Belirleyen Etkenler
Toprak, ana kayanın iklim, bitki örtüsü ve topografya etkisi altında uzun sürede ayrışmasıyla ortaya çıkar. Amasya'da bu etkenlerin üçü de kısa mesafelerde değişir. İl, Karadeniz ikliminden iç kesimlerin kara iklimine geçişin yaşandığı bir kuşakta yer alır; il merkezinde yıllık ortalama yağış 436,7 mm, ortalama sıcaklık 13,6 derece, rakım ise 411,69 metredir. Gümüşhacıköy ve Merzifon'da yağış 436 ile 458 mm arasında değişirken Taşova'da 400 mm'ye kadar düşer. Yağışın en çok ilkbaharda, en az temmuz ve ağustosta düştüğü bu düzen, yaz kuraklığının toprak üzerindeki baskısını artırır.
Yükseğe çıkıldıkça tablo değişir. Akdağ ve Boğalı Dağ silsilerinin kuzeye bakan yamaçlarında bin metreden sonra iyi nitelikli kayın ormanları başlar; güneye bakan yamaçlarda ise Yeşilırmak Vadisi'nden yukarıya doğru sırasıyla kızılçam, meşe türleri, karaçam ve sarıçam kuşakları dizilir. Güneydeki Göynücek, İç Anadolu'ya geçiş yolunda bulunduğu için step bitki örtüsü taşır ve ormanlarını çoğunlukla baltalık olarak işletilen meşeler ile az sayıda ardıç oluşturur. Toprağın yapısı ve organik madde içeriği bu bitki kuşaklarının her birinde başka bir yönde gelişir. Aynı il sınırları içinde hem nemli orman toprağının hem de step toprağının özelliklerine rastlanması bu yüzdendir.
Taban ve Yamaç Toprakları
İlin toprakları en geniş çerçevede taban toprakları ve yamaç toprakları olmak üzere iki gruba ayrılır. Taban arazi toprakları genellikle Yeşilırmak ve kolları ile yan derelerin bıraktığı çökellerden, yani alüvyonlardan oluşmuştur. Yamaç arazilerde ise toprak bünyesi hafiften ağıra kadar geniş bir aralıkta değişir. Bu ikili ayrım basit görünse de il topraklarının işleyiş mantığını doğru biçimde yansıtır: suyun taşıdığı ve ovalara bıraktığı malzeme ile yerinde ayrışan, eğimle birlikte hareket eden malzeme birbirinden çok farklı davranır.
Türkiye genelinde toprak tipleri yerli ve taşınmış olmak üzere iki ana başlıkta incelenir. Yerli topraklar, oluştukları yerdeki ana kayanın iklim ve bitki örtüsü altında ayrışmasıyla meydana gelir ve iklimi yansıttıkları için zonal topraklar sayılır. Taşınmış topraklar ise akarsuların ya da yamaç süreçlerinin getirdiği malzemenin birikmesiyle oluşur. Amasya'nın taban toprakları bu ikinci gruba, yamaç ve yayla toprakları ise ağırlıklı olarak ilk gruba girer.
Alüvyal Topraklar
Alüvyal topraklar, akarsuların taşıdığı çakıl, kum ve milin düz ve az eğimli yerlerde birikmesiyle oluşur. İklim koşullarına bağlı olmadan meydana geldikleri için azonal topraklar olarak adlandırılırlar. Derin ve geçirgendirler, bitki besin maddeleri bakımından zengindirler, kum, kil ve çakıldan oluştukları için kolay işlenirler. Türkiye'nin en verimli tarım alanlarının önemli bölümü bu topraklar üzerindedir; Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerindeki çöküntü ovaları da bu gruba girer.
Amasya'da alüvyonun en belirgin örneği Yeşilırmak Vadisi'dir. Sivas'ın Köse Dağları'ndan doğan 519 kilometrelik nehir, il sınırları içinde yaklaşık 129 kilometre akar; güneyden Çekerek Çayı, şehir merkezinde Tersakan Çayı, Taşova yakınında Kelkit Çayı ile birleşir. Vadi çok verimli alüvyal topraklardan oluşur ve mikroklima özelliği gösteren iklimi sayesinde özellikle meyvecilik ve sebzecilikte öne çıkar. Amasya elmasının yetiştiği Onlukköprü Vadisi de bu şeridin içindedir. Yeşilırmak'ın taşkınları genellikle mart, nisan ve mayıs aylarında görülür; tabanların alüvyon örtüsü bu mevsimsel akış düzeniyle beslenmiştir.
Ova tabanlarındaki topraklar da akarsu ve göl çökellerine dayanır. Geldingen, Suluova, Merzifon ve Gümüş ovaları birlikte il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 24'ünü kaplar. Geldingen Ovası yaklaşık 48.400 hektarla ilin en büyük ovasıdır ve Çekerek Irmağı, Çorum Çayı ile Efennik Çayı'nın aşındırmasıyla oluşmuştur; Suluova Ovası yaklaşık 40.000 hektarlık alanıyla Tersakan'ın iki yanına yayılır; Merzifon Ovası 31.100 hektar, Gümüş Ovası 5.400 hektardır. Toprak açısından önemli olan nokta, bu tabanların derin ve düz oluşu nedeniyle sulama olanağı bulunduğunda ilin en kolay işlenen arazileri olmasıdır.
Kolüvyal Topraklar
Taşınmış toprakların ikinci türü olan kolüvyal topraklar, alüvyal topraklardan farklı olarak aşındıkları yerden uzağa gitmeden, yamaçtan kopan malzemenin hemen etekte birikmesiyle oluşur. Oluşumlarını tam olarak tamamlamadıkları için horizonlar gelişmemiştir; buna karşılık derin ve geçirgendirler. Topografyanın uygun olduğu yerlerde bağ ve bahçe tarımı için kullanılırlar. Vadi yamaçlarının sık olduğu Amasya gibi bir ilde bu tür topraklar, düz tabanın bittiği yamaç eteklerinde ve dere ağızlarında beklenen geçiş kuşağını oluşturur.
Orman Toprakları
Orman örtüsü altında oluşan topraklar organik madde bakımından zengin ve koyu renklidir. Türkiye'de Karadeniz Bölgesi'nin büyük bölümünde ve İç Anadolu'nun 1200 metreden yüksek orman sahalarında yaygındırlar. Yağış miktarına göre kireçsiz ve kireçli orman toprakları olarak ayrılırlar. Kireçsiz orman toprakları, yıllık ortalama sıcaklığın 8-9 dereceyi geçmediği ve yağışın bin milimetrenin üzerinde olduğu nemli ve soğuk yerlerde, kayın, sarıçam ve ladin gibi ağaçlar altında gelişir; aşırı yıkanma yüzünden besin bakımından zayıftır ve asidik tepki verir. Amasya'nın bin metreden yukarı kayın ormanları taşıyan kuzeye bakan yamaçları bu gelişmeye en yakın kesimdir. İlin yağışı genel olarak bu eşiğin altında kaldığı için kireçsiz tipin burada ancak yer yer ve sınırlı alanlarda görülmesi beklenir.
Kireçli orman toprakları ise yıllık yağışın yeterli olmadığı yerlerde, karbonatlı maddelerin topraktan uzaklaştırılamaması sonucu oluşur. Yüzeyin hemen altında yumrular biçiminde kireç birikimleri görülür. Kuzey Anadolu dağlarının güneye bakan yamaçlarında ve iç bölgelerde meşe ormanları altında yaygındırlar. Organik madde miktarı yeterince yüksek olmadığından renkleri çok koyu değildir ve bu yüzden kahverengi orman toprakları olarak da anılırlar. Yeşilırmak Vadisi'nin güney yamaçları, Merzifon'daki Tavşan Dağı'nın düşük rakımlı güney eğimleri ve Hamamözü'nün meşe ormanları bu tanıma uyan çevrelerdir. İlin yamaç topraklarının ağırlıklı olarak kahverengi orman topraklarından oluştuğu yönündeki genel değerlendirme de buraya dayanır.
Orman topraklarının ortak özelliği tarıma elverişli olmamalarıdır. Kireçsiz orman topraklarında bol yağış besin maddelerini büyük ölçüde yıkamıştır. Ormanın tahrip edilerek tarla açıldığı yerlerde ise şiddetli erozyon başlar ve toprak birkaç yıl içinde verimsizleşir. Bu nedenle bu tür arazilerde tarla tarımı yapılmaması, bölgenin orman olarak korunması önerilir. Amasya'nın yamaçlarında ormanın ve merasının tarımdan ayrı tutulması bu bilimsel gerekçeye dayanır.
Step Toprakları ve Güney Kesim
Yarı kurak koşullarda, orman örtüsünden yoksun alanlarda oluşan bozkır toprakları İç Anadolu'nun karakteristik toprak grubudur. Bunlardan kahverengi step toprakları, yıllık yağışın 300-400 mm civarında kaldığı yerlerde gelişir. Yıkanma zayıftır, yüzeyin hemen altında kireç birikimi belirgindir, çoğunlukla tahıl tarımında kullanılırlar. Besin maddesi bakımından fakir olan bu topraklar sulandığında ve gübrelendiğinde verimini artırır. Kestane renkli topraklar ise yıllık yağışın 400 mm ve üzerinde olduğu yerlerde, yüksek boylu çayırlar, meşe ormanları ve çalılar altında oluşur; üst horizonlarında yeterli organik madde bulunduğu için koyu renklidirler. Bir bölümü tarıma açılmış, yüksek ve engebeli kısımlar ise otlak olarak kullanılmıştır.
Amasya'nın güneyi, özellikle Göynücek ve Geldingen çevresi, bu geçiş kuşağına denk düşer. Geldingen Ovası, yıllık 400-500 mm yağışla ilde en az yağış alan kesimdir ve karasal iklim egemendir. Bu kesimde toprakların kuraklığa yatkın olması, sulama olmadan verimin sınırlı kalması beklenir. Ovanın tarımsal geleceği bu nedenle Çekerek üzerinde inşa edilen Süreyyabey Barajı gibi sulama tesislerinin tamamlanmasına bağlı görülmüş, yazın suyun çok azalması ve sulama kaynaklarının kirlenmesi ise sorun olarak dile getirilmiştir.
İlin Arazi Varlığı
Amasya'nın toplam yüzölçümü kimi kaynaklarda 5.701 kilometrekare, kimilerinde 5.628 kilometrekare olarak verilir. Tarım İl Müdürlüğü'nün 2009 verilerine göre yüzölçümünün yüzde 44,4'ü, yani 253.029 hektarı tarım alanıdır. Bunun 174.366 hektarı kuru, 78.663 hektarı sulu tarım arazisidir; başka bir deyişle tarım arazisinin yaklaşık üçte biri sulanabilmektedir. Kuru tarım arazilerinin ağırlığı, ilin toprağının yağışa bağımlı bölümünün ne kadar geniş olduğunu gösterir. Başlıca ürünler buğday, şekerpancarı, kuru soğan, ayçiçeği ve haşhaş gibi tarla bitkileri ile elma, kiraz ve şeftalidir; sebze yetiştiriciliği ise son yıllarda açık alandan örtüaltına kaymaktadır.
Aynı kaynağa göre ildeki yaklaşık 35.998 çiftçi ailesinden 179.988 kişi geçimini tarımdan sağlar. 2009 yılında tarımsal üretimin parasal değeri 1,1 milyar liraya yaklaşmış, bunun yüzde 73,17'si bitkisel, yüzde 26,83'ü hayvansal üretimden gelmiştir. Yıl sonunda ilde 136.851 büyükbaş, 106.626 küçükbaş, 1.162.215 kanatlı hayvan ile 14.850 kovan sayılmıştır. Hayvancılığın genellikle aile işletmeciliği biçiminde yürütülmesi, meraların ve yaylaların arazi kullanımındaki yerini anlaşılır kılar; çünkü otlatma, tarıma elverişli olmayan yamaç ve yayla topraklarının değerlendirildiği başlıca kullanımdır.
Arazi Kullanım Yetenek Sınıfları
Toprağın hangi amaçla kullanılacağını belirleyen en yaygın ölçüt arazi kullanım yetenek sınıflamasıdır. Bu sistem, etkin profil derinliği, tekstür, geçirgenlik, erozyon derecesi, taşlılık, çoraklık, topografya ve drenaj gibi özelliklerin birlikte değerlendirilmesine dayanır ve araziyi I'den VIII'e kadar sekiz sınıfa ayırır. Sınıf numarası arttıkça arazinin seçilebilecek kullanım alternatifleri daralır, kullanımdaki sınırlılık ve tehlike artar. İlk dört sınıf işlemeli tarıma uygundur; son dört sınıf taşıdığı sınırlayıcılar nedeniyle uygun değildir. IV. sınıfın tarıma uygunluğu ise arazi kullanım planlaması sonrasında ayrıca değerlendirilir.
I, II ve III. sınıf araziler mutlak tarım toprağı sayılır ve zorunlu olmadıkça tarım dışı amaçlarla kullanılmamaları gerekir. IV. sınıf toprak potansiyel tarım toprağıdır ve bir bölümü planlama sonrasında mera olarak kullanılabilir. V. sınıf ağırlıklı olarak çayır arazisidir. VI ve VII. sınıflar işlemeli tarıma uygun olmayan, öncelikle mera ve orman olarak değerlendirilecek arazilerdir; VIII. sınıf ise topraksız, taşlı, kayalık ya da çok çorak alanları kapsar. Türkiye genelinde I. sınıf arazi 5,1 milyon hektarla toplam arazinin yüzde 6,5'ini oluştururken, II. ve III. sınıflar yüzde 8,7 ve yüzde 9,3'ünü, VII. sınıf ise yaklaşık yarısını tutar. İşlemeli tarıma uygun, verimli arazinin payı ülke genelinde sanıldığından düşüktür ve toplamı kara parçasının yaklaşık üçte birine ulaşır.
Cangir ve Boyraz'ın il bazlı çizelgesi, Amasya'da yanlış ya da amaç dışı kullanılan araziyi sınıf sınıf gösterir. Çizelgeye göre ilde I. sınıf arazilerde 56 hektar mera, 326 hektar orman ve 1.191 hektar yerleşim kullanımı bulunur; II. sınıfta aynı kalemler 797, 59 ve 410, III. sınıfta 71, 2.276 ve 989, IV. sınıfta ise 4.890, 6.267 ve 730 hektardır. Başka bir söyleyişle mutlak tarım toprağı sayılan I, II ve III. sınıf arazilerden yaklaşık 6.200 hektarı tarım dışı kullanımdadır ve bunun önemli bölümü yerleşimin ya da ormanın altındadır. Aynı çizelgede VI. sınıf arazide 17.106 hektar, VII. sınıf arazide 23.167 hektar işlemeli tarım yapıldığı görülür; bu alanlar sınıf tanımı gereği işlemeli tarıma uygun olmayan topraklar üzerinde sürülen arazilerdir. Bu rakamlar, iyi toprağın yerleşime, zayıf toprağın tarlaya açıldığı çift yönlü bir sorunu gösterir.
Erozyon ve Toprağın Korunması
Türkiye'de erozyonu artıran etkenler arasında yağışların şiddetli ve düzensiz olması, eğimin fazlalığı, gevşek dokulu ana kaya ve toprakların yaygınlığı, aşırı ve hatalı işleme, meralarda aşırı otlatma, nadasın yaygın olması, orman yangınları, ani sel ve sık tekrarlanan heyelanlar sayılır. Karadeniz dağları şiddetli erozyona maruz kalan kesimler arasındadır; ülke genelinde yılda 500 milyon tondan fazla toprağın erozyonla taşındığı belirtilir. Eğimi yüksek, yamaç ağırlıklı bir il olan Amasya'da bu risk özellikle yamaç ve yayla arazilerinde belirginleşir.
Yaylalar bu bakımdan en açık örnektir. Karadeniz ve İç Anadolu iklimleri arasındaki geçiş bölgesinde bulunan Akdağ, Tavşandağı, Kabaoğuz, Destek ve Boğalı yaylaları, iki iklimin bitkilerini birlikte barındırır. Buna karşılık aşırı otlatma, tarla açma ve aşırı zirai ilaç ve gübre kullanımı nedeniyle yaylaların bozulduğu, üst kesimlerde hemen hemen ana kayanın ortaya çıktığı, yayla kenarındaki ormanlarda yaşlı ağaçların yerini genç ağaçların almadığı ve orman sınırının giderek aşağıya indiği belirtilir. Toprağın korunması için önerilen önlemler arasında ağaçlandırma, mera ve ormanın korunması, taşkın yapan akarsu yataklarının ıslahı, eğimli arazide taraçalama ve eğim yönüne dikkat, nöbetleşe ekim, anızın yakılmaması ve nadasın azaltılması yer alır. Tarımsal faaliyetin toprak tipine uygun seçilmesi bu önlemlerin ortak ilkesidir.
Ova tabanlarında risk başka bir yöndedir. Sulama suyunun kalitesi genel olarak iyi olsa da son yıllarda kirlilik sorunları ortaya çıkmıştır ve yazın suyun çok azalması Geldingen Ovası'nda sulamayı güçleştirir. Tuzlanma, taban suyunun yüzeye yakın olduğu ve buharlaşmanın yüksek olduğu yerlerde görülen bir sorundur; bu nedenle düz ova topraklarında sulamanın dengeli yapılması verimin sürmesi için gereklidir. Sera alanlarının yaygınlaşması da toprak yönetiminin ayrı bir boyutunu oluşturur, çünkü örtüaltı üretimde aynı toprağa sürekli ekim ve gübreleme yapılır.
Arazinin Dağılımı
Amasya'da arazi kullanımı büyük çizgileriyle toprağın yeteneğini izler. Derin, düz ve besin bakımından zengin alüvyal tabanlar sebze, meyve ve sanayi bitkilerine ayrılmış, kireçli orman topraklarının ve step topraklarının bulunduğu orta ve güney kesimlerde tahıl ve kuru tarım yapılmış, yüksek ve eğimli yamaçlar ise orman ve mera olarak kalmıştır. Bu dağılımı bozan iki durum vardır: verimli tarım topraklarının yerleşime ve yapılaşmaya açılması ile eğimli ve sığ toprakların sürülmesi.
Kaynakça
Kitaplar
- Amasya İlinin Tarımsal Yapısı, Amasya Teknoloji, 19 Şubat 2011 (https://amasya05.wordpress.com/2011/02/19/amasya-ilinin-tarimsal-yapisi/)
Diğer kaynaklar
- Türkiye'deki Toprak Tipleri, Ankara Üniversitesi Açık Ders Malzemeleri (https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/85531/mod_resource/content/1/10_Türkiyedeki Toprak Tipleri.pdf)
- Amasya Coğrafya, Karadeniz Bölgesi bilgi sayfası (https://www.karadenizinfo.com/amasya-cografya)
- Cemil Cangir ve Duygu Boyraz, Ülkemizde Yanlış ve Amaç Dışı Arazi Kullanımı, Ziraat Mühendisleri Odası (https://api2.zmo.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/1f9fec9b080c742_ek.pdf)
Çevrimiçi kaynaklar
- https://amasya05.wordpress.com/2011/02/19/amasya-ilinin-tarimsal-yapisi/
- https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/85531/mod_resource/content/1/10_Türkiyedeki Toprak Tipleri.pdf
- https://www.karadenizinfo.com/amasya-cografya
- https://api2.zmo.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/1f9fec9b080c742_ek.pdf









