Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Gül eger buyısa baña gül-‘iẕārum gül yiter
‘Ārife bir gül yiterse baña yarım gül yiter
Sen temāşā-yı gül it baña gözümden düşdi ki
Ḳaṭre ḳaṭre ḳan yaşum ey gül-‘iẕārum gül yiter
Lāle-zārı n’eylerem gülşen gülinden isterem
Açılan bāġ-ı ruḫundan lāle-zārum gül yiter
Hiç meyl itmez göñül naḫle ey bāġbān
Yüri gül-zāruñ saña baña nigārum gül yiter
Ey Basīrī n’eylerem pür-gül kenār u dāmeni
Kim tolu ḫūn-ı ciger birle kenārum gül yiter

Günümüz Türkçesiyle

1. Gül dedikleri buysa, ey gül yanaklım, bana gül olarak sen yetersin; ârife bir gül yetiyorsa, bana yarım gül yeter. (Latîfî'nin metninde mısra "baña yârüm gül yiter", yani "bana sevgilim gül olarak yeter" diye okunur; ayrıca ilk mısra orada "Gerçi kim dirler cihânda ‘ârife bir gül yeter" biçimindedir. "Ârife bir gül yeter" sözü, "ârife bir işaret yeter" atasözünü çağrıştırır.)

2. Sen gülü seyret; bana, ey gül yanaklım, gözümden damla damla düşen kanlı gözyaşım gül olarak yeter. (Kanlı gözyaşı damlaları kırmızı gül yapraklarına benzetilir.)

3. Lale bahçesini ne yapayım; gül bahçesinin gülünü mü isteyeyim. Yanağının açılan bahçesinden bana hem lale bahçem hem gülüm yeter. (Beyit iki türlü anlaşılabilir: "gülşen gülinden isterem" sözü bir soru gibi de, "gülü gül bahçesinden isterim" diye bir istek gibi de okunabilir; her iki okuyuşta da sevgilinin yanağı bütün bahçelerin yerini tutar.)

4. Ey bahçıvan, gönül hiçbir fidana meyletmez; yürü, gül bahçen senin olsun, bana sevgilim gül olarak yeter.

5. Ey Basîrî, gül dolu eteği ve kucağı ne yapayım; ciğer kanıyla dolu olan kucağım bana gül olarak yeter. (Kanlı gözyaşları kucağı doldurur ve onu gül dolu bir eteğe çevirir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez. Redif "gül yiter", kafiye "-ārum" sesidir: gül-‘iẕārum, lāle-zārum, nigārum, kenārum. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XII numaradadır. Dördüncü beytin ilk mısraı neşirde bir hece eksik görünür; metin aynen bırakılmıştır.

Gazelin matlaı Basîrî'nin tezkirelerde en çok anılan sözlerinden biridir. Latîfî onu "Velehu" kaydıyla Basîrî'nin örnek matlaları arasında verir; Gelibolulu Âlî de Künhü'l-ahbâr'da aktarır; Hüseyin Hüsameddin de Amasya Tarihi'nde Latîfî'den alır. Ancak tezkirelerdeki metin divan nüshasındaki metinden farklıdır. Latîfî'de ilk mısra "Gerçi kim dirler cihânda ‘ârife bir gül yeter", ikinci mısranın sonu da "baña yârüm gül yiter" biçimindedir. Kartal'ın divan nüshasından verdiği metinde ise ikinci mısrada "yarım gül" okunur. Matlada iki mısraın kafiyeli olması gerektiğine göre, gazelin kafiyesi olan "-ārum" sesine uyan okuyuş "yārüm"dür; "yarım" okuyuşu kafiyeyi bozar. Bu durumda divan nüshasında da aynı kelimenin "yārum" diye okunması gerekebilir. Kartal bu farkı dipnotta belirtir, ama tercihini açıklamaz.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütün beyitleri, sevgilinin gerçek gülün yerini tuttuğu düşüncesi üzerine kuruludur. Matla bir atasözüne dayanır. Türkçede "ârife bir işaret yeter" denir; bilen kişiye uzun anlatım gerekmez. Basîrî "işaret" yerine "gül" koyarak sözü değiştirir: ârife bir gül yetiyorsa, âşığa sevgilisi gül olarak yeter. Latîfî'nin metnindeki "Gerçi kim dirler cihânda" (gerçi dünyada derler ki) ifadesi, bu söyleyişin bilinen bir söze dayandığını açıkça belirtir. "Yârüm" okuyuşuyla ikinci mısra "bana sevgilim gül yeter" anlamına gelir; "yarım" okuyuşuyla ise "ârife bir gül yetiyorsa, bana yarım gül yeter", yani "ben ârifden de ârifim" gibi bir anlam ortaya çıkar. Her iki okuyuş da şairane bir nükteye dayanır, ama kafiye düzeni "yârüm" okuyuşunu destekler.

İkinci beyitten itibaren gül, sevgilinin yanağından âşığın kanlı gözyaşlarına doğru kayar. Sevgili gülü seyretsin; âşığın gözünden damla damla düşen kanlı yaşlar ona yeter. Son beyitte bu imge bir kez daha işlenir: gül dolu bir etek, ciğer kanıyla dolmuş kucağın yanında bir anlam taşımaz. "Kenâr" kelimesi hem kucak hem kıyı, kenar anlamına gelir; "dâmen" de etek demektir. Gül toplayanların eteklerini gülle doldurması ile âşığın kucağının kanla dolması arasında bir benzerlik kurulur. Dördüncü beyitte bahçıvana seslenilir: gönül hiçbir fidana meyletmez, bahçe bahçıvanın olsun, âşığa sevgilisi yeter.

Gazelde "gül" kelimesi her beyitte en az bir kez, çoğu zaman iki kez geçer; "gül-‘iẕâr", "gül-zâr", "gülşen", "lâle-zâr" gibi bahçe kelimeleri de bu tekrarı destekler. Kelime tekrarına dayanan bu söyleyiş, gazele bir şarkı akıcılığı kazandırır. Çağdaşı şairlerin çoğunun anlam üzerinde yaptığı ince sanat oyunlarına Basîrî'de pek rastlanmadığını ve söyleyişinin rahat olduğunu belirten TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki değerlendirme, bu gazelin sade ve akıcı yapısıyla da uyuşur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Latîfî, Tezkiretü'ş-şu'arâ ve Tabsıratü'n-nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 148, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
  • Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü'l-ahbâr'ın Tezkire Kısmı, hzl. Mustafa İsen, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi, 1994, s. 152-153, Basîrî maddesi.
  • Abdizâde Hüseyin Hüsâmeddin Yasar, Amasya Tarihi 6-8. Cilt, ed. Songül Keçeci Kurt - Recep Orhan Özel - Metin Hakverdioğlu, Amasya: Amasya Belediyesi, 2022, s. 419. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar