Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Dil ü cān çekse ġamın sen ṣanemüñ ġam degül ol
Ger nem olmaya gözüm hicr ile nesnem degül ol
Gözümüñ yaşını ‘ummāna nice beñzedeyüm
Ki kenārında bunuñ ḳaṭre ḳadar nem degül ol
Neñ durur diyü eger kimse ṣora yārī direm
Dü cihān içre benüm varum odur nem degül ol
Ṣalunurken seni nāz ile görenler didiler
Ya perī-zāde durur ya melek ādem degül ol
Güneşi gördi gözüm dil seni ṣandı didi cān
Ḳāmeti serv-i gülüñ yoḳ durur epsem degül ol
Nice ṣayd ide diyem baña sen āhūyı raḳīb
Gerçi av iti durur kelb-i mu‘allem degül ol
‘Adli mīr olalıdan derd ü belā kişverine
Ḳılmadı ġuṣṣa vü ġam milk-i müsellem degül ol
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül ve can, sen güzelin (put gibi tapılan sevgilinin) derdini çekse, bu dert sayılmaz; gözüm ayrılıktan ıslak olmazsa, o göz benim bir şeyim değildir.
2. Gözümün yaşını okyanusa nasıl benzeteyim; onun (gözyaşımın) yanında okyanus bir damla kadar ıslaklık bile değildir.
3. Biri bana "Neyin var?" diye sorsa "Sevgilim" derim; iki dünyada varım yoğum odur. Mısranın sonu iki türlü okunabilir: "O benim herhangi bir malım değildir (varlığımın kendisidir)" ya da "ondan başkası benim değildir."
4. Seni nazla salınırken görenler dediler ki: "Ya peri soyundandır ya melektir; o insan değildir."
5. Gözüm güneşi gördü, gönül onu sen sandı; can ise dedi ki: "Onun senin gül fidanı gibi selvi boyun yok; o (sevgili gibi) suskun da değil." İkinci mısraın sonu kapalıdır; "epsem" kelimesi burada sevgilinin âşığa cevap vermeyen suskunluğuna işaret ediyor olabilir.
6. Rakibe "Sen o ceylanı benim için avla" nasıl diyeyim; o gerçi bir av köpeğidir, ama terbiye edilmiş köpek değildir.
7. Adlî dert ve bela ülkesine bey olalı, keder ve gam orayı kendi tartışmasız mülkü yapamadı; orası artık onların mülkü değildir. Beyit iki türlü okunabilir; OR nüshasındaki "kalmadı" okuyuşuyla anlam şöyle olur: "Adlî o ülkeye bey olalı keder ve gam kalmadı."
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "degül ol" ifadesidir ve gazelin her beytini bir inkârla kapatır: o dert değildir, o insan değildir, o terbiyeli köpek değildir. Kafiye "-em" sesidir: gam, nesnem, nem, nem, âdem, epsem, mu‘allem, müsellem. Bayram neşrinde 78 numarayla yer alır ve beş nüshanın hepsinde (OR, T, M1, M2, İBB) bulunur, ama bütün beyitler her nüshada yoktur: 4. beyit T'de, 5. beyit İBB'de bulunmaz, OR'da da 5. beytin ilk mısraı eksiktir. M2'de matladaki "gamın" yerine "gamuñ", M1 ve M2'de "epsem" yerine "ebsem", OR'da maktada "kılmadı" yerine "kalmadı" okunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en dikkat çeken yanı "nem" kelimesinin üç beyitte üç ayrı yükle kullanılmasıdır. Matlada "nem olmak" ıslak olmak demektir, "nesnem" ise "benim şeyim"dir; Bayram'ın OR nüshası üzerine yaptığı imlâ incelemesinde "nesne" kelimesini "nesne, şey; bir şey, hiçbir şey" diye açıklar. İkinci beyitte "nem" yine ıslaklıktır ve kafiye yerinde durur. Üçüncü beyitte ise aynı ses "neyim" anlamına döner: "Neñ durur" (neyin var) sorusuna verilen cevap "nem degül ol" diye biter. Aynı sesin farklı anlamlarla kafiyeye girmesi cinas sanatıdır. Gözyaşı ile okyanus karşılaştırmasında da bir incelik vardır: "kenar" sözlük anlamıyla hem yan hem kıyı demektir, okyanusun kıyısı ile gözyaşının yanı aynı kelimede buluşur. Gözyaşını okyanustan büyük göstermek mübalağadır.
Dördüncü ve beşinci beyitler sevgilinin güzelliğini insan ölçüsünün dışına taşır. Sevgili salınırken görenler onu peri ya da melek sanar. Beşinci beyitte bir yanılma sahnesi kurulur: göz güneşi görür, gönül onu sevgili sanır, can ise farkı gösterir. Güneşin sevgilinin selvi boyuna sahip olmadığı söylenir. Mısraın sonundaki "epsem degül ol" kapalıdır; Bayram aynı incelemede "epsem"i "sessiz" diye açıklar. Buna göre can, güneşin sevgili gibi susan, âşığa karşılık vermeyen bir varlık olmadığını söylüyor olabilir. Bu okuma bir yorumdur ve beytin anlamı kesin değildir.
Altıncı beyitte sevgili ceylan, rakip av köpeğidir. Divan şiirinde rakibin köpeğe benzetilmesi sık görülür. "Kelb-i mu‘allem" sözlük anlamıyla eğitilmiş, avı sahibine getiren köpek demektir. Şair rakibe güvenip ceylanı ona avlatamayacağını söyler: rakip avın peşinden koşar, ama avı âşığa getirmez, kendine alır. Av, ceylan, av iti ve terbiyeli köpek arasında tenasüp vardır.
Makta bir devlet dili kullanır. Adlî kendini "dert ve bela ülkesinin" beyi (mîr) olarak anar. "Milk-i müsellem" sözlük anlamıyla kimsenin itiraz etmediği, sahibine kesin olarak ait mülktür. Şair bu ülkeye kendisi bey olduğu için keder ve gamın orada tartışmasız sahiplik kuramadığını söyler. Bey, ülke ve mülk kelimeleri arasında tenasüp vardır. Bir ülkenin gerçek hükümdarı olan şairin, kendini dertler ülkesinin beyi diye anması beyte ayrıca dikkat çekici bir ton verir.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 116, şiir no. 78 (nüsha bilgisi s. 116 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr
- Yavuz Bayram, "Sultan İkinci Bâyezîd-i Velî (Adlî) Dîvânı'nın British Library Nüshasında İmlâ Husûsiyetleri", Turkish Studies 3/6 (Güz 2008), s. 109-142 ("nesne" ve "epsem" açıklamaları s. 129).
Çevrimiçi kaynaklar






