Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ḳaşlaruña bir ḳadīmī bendedür beñzer hilāl
Kim dü tā itmiş durur ḳaddin mürūr-ı māh u sāl
Ne ta‘alluḳ leblerüñ yāḳūt ḫaṭṭın ḳılsa nesḥ
Bu muḥaḳḳaḳdur ki reyḥān oldı ḫaṭṭuñdan mis̱āl
Bir zavallu āftāb u māh ise bir kej-dehen
Nice ḳılsunlar senüñle da‘vi-i ḥüsn ü cemāl
Ḳaşlaruña nisbet itdümse hilāli iy ḳamer
Eyledüm bārik fikir ü baġladum nāzük ḫayāl
‘Adliyā aḥvālüñe vāḳıf degül ṣanma nigār
Her ġazel kim yazdum oldı yāre benden ‘arż-ı ḥāl
Günümüz Türkçesiyle
1. Hilal, senin kaşlarına eskiden beri hizmet eden bir köleye benziyor; ayların ve yılların geçmesi onun boyunu iki büklüm etmiş.
2. Dudaklarının yakut yazısını (yakut renkli çizgisini) neshetse, yani geçersiz kılsa, buna şaşmamalı; şu kesindir ki reyhânî yazı da (reyhan otu da) senin yüzündeki ayva tüylerinden örnek almıştır. Beyitteki "yâkût", "nesh", "muhakkak" ve "reyhân" kelimeleri aynı zamanda hat sanatının terimleridir, bu yüzden beyit hem güzellik hem yazı üzerinden okunur. İlk mısraın başındaki "Ne ta‘alluk" ibaresi kapalıdır; burada "ne ilgisi var, ne olur" anlamında alınmıştır.
3. Güneş zavallı bir şeyse, ay da ağzı eğri bir şeyse, seninle güzellik ve yüz güzelliği davasına nasıl kalkışsınlar?
4. Ey ay yüzlü, hilali kaşlarına benzettiysem ince bir düşünce düşündüm ve nazik bir hayal kurdum.
5. Ey Adlî, sevgiliyi hâlinden habersiz sanma; yazdığım her gazel benden sevgiliye sunulmuş bir arzuhal (hâlimi bildiren dilekçe) oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi yoktur; kafiye "-âl" sesidir: hilâl, sâl, misâl, cemâl, hayâl, hâl. Bayram neşrinde 79 numarayla yer alır ve beş nüshanın hepsinde (OR, T, M1, M2, İBB) bulunur. T'de "hattın" yerine "hattuñ", OR ve T'de "oldı" yerine "aldı", dördüncü beyitte OR ve İBB'de "itdümse" yerine "itdiyse" okunur. Üçüncü beyitteki "kej-dehen" (eğri ağızlı) T, M1 ve M2'de "kec-dehen", OR ve İBB'de "kej-zebân" (eğri dilli) biçimindedir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor. Hilal ile kaş benzetmesi neşirde birkaç sayfa önceki 76 numaralı gazelde de işlenir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla hilali yaşlı bir köleye benzetir. İnce ve kavisli hilal, yıllarca hizmet etmekten beli bükülmüş bir kul gibidir; "dü tâ" sözlük anlamıyla iki kat, iki büklüm demektir. Ayların ve yılların geçmesi ("mürûr-ı mâh u sâl") ifadesindeki "mâh" hem ay (takvim ayı) hem gökteki ay anlamına gelir; hilal de ayın bir hâli olduğu için kelime beyitte iki yönden yerini bulur. Bu tevriyeye yakın bir kullanımdır. Hilalin kaşa kul olması teşbih ve hüsn-i talil sanatlarını birlikte taşır: hilalin eğriliğine, sevgilinin kaşına yıllarca boyun eğmesi gibi şairane bir sebep gösterilir.
İkinci beyit gazelin en yoğun beytidir ve hat sanatının diliyle kurulmuştur. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki "Aklâm-ı Sitte" maddesine göre altı klasik yazı türü tevkî‘ ve rikā‘, muhakkak ve reyhânî, sülüs ve nesihtir; reyhânî muhakkakın küçük boyudur ve hat tarihinde bir dönüm noktası sayılan Yâkūt el-Müsta‘sımî'nin hizmeti özellikle muhakkak ile reyhânînin mükemmelleştirilmesinde görülür. Beyitte bu adların hepsi ikinci bir anlamla da yer alır. "Yâkût" hem kırmızı değerli taş hem bu ünlü hattattır; dudak yakut renginde olduğu için "dudakların yakut hattı" hem dudağın kırmızı çizgisi hem Yâkut'un yazısı diye okunur. "Nesh" sözlük anlamıyla bir hükmü kaldırmak, geçersiz kılmak demektir ve aynı zamanda nesih yazısının adıdır. "Muhakkak" hem "kesin" hem bir yazı türüdür. "Reyhân" hem güzel kokulu bir ot hem reyhânî yazıdır. "Hat" ise hem yazı hem sevgilinin yüzündeki ayva tüyüdür. Şaire göre reyhânî yazı ve reyhan otu sevgilinin ayva tüylerinden örnek almıştır. Tek beyitte bu kadar terimin iki anlamla buluşması tevriye ve tenasübün birlikte kullanıldığı bir örnektir.
Bu beytin hat terimleriyle kurulması ayrıca anılmaya değer. TDV ve TEİS, Bayezid'in Amasya'da Şeyh Hamdullah'tan hat dersleri aldığını kaydeder; "Aklâm-ı Sitte" maddesine göre de Amasyalı Şeyh Hamdullah aklâm-ı sitteye giren bütün hatları mükemmelleştirmiştir. Kaynaklarda bu gazelin Hamdullah'la ya da Amasya yıllarıyla bir ilgisinden söz edilmez. Bu yüzden beyit yalnızca, hat sanatını bizzat öğrenmiş bir şairin bu terimleri yerli yerinde kullandığını gösterir.
Üçüncü beyit güneşi ve ayı sevgiliyle güzellik davasına kalkışamayacak kadar küçük gösterir. "Zavallu" güneş ile "kej-dehen" (eğri ağızlı) ay ilginç bir çifttir: hilal hâlindeki ay eğri bir ağza benzer, sevgilinin ağzı ise divan şiirinde küçük ve düzgündür. Dördüncü beyit şiir üzerine bir yorum yapar. Şair hilali sevgilinin kaşına benzettiği için "bârik fikr" (ince düşünce) düşündüğünü ve "nâzük hayâl" (nazik hayal) kurduğunu söyler. "Bârik" sözlük anlamıyla hem ince hem dakik demektir; hilal de ince olduğundan kelime benzetmenin kendisine de uyar.
Makta da şiiri konu edinir. Şair, yazdığı her gazelin sevgiliye sunulmuş bir "arz-ı hâl" olduğunu söyler. Arz-ı hâl sözlük anlamıyla hâlini bildirmek, bir büyüğe sunulan dilekçedir. Arzuhalleri kabul eden makamın başında bulunan bir padişahın, kendi gazellerini sevgiliye verilmiş dilekçeler diye anması beyitte açıkça duran bir ironidir: burada dilekçeyi sunan şairdir, okuyup karar verecek olan sevgilidir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 117, şiir no. 79 (nüsha bilgisi s. 117 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Nihad M. Çetin, "Aklâm-ı Sitte", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/aklam-i-sitte.
- Şerafettin Turan, "Bayezid II", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-ii (Şeyh Hamdullah'tan hat dersleri).
Kitaplar
- Yavuz Bayram, "Adlî (Sultan Bâyezîd-i Velî bin Fatih Sultan Mehmed)", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü (TEİS), https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/adli-sultan-bayezid-i-veli-bin-fatih-sultan-mehmed.
Çevrimiçi kaynaklar






