Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Bilürmen çihremüñ rengin çemende za‘ferān görgec
Gözümdin ṣanuram düşmişdürür her yerde ḳan görgec
Ḳararur gözlerüm başuma sevdālar çaḳar her dem
Perīşān kākülüñ zülfüñ kemendin nāgehān görgec
Çenārından çeker el servden ümīd ḳaṭ‘ eyler
Boyuñ reftārın ey serv-i ḫırāmān bāġbān görgec
Senüñ şemşīrüñ üzre cān virürse yoḳ ‘aceb göñlüm
Bilürsin kim n’olur ḥāli susuz āb-ı revān görgec
Basīrī yüzüñe ḳarşu göñül aḥvālini söyler
‘Aceb mi söylese dīvāne māh-ı āsumān görgec

Günümüz Türkçesiyle

1. Çimenlikte safranı görünce yüzümün rengini tanırım; her yerde kan görünce de gözümden dökülmüş sanırım. (Safranın sarısı âşığın solgun yüzü, kan da kanlı gözyaşıdır.)

2. Dağınık perçeminin, zülfünün kementini ansızın görünce gözlerim kararır, başıma her an sevdalar çakar. ("Sevda" hem aşk tutkusu hem de eski tıpta deliliğe yol açtığına inanılan kara safra demektir; siyah zülfün ardından gelmesi bu yüzdendir.)

3. Ey salınarak yürüyen servi, bahçıvan senin boyunun yürüyüşünü görünce çınarından el çeker, serviden de ümidini keser.

4. Gönlüm senin kılıcının üstünde can verirse buna şaşılmaz; susuz kişi akan suyu görünce ne hale gelir, bilirsin. (Kılıcın parıltısına "su" denir; susuz kalan âşık bu suya can atar.)

5. Basîrî senin yüzünün karşısında gönlünün halini söyler; deli, gökteki ayı görünce söylenirse şaşılır mı? (Deliliğin ayla ilgili olduğuna inanılırdı; sevgilinin yüzü de aya benzetilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Redif "görgec", yani "görünce" kelimesidir; kafiye "-ān" sesidir: za‘ferān, ḳan, nāgehān, bāġbān, revān, āsumān. İlk beyitteki "Gözümdin" biçimi, Kartal'ın Basîrî'nin Türkçesinde Çağatay Türkçesinin bir özelliği olarak gösterdiği "-din" ayrılma ekine bir örnektir; Kartal bu tür izlerden şairin Orta Asya kökenli bir Türk olduğu sonucunu çıkarır, ama tezkireler onun nereli olduğu konusunda birbirini tutmaz. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde X numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin her beytinde âşık bir şey görür ve onu kendi haline bağlar; "görgec" redifi bu bakışı beyitten beyite taşır. İlk beyitte bahçedeki safranın sarısı âşığa kendi solgun yüzünü, her yerde gördüğü kırmızılık da gözünden akan kanlı yaşları hatırlatır. Safran ile kan, sarı ile kırmızı arasında kurulan karşıtlık, divan şiirinde aşk hastasının iki bilinen işaretini, benzi sararmış yüzü ve kanlı gözyaşını bir arada verir.

İkinci beyitte sevgilinin siyah ve dağınık saçı bir kemende benzetilir; âşık onu ansızın görünce gözleri kararır ve başına "sevdālar çaḳar". Sevda kelimesinin hem aşk tutkusu hem de kara safra anlamına gelmesi, kararan göz ve siyah saçla bir tenasüp kurar. Üçüncü beyitte bahçıvan, sevgilinin boyunu ve yürüyüşünü görünce bahçesindeki çınardan ve serviden ümidini keser; çünkü hiçbir ağaç bu boy kadar düzgün ve salınarak yürüyen bir servi değildir. "Serv-i ḫırāmān", yürüyen servi, divan şiirinde sevgilinin boyu için en sık kullanılan benzetmelerdendir.

Dördüncü beyit kılıç ile su arasındaki eski benzetmeye dayanır. Parlak kılıcın yüzeyine "su" denildiği için, âşığın gönlünün kılıç üstünde can vermesi, susuz bir insanın akan suya koşmasına benzetilir. Ölüm burada bir kavuşma isteği olarak sunulur. Makta beytinde Basîrî sevgilinin yüzü karşısında halini anlatmaktan kendini alamaz. Ay ile delilik arasında kurulan eski inanç, beyte nüktesini verir: deli ayı görünce söylenir, âşık da ay yüzlü sevgiliyi görünce. Sevgilinin yüzünün aya benzetilmesiyle bu söylenme hem bir delilik belirtisi hem de bir aşk itirafı olur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar